Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/578 E. 2007/4986 K. 13.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/578
KARAR NO : 2007/4986
KARAR TARİHİ : 13.04.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi, Hazine, … Nuran …, … … ve Nasibe … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 387 parsel sayılı 460m2 yüzölçümündeki taşınmaz; Çataldere mevkiine ait 272 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak tarla niteliği ile, 375 parsel sayılı 5.674m2 yüzölçümündeki taşınmaz; senetsiz ve belgesizden tarla niteliği ile taşınmazların … oğlu … …’a ırsen ve paylaşım yoluyla intikal ettiği, …’nın ölene kadar kullandığı 10.03.1965 tarihinde ölümüyle mirasçılarına kaldığı, mirasçılarından Şükran …’ın payını 1977 yılında erkek kardeşleri … …, … … ve Müslüm …’a eşit paylarla sattığından söz edilerek Nafia …, … …, … Nuran …, … … …, … … … ve Müslüm … adlarına tespit edilmiştir.
Orman Yönetimi ve … …’ın itirazları üzerine kadastro komisyonunca; taşınmazların … … tarafından 25.02.1946 tarihli senetle ikinci eşi Zehra’ya bağışlandığı, bu bağışlamanın … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1961/1915-1968/359 sayılı kararı ile de kabul edildiği, Zehra …’ın 1970 yılında dul ölümüyle taşınmazların çocuklarına kaldığı, Şükran …’ın payını 1977 yılında erkek kardeşleri … …, … … ve Müslüm …’a eşit paylarla sattığından söz edilerek kadastro tespitinin iptal edilerek (Nafia …’ın payı iptal edilmiştir.) 36 pay itibariyle 6 ‘şar payı … … ve … Nuran …, 8’… payı … … …, … … … ve Müslüm … adlarına tespitine, Orman Yönetiminin itirazı yönünden ise taşınmazların tutanak ve eklerinin yetkisizlikle Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Nafia … 30.11.1982 havale tarihli dilekçe ile; 347, 375, 387 ve 494 parsel sayılı taşınmazlarda miras payının bulunduğu iddiası ile dava açmıştır. … Nuran …; 494 parselde payının bulunduğu, Pamir Rubün; 347 parselin kendisine ait olduğu iddiası ile davaya katılmışlardır. Davanın devamı sırasında 07.12.1995 tarihinde Nafia …’ın ölümüyle mirasçılarının ve … Nuran …’in 494 parselin tespit maliki olan M. … … ile anlaşmaları üzerine 494 parsele ilişkin davadan feragat etmişlerdir. Mahkemece 347 ve 494 parsellere ilişkin dava H.Y.U.Y.’nın 46. maddesi uyarınca ayrılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda çekişmeli 375 ve 387 parsel sayılı taşınmazların, tarafların miras bırakanı … …’a ait olduğu, …’nın tüm taşınmazlardaki payını ikinci eşi Zehra’ya bağışladığının … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1961/1915-1968/359 sayılı kararıyla tespit edildiği, kadastro komisyon kararının da bu yönde olduğu, Nafia …’ın
iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile Nafia … tarafından açılan davanın reddine, çekişmeli taşınmazların (B) ile işaretlenen bölümlerinin ilk orman tahdit haritası içinde oldukları, daha sonra eldeki dava sebebiyle kesinleşmeyen 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldıkları ancak orman bilirkişinin 15.05.2005 tarihli ek raporundan bu bölümlerin 31.12.1981 tarihinden önce ilim ve … bakımından orman niteliğini kaybettiklerinin kabul edilemeyeceğinin anlaşıldığı gerekçesi ile orman yönetiminin davasının kısmen kabulüne, dava konusu 375 ve 387 parsel sayılı taşınmazların … bilirkişi raporunda B ile işaretlenen bölümlerine yönelik orman tahdidi dışına çıkarılma işlemlerinin ve kadastro tespitlerinin iptal edilerek 375 parselin (B) ile işaretlenen 709,40 m2, 387 parselin B ile işaretlenen 308,50 m2 yüzölçümlü bölümlerinin orman niteliği ile Hazine, geriye kalan bölümlerinin tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş hüküm Orman Yönetimi, Hazine, … Nuran …, … … ve Nasibe … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1964 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1979 yılında genel arazi kadastrosu, 21.10.1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşmeyen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece, çekişmeli taşınmazların tarafların miras bırakanı … …’a ait olduğu, …’nın tüm taşınmazlardaki payını ikinci eşi Zehra’ya bağışladığının … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1961/1915-1968/359 sayılı kararıyla tespit edildiği, kadastro komisyon kararının da bu yönde olduğu, Nafia …’ın iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile Nafia … tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş ise de, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1961/1915-1968/359 sayılı kararında Nafia … taraf olmadığından bu karar Nafia’yı bağlamaz. … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1961/1915-1968/359 sayılı dava dosyası bulunamamış ise de dosyada bulunan karar sureti incelendiğinde; kök miras bırakan … oğlu … mirasçıları olan … … (temyize konu dosyada tarafların miras bırakanı) ve arkadaşlarının Ereğli … … Fabrikasının kamulaştırdığı 4 parça taşınmazda zilyet olduklarının tespiti istemiyle dava açtıkları, mahkemece taşınmazların … oğlu … mirasçılarının (bu mirasçılar arasında … kızı Nafia’nın da adı belirtilmiştir.) zilyetliğinde olduğunun keşifte dinlenen tanık ve bilirkişi anlatımlarıyla belirlendiği, … ‘nın davanın devamı sırasında öldüğü, Zehra … ve çocuklarının davaya katıldıkları, Zehra’nın çekişmeli ve dava dışı taşınmazların eşi … tarafından kendisine bağışlandığına dair 2 kıta senet sunduğu, Nafia dışındaki … mirasçılarının da buna itiraz etmediklerinden tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların zilyet ve mülkiyetinin devrinin geçerli olduğu belirtilerek … … payının Zehra …’a ait olduğunun tespitine karar verildiği, mahkemece; Zehra …’ın sunduğu senede ve çocuklarının beyanlarına itibar edildiği, bağış ve sunulan senetler konusunda yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarının alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeplerle … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1961/1915-1968/359 sayılı kararının, temyize konu dosya yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır.
Mahkemece; Zehra …’ın bağış konusunda … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1961/1915-1968/359 sayılı dosyasına sunduğu senetler davalılardan sorulup temyize konu dosya içine konulmamıştır..Kadastro Komisyonunca, çekişmeli taşınmazların kadastro tespit tutanak ve ekleri yetkisizlikle Kadastro Mahkemesine gönderildiğinden 3402 Sayılı Yasanın 30. maddesi uyarınca gerçek hak sahibinin mahkemece resen belirlenmesi gerekir. Bu sebeple davanın ispatlanamadığı yönündeki soyut gerekçe ile davanın reddine karar verilemez. Mahkemece yapılan keşifte sadece bir yerel bilirkişi dinlenmiş taraflardan tanık ve delilleri sorulmamış, kadastro komisyonunca dinlenen bilirkişiler ile taşınmazların tutanak bilirkişileri 3402 Sayılı Yasanın 30/1. maddesi uyarınca resen tanık sıfatıyla dinlenmemişlerdir. Kaldı ki keşifte dinlenen yerel bilirkişi “davalı yerlerin … oğlu …’ya babasından irsen ve paylaşım yoluyla kaldığını, …’nın bu yerleri ölene dek kullandığını, ölümüyle tüm mirasçılarına kaldığını, …’nın iki evlilik yaptığını, birinci evliliğinden kızı Nafia
…’ın olduğunu, Nafia’nın annesi ölünce … …’ın ikinci evliliğini Zehra ile yaptığını, davalıların …’nın Zehra’dan olma çocukları olduğunu, … …’ın taşınmazlarını eşi Zehra’ya bağışladığını duymadığını, çekişmeli taşınmazlarda Nafia’nında payının olduğunu” bildirmiştir.
