YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4434
KARAR NO : 2007/8174
KARAR TARİHİ : 14.06.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … İlçesi … Köyü 122 ada 5 parsel sayılı 20.279,26 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1937 tarih 524 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak tarla niteliği ile davalıların miras bırakanı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1949 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1977 yılında yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulama karar vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; Dairemizde aynı gün temyiz incelemesi yapılan … Kadastro Mahkemesinin 2002/81 Esas sayılı dosyası içinde bulunan renksiz tahdit haritası sureti incelendiğinde çekişmeli taşınmazın içinden dere geçtiği anlaşılmaktadır. Çekişmeli taşınmazın batısında da eylemli olarak dere bulunduğu halde mahkemece, jeolog bilirkişiden rapor alınmamış, taşınmazın dere yatağı olup olmadığı belirlenmemiştir. Bundan ayrı 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde düzenlenen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşulları (senetsiz belgesiz araştırması, 40/100 dönüm limitin aşılıp aşılmadığı, sulu kuru arazi olup olmadığı vb) yeterince araştırılmamıştır.
Bu nedenle mahkemece; dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin olarak 1980’li yıllara ait hava fotoğrafları ile aynı yıllara ilişkin fotogonometri yöntemiyle düzenlenmiş harita bulundukları yerlerden getirtilmeli, jeolog, ziraat mühendisi, harita mühendisi ve orman mühendisi ile birlikte yeniden yapılacak keşifte, hava fotoğrafları; topoğrafik harita ve kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, stereoskop aletiyle incelenmeli, bilirkişi ve tanık sözleri bu belgelerle denetlenerek fen, ziraat ve orman bilirkişi tarafından taşınmaz üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı belirlenmeli, taşınmazın dere yatağı olup olmadığı, dereden kazanılıp kazanılmadığı yönünde jeolog bilirkişiden rapor alınmalı, kadastro tesbit tarihine kadar geçen zilyetlik süresinin iktisap için yeterli olup olmadığı üzerinde durulmalı, zilyetlik olgusunun maddi olaylara dayalı olmasından hareketle, maddi olayların ancak tanık, bilirkişi ve benzeri anlatımlarla kanıtlanacağı gözetilmeli (H.G.K.
30/03/1994 gün ve 1993/8-939-1994/176 sayılı kararı), komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar davacı kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davalılar ile eklemeli zilyetler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden senetsiz belgesiz araştırması yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 14/06/2007 günü oybirliği ile karar verildi.