Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/374 E. 2007/3998 K. 27.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/374
KARAR NO : 2007/3998
KARAR TARİHİ : 27.03.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kabulü yolunda kurulan 28/09/2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 27/03/2007 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … vekili Av. … … ile karşı taraftan Hazine vekili Av. … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine, … … Mevkii 369 parsel sayılı 3000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 1938 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içinde iken, kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne dava konusu 369 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline ilişkin 30/11/2002 günlü ilk kararın davalı gerçek kişi tarafından temyizi üzerine, hüküm Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2005/1529-2146 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle “Çekişmeli taşınmazın 1938 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içinde bulunduğu, 1957 yılında yapılan genel kadastroda orman niteliği ile kadastro dışı bırakıldığı, 1980 yılında yapılarak kesinleşen 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasında orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1997 yılında 3402 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kadastroda tapu kaydına dayalı olarak harici taksim, satın alma sebebiyle davalıların adına tesbit ve tapuya tescil edildiği orman niteliğindeki taşınmazın özel mülkiyete konu olacak şekilde sicile bağlanmasının yasal olanağının bulunmadığı, bu nitelikteki taşınmazların özel yasaların öngördüğü düzenlemeler hariç her nasılsa sicile geçirilmesi ve kayıt oluşturulmasının yolsuz tescil (Eski 933, … Medeni Yasanın 1025. madde) niteliğinde olacağı, mahkemenin çekişmeli taşınmazın orman içindeyken kişiler adına 13/04/1945 tarihinde oluşturulan kaydına değer verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne ve tapu kaydının iptaline karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak 174 Sayılı Yasanın 2. maddesi “sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmünün getirildiğinden tahdit öncesi tapulara değer verileceğinden tapu kaydı dayanağı, valilik yazısı, vergi kaydı, tapu kaydının intikaline ilişkin sicil kaydının Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne gönderilerek gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle çekişmeli taşınmazın davalıların bayiine orman tahdit öncesi tefviz edilip edilmediğinin tespit edilmesi, gerçekten iskanen tefviz yoluyla verildiğinin saptanması halinde, davalıların 174 Sayılı Yasanın 2. madde hükmünden istifade … etmeyeceği, başka bir anlatımla tespit dayanağı tapuya değer verilip verilmeyeceğinin üzerinde durulması, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kabulüne, dava konusu 369 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescile karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp, 04.01.1938 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasaya göre yapılıp 04.11.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2. madde uygulaması vardır. Taşınmazın bulunduğu Bahçe Köyde arazi kadastrosu 1957 yılında yapılmış, çekişmeli taşınmaz ve etrafı 1938 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalması nedeniyle o tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre orman olarak tescil harici bırakılmış, 1980 yılında kesinleşen 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkartılan yerler hakkında yapılan ve 03.12.1997 tarihinde ilan edilerek 05.01.1998 tarihinde kesinleşen arazi kadastrosunda davalılar adına tescil edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulduğuna, çekişmeli taşınmaz 3116 Sayılı Yasaya göre 1938 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırı içinde iken, 14/11/1980 tarihinde 1744 sayılı Yasanın 2. madde uygulamasında XXXVI poligon numarası verilerek orman rejimi dışına çıkartılan alanda kaldığı, tespite esas alınan tapu kaydı çekişmeli taşınmaz orman sınırları içinde bulunduğu sırada iskan yoluyla Nisan 1945 tarihinde oluşturulduğu, orman sınırları içinde kalan ve orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde tapu ve iskan kayıtlarına değer verileceğini öngören 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesi hükümleri Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün 1987/31 – 13 ve 14.03.1989 gün 1988/35-13, 13.06.1989 gün, 1989/7-25 sayılı kararlarıyla iptal edildiğinden, orman sınırları içinde iken oluşturulan iskan kayıtlarına ve iskanen oluşturulan tapu kayıtları ile diğer tapulara 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasında değer verilemeyeceği, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinde yazılı “orman sınırları dışına çıkartılan taşınmazların, sınırlaması itirazsız kesinleşen tapulu arazi olması halinde, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmünün sadece ilk orman kadastro tarihinden önceki zamanlarda oluşturulan ve öncesi de orman olmayan yerlere ait tapu kayıtları olacağı, çünkü 1744 Sayılı Yasada açıkca tapu kaydından söz edildiği, somut olayda tahdit öncesine ait işlemleri tamamlanarak oluşturulmuş bir tapu kaydı bulunmadığı, tapu kaydının ilk kez 1945 yılında orman sınırları içinde iken oluşturulduğu, bu tür tapulara 1744 Sayılı Yasa uygulamasında değer verilemeyeceği gibi davalıların dayanağı Nisan 1945 tarih ve 28 numaralı 1738 m2 yüzölçümündeki tapu kaydının hendek, …, yol ve … sınırları itibariyle her tarafa uyabilecek nitelikte olduğu ve dava konusu taşınmaza uyduğu da kabul edilemeyeceği, yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 500.00.- YTL. vekalet ücretinin davacı gerçek kişiden alınarak davalı Hazineye verilmesine 27/03/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.