Kadastro komisyonunca yapılan tahkikatta dinlenen muhtar … Hasçelik, bilirkişiler … Erdağ, … … ve … …; “Nafia …’ın iddia ettiği gibi çekişmeli taşınmazların tarafların babaları …’dan intikalen geldiğini, verese arasında Şükran … hariç herhangi bir satışın olup olmadığını bilmediklerini” açıklamışlardır. Dolayısıyla kadastro komisyonunca dinlenen bilirkişiler ile keşifte dinlenen yerel bilirkişi; miras bırakan …’nın tüm taşınmazlardaki payını ikinci eşi Zehra’ya bağışladığını haber vermemişlerdir.
Bundan ayrı Dairemizde aynı … temyiz incelemesi yapılan … Kadastro Mahkemesinin 2005/55-2006/129 esas sayılı dosyasında hükme dayanak yapılan orman bilirkişi … tarafından düzenlenen raporunda; 1987 yılında yapılan aplikasyonun yanlış yapıldığını açıklamıştır.
Temyize konu dosyada hükme dayanak yapılan ve orman bilirkişi Volkan Aksoy tarafından düzenlenen rapor ekindeki krokide 1987 yılında yapılıp temyize konu dava dosyası sebebiyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B haritası ile uyumlu hat uygulaması yapılmış, taşınmazların (B) ile işaretlenen bölümlerinin 1964 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro haritası içinde iken 1987 yılında yapılıp kesinleşmeyen 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldıkları açıklanmış olup, 1964 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro haritası ile çekişmeli taşınmazların kadastro paftalarının ölçekleri eşitlenerek hat uygulaması yapılmamış ve 1964 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro haritası ile 1987 yılında yapılıp kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B haritasının çelişik olduğuna değinilmemiş, ayrıca temyize konu dava sebebiyle 2/B uygulaması kesinleşmediğinden çekişmeli taşınmazların 2/B ile orman rejimi dışına çıkarıldığı belirtilen bölümlerinin 2/B koşullarını taşıyıp taşımadığı yönünde açıklamada bulunulmamıştır. Mahkeme; gerekçeli kararında orman bilirkişiden çekişmeli taşınmazların 2/B ile çıkarılan bölümlerinin 2/B koşullarını taşıdıklarına dair ek rapor alındığını belirtilmiş ise de Dairemizin iade kararı üzerine ek raporun bulunamadığı bildirilmiştir.
Dosyada 1964 yılına ait orijinal renkli tahdit haritası örneği ve ilgili OTS’lere ilişkin açı, mesafe ve ölçü değerlerini de gösterir şekilde 1964 yılına ve aplikasyona ilişkin çalışma tutanakları bulunmadığından orman raporları denetlenememektedir…. Bu durumda temyize konu dosyada hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporu karar vermeye yeterli olmayıp, çekişmeli taşınmazın ilk tahdit haritasındaki konumu ile ilk orman kadastrosu ile temyize konu dosya nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon arasında çelişki bulunup bulunmadığı yönünde duraksama olmuştur.
Orman Kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki niteliği orman kadastro tutanaklarının ve haritasının uygulanması suretiyle belirlenir..
Bilindiği gibi, aplikasyon; orman kadastrosu daha önceden yapılmış olan yerlerde, 2/B madde uygulaması sırasında, bağlantı kurularak gerekli orman sınır noktalarının yerlerinin arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olup, bu belirleme ve ihya sırasında önceden kesinleşen orman sınır noktalarının aynı yerlerine konulması zorunludur (15.07.2004 … ve 25523 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 47. maddesini karşılayan 02.09.1986 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması hakkındaki Eski Yönetmelik md. 44.). Aplikasyon işlemi … bir orman kadastrosu değildir. Aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları değiştirilemez.
