Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/2041 E. 2007/3760 K. 23.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2041
KARAR NO : 2007/3760
KARAR TARİHİ : 23.03.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü 106 parsel sayılı 22.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesiz olarak tarla ve ev niteliği ile … …’ın zilyetliğinde bulunduğundan söz edilerek 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca tespit edilmiştir. … ’ın, Orman Yönetimini taraf göstererek açtığı dava üzerine … Tapulama Mahkemesinin 1970/781-1983/55 sayılı kararı ile 106 parsel sayılı taşınmazın 6.000 m2 yüzölçümlü bölümünün orman niteliği ile kadastro dışı bırakılmasına, 16.000 m2 yüzölçümlü bölümünün … … adına tapuya tesciline karar verilmiş, 106 parsel sayılı taşınmaz bu mahkeme kararı uyarınca 16.000 m2 yüzölçümlü olarak … … adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın yaklaşık 5.700 m2 yüzölçümlü bölümünün 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığını belirterek, tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, … Tapulama Mahkemesinin 1970/781-1983/55 sayılı kararının eldeki dosya yönünden kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1966 yılında yapılan genel arazi kadastrosu, 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp, 09.02.1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece, davanın kesin hüküm yönünden reddine karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; kesin hüküm H.Y.U.Y.nın 237. maddesinde düzenlenmiştir. Kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için davanın taraflarının, konusunun (müddeabihinin) ve dava sebeplerinin yani davada dayanılan vakıaların aynı olması gerekir.
Kesin hüküm; mahkemeleri, davanın taraflarını, cüzi ve külli haleflerini (akdi ve ırsi ardıllarını) bağlar. Davacı Hazine, … Tapulama Mahkemesinin 1970/781-1983/55 sayılı dosyasında taraf olmadığından, somut olayda; H.Y.U.Y.nın 237. maddesinde düzenlenen kesin hükmün koşulları gerçekleşmemiştir. Diğer taraftan, uzman orman bilirkişi; memleket haritası, orman kadastro haritası ve kadastro paftası ölçeklerini denkleştirerek yaptığı inceleme ve uygulama sonucu, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kaldığını, 1957 tarihli 1/25000 ölçekli memleket haritasında ve … fotoğraflarında (A1) ve (A2) ile işaretlenen bölümlerinin orman sayılan yerler içinde gözüktüğünü açıklamıştır.
Kural olarak; bir yerde, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden sonra yapılıp kesinleşen orman kadastrosu varsa o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşen orman kadastrosu harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirlenecektir.
Nevar ki; davacı Hazine, taşınmazın öncesinin orman olduğu ve bu niteliği nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacak devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer olduğu iddiası ile dava açtığına göre, çekişmeli taşınmazın yalnızca kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalması yeterli olmayıp zilyetlikle kazanıma ilişkin koşullarının oluşup oluşmadığı ve ayrıca 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış orman olup olmadığının da araştırılması gerekir.
Orman bilirkişi kurulu tarafından yöntemine uygun şekilde yapılan uygulama ve araştırma sonucu çekişmeli taşınmazın (A1) ve (A2) ile işaretlenen sırasıyla 3.393,40 m2 ve 576,66 m2 yüzölçümlü bölümlerinin 1957 tarihli memleket haritasında ve … fotoğraflarında orman sayılan yerler içinde kaldığı belirlendiğinden davacı Hazinenin bu bölümlere yönelik davasının kabul edilmesi gerekirken açıklanan hususlar gözetilmeksizin aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ. Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 23/03/2007 günü oybirliğiyle karar verildi.