YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5340
KARAR NO : 2007/8137
KARAR TARİHİ : 14.06.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi, zilyetliğe ve vergi kaydına dayanarak genel mahkemede tescil talebi ile dava açmış, yapılan yargılama sonunda yörede arazi kadastro çalışması yapılması ve çekişmeli taşınmazlar ile ilgili kadastro tesbit tutanağı düzenlenmesi nedeni ile asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik kararı ile dosya kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Kadastro çalışmasında çekişmeli taşınmazlar 242 ada 8, 7 ve 6 parsel sayılı sırasıyla 3763,82 m2, 165.41 m2 ve 2285.78 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar badem bahçesi niteliği ile 1937 tarih 6069 nolu vergi kaydı ile davalı oldukları belirtilerek … hanesi boş bırakılarak tesbit edilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 242 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davacı adına, 7 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına, 242 ada 8 sayılı parselin (A) ile gösterilen 2727.78 m2’lik bölümünün davacı, (B) ile gösterilen 1036.03 m2’lik bölümünün Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 16.06.1992 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece davacı gerçek kişinin kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetliğe dayanarak açmış olduğu davada çekişmeli taşınmazların tamamının kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı belirlenmiş, uzman ziraat bilirkişi raporuna göre çekişmeli 242 ada 7 parselin tamamı ile 8 parselin (B) harfli bölümünün çalılık ve makilikten açıldığı ve imar ihyanın tamamlanmadığı saptandığından bu bölümleri yönelik olarak davanın reddi ile bu taşınmazların hazine adına tesciline, diğer taşınmazlar yönünden ise davacı yönünden kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının oluştuğu kabul edilerek davanın kabulü ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Ancak toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve uzman bilirkişi raporlarından çekişmeli taşınmazların yörede 1980 yılında yapılan arazi kadastro çalışmalarında 228 sayılı genelge gereğince belirlenen idari orman sınırlarına göre orman alanı olarak sınırlandırıldığı ve tescil harici bırakıldığı, ancak daha sonra 1992 yılında ilan edilen orman kadastro çalışmasında bu sınırlara uyulmayarak çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı anlaşılmaktadır. Çekişmeli taşınmaz yörede 1980 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında devlet ormanı olarak tescil harici bırakıldığına ve yörede 16.06.1992 tarihinde ilan edilen bir orman kadastro çalışması bulunduğuna göre dava konusu olan taşınmazların öncesinin orman olduğu, paftada Devlet ormanı olarak tescil harici bırakıldığı, yörede orman kadastro çalışması yapılıp taşınmaz orman sınırları dışında bırakılıncaya kadar taşınmazın orman niteliğini koruduğu, bu niteliği ile paftada tescil harici bırakılan taşınmazların orman sınırları dışına çıkarılıncaya kadar olan zilyetliğe değer verilemeyeceği hususu Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları ve HGK’nun 12.05.2004 tarih ve 8-242-292 sayılı kararından anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı gerçek kişinin yörede orman kadastro çalışmaları yapılarak taşınmazların orman sınırları dışında bırakılıncaya kadar olan zilyetliğine değer verilemeyeceği, orman sınırları dışına çıkarma tarihi ile dava tarihi olan 26.11.2001 tarihi arasındaki zilyetliğin ise 20 yıla ulaşmadığı ve ortada 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik süresinin de mevcut olmadığı açıktır. Mahkemece bu hususlar gözönüne alınarak davacı gerçek kişinin açtığı davanın tamamen reddine, çekişmeli taşınmazla ilgili bu dava genel mahkemeden aktarma sureti ile kadastro mahkemesine gönderildiğinden, 3402 Sayılı Yasanın 30/2 maddesi gereğince vasfı belirtilmek sureti ile Hazine adına tapuya tescili yolunda sicil oluşturarak hüküm kurulması gerekirken, aksine düşünceler ile taşınmazın vasfı belirtilmeden davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hüküm usule ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler ile davalılar Orman Yönetimi ile Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 14/06/2007 günü oybirliği ile karar verildi.