YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2135
KARAR NO : 2007/4134
KARAR TARİHİ : 29.03.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali – tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.12.2002 tarih ve 2001/8139-9082 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli taşınmazın doğu hududunda … bulunduğuna göre Jeolog Mühendisi ile inceleme yapılarak … ile ilgisinin, derenin etkisinde kalan yerlerden olup olmadığının, dereden kazanılıp kazanılmadığının belirlenmesi; ayrıca, davacıların murisi … Ocak yönünden 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde öngörülen kısıtlama araştırmasının yapılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve krokide (B) harfi ile gösterilen 15.435.78 m2 yüzölçümündeki alan yönünden Hazine adına idari kararla oluşturulan 4338 parsel sayılı taşınmazla ilgili tapu kaydının iptali ile davacılar adlarına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesine dayalı tapu iptali – tescil ve elatmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1960 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu ile dava tarihinden önce 03.04.1986 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Davacı gerçek kişinin zilyetliğe dayalı olarak 01.10.1989 tarihinde açtığı tescil davasında, mahkemece davanın kabulü yolunda kurulan ilk hükmün davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın öncesinin niteliği belirlenmemiştir. Uzman bilirkişiler, yörede 1986 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastro çalışmasına ilişkin harita ve tutanakları uygulamış ve taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu, … yatağı olmadığını bildirmişlerse de 1986 tarihinde yapılan orman kadastro tutanaklarında çekişmeli taşınmaz Maliye Hazinesi tarlası olarak gösterilmiş, davacıların ya da miras bırakanları … Ocak’ın isminden söz edilmemiştir. Yargılama sırasında
çekişmeli taşınmaz da içinde almak üzere Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 1999/651 sayılı dosyasında … … ve arkadaşlarının tescil davasına konu ettikleri (A) ve (C) işaretli yerler, ihdasen 30.12.2002 tarihinde 39.366,44 m2 yüzölçümüyle ve 4338 parsel numarasıyla Hazine adına ham … niteliği ile tescil edildiği halde, 4338 sayılı parselin tesciline ilişkin işlem belgeleri getirtilerek tescil nedeni araştırılmamış, tescile esas olan belgeler ve varsa bilirkişi, tanık beyanları değerlendirilmemiş, hükmüne uyulan bozma kararında taşınmazın niteliğinin kesin olarak belirlenmesine itiraz edildiği halde, 1970 ve 1980’li yıllara ait memleket haritaları ve … fotoğraflarında taşınmazın ne olarak gözüktüğü, o tarihlerde kullanım olup olmadığı hususlarında araştırma yapılmamıştır. O halde;
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ait 1970’li ve 1980’li yıllara ilişkin memleket haritası ve … fotoğrafları kuzeye komşu 1969 sayılı parselin tesbit tutanğı ile varsa dayanağı belgeler ve mahkemenin 1999 / 651 sayılı dava dosyası ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek orman yüksek mühendisi, ziraat mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; taşınmazın o tarihlerde ziraat arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığı belirlenmeli; yukarıda değinilen belgeler, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle steroskopik aletler kullanılmak sureti ile yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, yargılama sırasında çekişmeli taşınmazın içinde bulunduğu alanın 4338 parsel olarak 39.366.44 m2 yüzölçümünde hamtoprak vasfı ile hazine adına ihdasen tapuya tescil edildiği ve 1164 sayılı yasanın 10.maddesi gereğince; Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü lehine şuf’a … tesis edildiği anlaşılmakla, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.03.2003 tarih 2003/1436-1751 sayılı ilamında da belirtildiği gibi bir yerin tapuya tescil edilebilmesi için 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca diğer olumsuz koşulların yanında taşınmazın kamu hizmetine tahsisi edilmeyen bir yer olması gerektiği, zilyetlikle kazanım koşulları oluştuktan sonra dahi tahsis edilmesinin taşınmazın tapuya tesciline engel olacağı, ancak mülkiyetin tesbitine karar verilebileceği göz önüne alınmalı; taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin belgelerdeki bilirkişi ve tanıklar dinlenip bilgi alınmalı; 1969 sayılı komşu parselin tesbitine esas alınan belgeler varsa uygulanıp taşınmaz yönünü ne olarak gösterdiği belirlenmeli; mahkemenin 1999/651 sayılı dosyasındaki deliler de değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de: dava Asliye Hukuk Mahkemesinde görüldüğü halde, karar başlığında “tüketici mahkemesi sıfatı ile” bakıldığının yazılmış olması doğru değilse de bu konu maddi
hata olarak kabul edilip bozma sebebi yapılmamıştır. Zira, dava baştan beri tüketici mahkemesinde açılmamış ve bu sıfat ile davaya bakılmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedeler ile davalılar Hazine ve Orman Yönetimi’nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 29.03.2007 günü oybirliğiyle karar verildi.