YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4959
KARAR NO : 2007/7524
KARAR TARİHİ : 07.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 14.12.2000 gün ve 2000/8356-9719 sayılı bozma kararında özetle: “Hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın çevre taşınmazları gösterecek biçimde 1941 yılında yapılan çalışmayla belirlenen orman sınır hattına hattına irtibatlı krokisinin düzenlenmeyip, orman kadastro haritasındaki konumu gösterildiğinden denetime olanak tanımadığı, ancak, 1941 yılında 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda sadece devlet ormanlarının sınırlandırıldığı, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların devletleştirildiği, devletleştirilen ormanlardan bazılarının sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulduğu, iadenin koşullarının yasada gösterildiği, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek 1977 yılında yapılan orman kadastrosunun 16.11.1977 tarihinde askıya çıkartılarak 16.11.1978 tarihinde kesinleştiği, her ne kadar uzman bilirkişi tarafından çekişmeli taşınmazın memleket haritasında orman olarak nitelendirilmediği bildirilmişse de, Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin 1956 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosunda niçin tapulama dışı bırakıldığının belirlenemediği, mevcut paftalarından da niçin tapulama dışı bırakıldığının anlaşılamadığı, ancak çekişmeli taşınmazın batıdan ormana sınır olup, taşınmaza sınır olan 401, 402 ve 403 sayılı kadastro parsellerinin tesbit krokilerinde çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin orman olarak nitelendirildiği, arazinin konumu, Batıdaki orman alanı ile ayırıcı unsur olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanla ilgili çalışma yöntemleri nazara alındığında, davaya konu taşınmazın da yer aldığı arazi bölümünün orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulünün zorunlu olduğu, her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, 1952 yılından beri tarım alanı olarak kullanıldığı ve 15-20 yıl önce narenciye bahçesine dönüştürüldüğünü ifade etmişler ise de, yukarıda açıklanan nedenlerle, 1977 yılında yapılan orman kadastrosunun kesinleştiği 16.11.1978 tarihine kadar orman sayılacağı tartışmasız olan çekişmeli taşınmazın, üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkralarının Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K., 14.03.1989 gün 35/13 E.K. gün 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, ancak orman kadastrosu yapılıp da tahdit dışında bırakılırsa zilyetlikle iktisabının mümkün olacağı (H.G.K. 12.05.2004 gün ve 2004/8-242/292 S.K.), fakat tahdit dışında bırakılma tarihinden itibaren dava tarihine ve taşınmazın imar planı içine alındığı 1983 yılına kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Hazine taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın REDDİNE, fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 15.11.1998 tarihli ile krokide kırmızıya boyanarak gösterilen 3678 m2 yüzölçümündeki bölümün Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiyle Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 639. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu … Köyünde 1941 yılında askı ilanı yapılarak 1942 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 18.07.1977 tarihinde yapılarak 16.11.1977 tarihinde askıya çıkartılan ve dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında yapılmış ve sonuçları 03.05.1956 – 04.06.1956 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Çekişmeli parsel bu işlemde çay yatağı olarak tapulama dışı bırakılmıştır. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Taşınmazın şehir nazım imar planı dışında kaldığı belirlenmiştir
Yapılan incelemede; yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı son oturumda oluşturulan kısa kararda 2. bendde (Dava konusu edilen ve … ili Merkez … köyünde yer alan ve fen elemanı … tarafından düzenlenen 14.04.2003 tarihli krokide kırmızı renkle boyalı olarak gösterilen 1881 m2 miktarlı taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi uyarınca maliye Hazinesi adına tapu siciline KAYIT ve TESCİLİNE,) dendiği halde, gerekçeli kararda 2. bendde (Dava konusu edilen ve fen elemanı … tarafından düzenlenen 15.11.1998 tarihli krokide kırmızı renkle boyalı olarak gösterilen 3678 m2 miktarlı taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi uyarınca Maliye Hazinesi adına tapuya KATIY ve TESCİLİNE ) denmiştir. Oysa, kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olması mutlak bozma nedeni oluşturur (İ.B.B.G.K. 10.04.1992 t, 1991/7 E. – 1992/4 K.).
SONUÇ. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişi ile davalı ve karşı davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının yatıranlara iadesine 07/06/2007 günü oybirliği ile karar verildi.