Bu nedenlerle, mahkemece öncelikle 1964 yılına ait orijinal renkli tahdit haritası örneği ve çekişmeli taşınmazlarla ilgili OTS’lere ilişkin açı, mesafe ve ölçü değerlerini de gösterir şekilde 1964 yılına ve aplikasyona ilişkin çalışma tutanakları Orman İdaresinden, çekişmeli taşınmazlara komşu olan parsellerin kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanak vergi kayıtları özel idare müdürlüğünden, dayanak tapu kayıtları tapu sicil müdürlüğünden getirtilerek, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi
bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, 1964 ve 1987 yıllarına ait orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalar ile arazi kadastro paftası tutanakları sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, zeminde bulunacak baş noktadan hareketle tutanaklarda yazılı açı ve mesafeler okunup ölçülerek çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerdeki orman sınır noktaları birer birer arazide bulunarak orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hatları belirlenmeli, orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunamaması halinde nedenleri üzerinde durulmalı, yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri saptanmalı, zeminde bulunmayan bu noktaların yerleri zeminde halen var olan ve orman kadastro tutanağında tarif edilen en yakın sabit orman sınır noktaları esas alınarak ve bu noktalardan hareketle yine orman tahdit tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattı bir bir arazide bulunup röperlenmeli, aplikasyonda orman sınır hatlarının değiştirilip değiştirilmediği belirlenmeli, değiştirildiyse bunun nedenleri üzerinde durulmalı, orman sınır noktalarının zemindeki ve arazi kadastro paftasındaki yerlerine değil ilk orman kadastrosuna ilişkin çalışma tutanaklarında yön ve mesafe olarak tarif edilen ve … fotoğrafları ile desteklenen yerlerine itibar edileceği bilinmeli, aplikasyon ile ilk tahdit haritası arasındaki bu çelişkinin nereden kaynaklandığı, orman kadastrosunda kullanılan … fotoğraflarından, yöreye ait eski tarihli pafta ve haritalardan, imar planlarından, şehir fotoğrafları ve ulaşılabilen tüm kaynaklardan da yararlanılmak suretiyle, 15.07.2004 … ve 25523 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 64. maddesini karşılayan, Eski Kadastro Yönetmeliğinin 54. maddesi gereğince düzenlenen teknik izah name hükümlerine göre belirlenmeli, bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazların orman kadastro haritasına göre konumunu gösteren orman kadastro haritası ile irtibatlı, orman kadastro haritası , aplikasyon ve 2/B haritaları ile çekişmeli taşınmazların genel arazi kadastro paftalarının ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmek suretiyle çekişmeli parsellerin en az 20-25 adet orman sınır noktasından oluşan orman sınır hattına, aplikasyon ve 2/B haritasına göre konumunu gösteren ortak imzalı ölçekli kroki düzenlettirilmeli, kesinleşen orman sınırları içindeyken 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı saptanacak alanlar için 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini tam olarak yitirip yitirmediği, kendi haline bırakıldığında orman yetişmeyeceği, orman olarak ya da … alanı olarak korunmasının ekonomik olup olmayacağı, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini tam olarak yitirip yitirmediği belirlenmeli, teknik ve bilimsel verileri bulanan rapor alınmalıdır.
Yapılacak bu uygulama sonucunda taşınmazların kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kalan kesimlerinin varlığı saptandığı takdirde, bu kez 3402 Sayılı Yasanın 30. maddesi dikkate alınarak, taşınmaz başında yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı yönünde ziraat mühendisinden bilimsel verilere dayalı rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; tarafların bildirecekleri tanıklar ile kadastro tespit bilirkişileri ve Kadastro komisyonunca yapılan tahkikatta dinlenen muhtar … , bilirkişiler … , … … ve … … resen tanık sıfatıyla taşınmazlar başında dinlenmeli; Zehra …’ın bağış konusunda … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1961/1915-1968/359 sayılı dosyasına sunduğu senetler davalılardan istenip keşifte uygulanmalı, çekişmeli taşınmazların miras bırakan … … tarafından Zehra …’a bağışlanıp bağışlanmadığı, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde, kimler tarafından devam ettirildiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı ve davalılar yanında eklemeli zilyetler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden senetsiz belgesiz araştırması yapılıp, … ve … olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, 3402 Sayılı Yasanın 30. maddesi
uyarıca çekişmeli taşınmazların gerçek hak sahibi .resen belirlenmeli, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönler gözetilmeksizin eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi, Hazine, … Nuran …, … … ve Nasibe …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 13.04.2007 günü oybirliğiyle karar verildi.