YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/18295
KARAR NO : 2008/804
KARAR TARİHİ : 24.01.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi, 11.09.1991 tarihli dilekçe ile toplam 18.934 m2 yüzölçümündeki taşınmazı 1989 yılında noterden satış senedi ile satın aldığını belirterek asliye hukuk mahkemesinde tescil davası açmıştır.Asliye hukuk mahkemesinin 15.9.1992 tarih 1991/153-187 sayılı ilamı ile davanın kabulü ile çekişmeli 8000 m2’lik taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.01.1994 tarih 1992/16360-288 sayılı ilamı ile “çekişmeli taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığı hususundaki yazı cevaplarının yetersiz olması ,uzman bilirkişi raporlarının çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro çalışmasına göre konumunu belirlemede yetersiz olduğu bu nedenle yeniden kesinleşen orman tahdit harita ve tutanaklarının uzman bilirkişiler marifeti ile uygulanması ve bunun dışında … hususunda araştırma yapılması” gereğine değinilerek hüküm bozulmuş, daha sonra yapılan yargılama sırasında ise yörede yapılan arazi kadastro çalışmalarında çekişmeli taşınmazın 516 ada 257 parsel altında tesbit edildiği hususunun Kadastro Müdürlüğünün 13.05.2003 tarih 1265 sayılı yazısı ile bildirilmesi üzerine asliye hukuk mahkemesinin 28.05.2003 tarih 2003/178-115 sayılı ilamı ile mahkemenin görevsizliğine dosyanın görevli kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kadastro mahkemesince yapılan yargılama sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması nedeni ile davanın reddine, çekişmeli taşınmazın … olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmektedir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Yörede 1951 yılında yapılan orman kadastro çalışması ile 1996 ılında yapılarak kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; uzman orman bilirkişi kurulu çekişmeli taşınmazın 1951 yılında kesinleşen orman kadastro çalışmasında kesinleşen orman sınırları dışında kaldığını, memleket haritasında açık alanda kaldığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklayarak çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumunu gösteren kroki sunmuşlardır.Ancak aynı taşınmaza ilişkin olarak askı ilan süresi içinde hazine tarafından davacı gerçek kişiye karşı (çekişmeli taşınmazın orman ve … niteliğinde olduğu iddiası ile) kadastro tesbitine itiraz davası açıldığı bu davanın kadastro mahkemesinin 1999/153-303 sayılı dosyasında yargılamasının yapıldığı ve bu dosyada farklı bir uzman orman bilirkişi tarafından 1951 yılına ilişkin kesinleşen orman tahdit harita ve tutanaklarının uygulanması neticesinde çekişmeli taşınmazın (B) harfli 916.04 m2’lik bölümünün kesinleşen orman sınır içinde kaldığı, (A) harfli 11805.72 m2’lik bölümün ise
orman sınırları dışında kaldığı hususu açıklanarak taşınmazın bir bölümünü tahdit sınırları içinde gösteren kroki sunduğu ve mahkemece buna göre davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurularak yargılama sırasında tapu kaydının oluştuğu anlaşılmaktadır. Olayda davacı temyize konu olan bu davayı 11.09.1991 tarihinde açmış, çekişmeli taşınmazla ilgili kadastro tesbit tutanağı 10.12.1997 tarihinde maliki davacı gösterilmek sureti ile 2721.76 m2 olarak düzenlenmiştir. Ancak, eldeki bu dava nedeni ile kadastro tesbit tutanağının … hanesi açık olup kadastro mahkemesinin 1999/153-303 sayılı ilamı gereğince tapu oluşturulan tapu kaydının hukuki değeri bulunmamaktadır ve asliye hukuk mahkemesinde fenni bilirkişi … Olum tarafından düzenlenen 17.04.1992 tarihli krokide dava konusu taşınmazın 21.000 m2 olduğu belirtilmiş olduğuna göre, öncelikle 17.04.1992 tarihli … bilirkişi raporunda dava konusu olan taşınmazın kadastro çalışmalarında hangi ada parsel altında tesbit edildiği belirlenmeli, ada parsel numaraları belli olan taşınmazların kadastro tesbit tutanağı asılları dosyaya getirtilmeli, davalı iseler dava dosyaları bu dosya ile birleştirilmeli,sözkonusu taşınmazların eldeki dava nedeni ile … hanelerinin açık olduğu düşünülmeli, kesinleştirilerek tapu kayıtları oluşmuş ise eldeki bu dava nedeni ile kesinleşmelerin hukuki değerinin bulunmadığı olduğu gözönüne alınmalı, bu taşınmazların tesbit malikleri davalı olarak gösterilerek davada taraf olarak yer almaları sağlanmalı, 3402 Sayılı Yasanın 30/2 maddesi gereğince gerçek hak sahibinin belirlenmesi gerektiği gözönüne alınmalıdır. Aksine düşünceler ile kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 24/01/2008 günü oybirliği ile karar verildi.