YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5012
KARAR NO : 2007/6297
KARAR TARİHİ : 14.05.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : HAZİNE – … BELEDİYE BAŞKANLIĞI
…
MÜDAHİLLER : ……- …
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile müdahiller vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Mahallesi, … arkası mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. ……ve … tescile itiraz ederek davanın reddi istemiyle davaya müdahil olmuşlardır. Mahkemece, davacı … müdahil davacıların davalarının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından esas yönünden, tescile itiraz eden müdahiller vekili tarafından ise, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 29.11.1984 tarihinde yapılmış ve sonuçları 09.12.1987 – 09.02.1988 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmemiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak, tescile itiraz eden müdahil davacılar ……ve …, açılan davanın reddine karar verilmesini istediklerine ve kendi adlarına tescil talebinin de bulunmadığına göre, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden asıl davacı ile birlikte sorumlu tutulmaları doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle; hüküm fıkrasının 4 ve 5. parağraflarının üçüncü satırlarında yer alan “ve müdahil davacılardan” kelimelerinin çıkartılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 14/05/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.