Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/239 E. 2007/2153 K. 22.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/239
KARAR NO : 2007/2153
KARAR TARİHİ : 22.02.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı gerçek kişiler 10.11.2000 tarihli dilekçeleriyle, … Köyü 1064, 1065 ve 1066 parsel sayılı taşınmazların, murislerine ait R.Ahir 1290 tarih ve D:71, Y:105 sayılı 2070/10040 sayfa numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı ve eski tarihlerden beri zilyet ettikleri, taksim ile 1064 sayılı parselin …, 1065 sayılı parselin …, 1066 sayılı parselin ise … …’a geçtiği, parsellerin Hazine adına tapuya tesciline ilişkin Kadastro Mahkemesi kararlarının, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği esasına dayandığı, o dosyalarda tapu kaydına tutunmadıkları, bu nedenle somut olay için kesin hüküm oluşturmayacağı iddiasıyla parsellerin Hazine adına oluşan tapu kayıtlarının iptali ve adlarına tapuya kayıt ve tescilini istemişlerdir. … … ise, parsellerin kendisine ait olduğu iddiasıyla adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece; davanın kabulüne, … Köyü 1064, 1065 ve 1066 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptaline, 1064 sayılı parselin …, 1065 sayılı parselin … ve 1066 sayılı parselin ise … … adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 4 numaralı ekip tarafından yapılan ilk tahditin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosunda ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri ise 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 1988 yılında aplikasyon ile sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş mahkeme kararları, orman kadastrosuna, 2/B madde uygulamasına, makiye ayırma işlemlerine ilişkin tutanak ve haritalar ile tapu kayıtlarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla, çekişmeli parsellerin 3116 sayılı yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda makiye ayrılan yerlerden olduğundan söz edilerek orman sınırları dışında bırakıldığı, 1988 yılında yapılıp 1992 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosunda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1064, 1065 ve 1066 sayılı parsellerin sırasıyla … …, … … ve … … adlarına yapılan kadastro tesbitine bir kısım gerçek kişilerin

-2-
2007/239-2153

itiraz … dava açtıkları, Hazinenin de davaya katıldığı, yapılan yargılama sonucu kişilerin davalarının red edilip, Hazinenin davasının kabul edilerek, Kadastro Mahkemesinin 26.04.1994 gün ve 1991/2888-2124 sayılı kararı ile 1064, Kadastro Mahkemesinin 26.04.1994 gün ve 1993/2887-1994/2123 sayılı kararıyla 1065, Kadastro Mahkemesinin 16.12.1993 gün ve 1991/332-1639 sayılı kararıyla da 1066 sayılı parsellerin Hazine adına tesciline karar verildiği, kararların Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği, gerçek kişiler tarafından, kararların kesinleşmesinden sonra, bu parsellere ilişkin R.Ahir 1290 tarih ve D:71, Y:105 sayılı 2070/10040 sayfa numaralı tapu kaydının bulunduğunun öğrenildiği ve taşınmazların makiye ayrıldığının belirlendiği iddiasıyla Yargılamanın Yenilenmesinin talep edildiği, taleplerinin red edildiği belirlenmiştir.
Yukarıda sözü edilen Kadastro Mahkemesi kararlarının, davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı yönünde, davacı gerçek kişiler aleyhine, Hazine yararına kesin hüküm oluşturduğu, bir an için kesinleşen mahkeme kararlarında, davacıların şimdi tutundukları tapu kaydına dayanılmadığından somut olay için kesin hüküm oluşturmadığı düşünülecek olsa dahi, yörede 1976 yılında, 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı ekip tarafından, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 gün ve 208 sayılı kararıyla, 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun iptal edildiğinden söz edilip, 1942 orman kadastrosu yok sayılarak yeniden orman kadastrosunun yapıldığı, bu çalışmada çekişmeli parsellerin ilkin hakem kararı kapsamında kaldığı kabul edilerek, orman kadastro komisyonunca 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre yeniden yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırıldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, itirazlar üzerine, 7 Numaralı Orman Kadastro komisyonunca taşınmazların bulunduğu yerin makiye ayrıldığı ve orman niteliği taşımadığı anlatılarak, yapılan 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasının iptal edilip, çekişmeli taşınmazların orman sınırları dışında bırakıldığı, işlemin bu haliyle ilan edilip kesinleştiği, taşınmazların 1989 yılında yapılan 2/B madde uygulamalarına konu edilmediği, oysa Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 gün ve 208 sayılı kararla, 1942 orman kadastrosunun sadece, … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan tahdidin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazın orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, bir başka orman kadastro komisyonunca yasal olmayan nedenlerle yok sayılıp, orman sınırları dışında bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, bu işleme de değer verilemeyeceği, taşınmazların 1942 orman kadastrosu ile orman olarak sınırlandırıldığı ve halen orman sınırları içinde olduğu, orman kadastro sınırları içindeki eski tarihli tapu kayıtlarının hukuki değerini yitireceği, 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı ekip tarafından 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapılmışsa da, itirazlar üzerine bu işlemin 7 numaralı Komisyon tarafından iptal edildiği, ve taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı, bu nedenle 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasına konu edilmediğinden, tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasının yasal dayanağının bulunmadığı bir yana, bir an için, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapıldığı kabul edilse bile, tutunulan tapu kaydının malikleri ile davacılar arasında ırsi ilişki kurulamadığı, murisleri olarak iddia ettikleri … dışındaki diğer maliklerinin paylarının ne olduğu hususunda bir açıklama getirilmediği, tapu kaydının eski adıyla İstanos, … adıyla Korkuteli İlçesine ait olduğu, mevcut kayıtlara göre mevkiinin tutmadığı, her ne kadar sınırları çekişmeli parsellere hem sınır komşu parseller olarak gösterilmişse de, temyiz incelemesi sırasında getirtilen kayıtlara göre, çekişmeli parsellere sınır olan taşınmazların da … Sağdıçtan yani aynı kökten geldiği, bu parsellerden öte de ise, orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılan alanlarının bulunduğu, komşu parsellerin tutunulan tapu kaydında sınır gösterilen kişiler ile ilgisinin bulunmadığı, kayıtlarla desteklenmeyen soyut yerel bilirkişi sözlerine dayanılamayacağı, bu haliyle tapu kaydının çekişmeli parselleri kapsadığının

-3-
2007/239-2153

söylenemeyeceği, çekişmeli taşınmazlar için davacılar yararını kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı yönünde kesin hüküm bulunduğu gibi, makiye ayrılan yerlerin veya kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla da edinilemeyeceği, şöyle ki; Maki tefrik komisyonunun yasada öngörülen sayı ve nitelikte elemanı bulunmadığı, bu nedenle kuruluşu yasaya aykırı olduğundan yapılan makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, HGK 27.02.2002/1-19 E., 97 K. Sayılı Kararında değinildiği üzere, bu tür yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapular dışındaki tapu kayıtlarının hukuki değerinin de bulunmadığı, davacı tarafın böyle bir tapusunun olmadığı, 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, yasalar gereği Hazineye kalan taşınmazlardan olduğundan kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği, bir an için edinilebileceği kabul edilse dahi, taşınmazın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılma işleminin kesinleştiği tarihten Hazine adına tapuya tescil edildiği tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin hiçbir zaman dolmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 22/02/2007 günü oybirliği ile karar verildi.