YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6000
KARAR NO : 2007/9021
KARAR TARİHİ : 26.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması davanın reddi yolunda kurulan 11/7/2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 22/5/2007 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … vekili Av. … ile karşı taraftan Hazine vekili Av. … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Kasabası … Mevkiinde bulunan toplam 2 parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece 24/12/2002 gün ve 2000/855-2002/874 sayılı karar ile, dava dilekçesinin 1. sırasında yazılı 898,02 m2, 2. sırasında yazılı 1878,70 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmekle Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30/9/2003 gün 2003/5179-6149 sayılı bozma kararında özetle: “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun 1986 yılında yapıldığı, orman kadastrosunun kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin geçmediği, 1986 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında bu tarihte var olan ormanlar gözönünde bulundurularak orman sınırı belirlenmiş olacağından sadece kesinleşen orman kadastro sınırları esas alınarak taşınmazın niteliği belirlenemeyeceğinden, dava konusu yerin öncesinin ne olduğu resmi belgeler uygulanarak saptanması gerektiği, bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilerek yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmesi; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanması; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmesi; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmesi; kesinleşmemiş tahdit söz konusu olduğuna göre, uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren, ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmesi; bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması; çekişmeli taşınmaza komşu 415, 416, 417 ve 418 numaralı parsel tutanak örnekleri ve dayanak tapu ve vergi kayıtları tüm değişiklikleri ile getirtilerek, mahalli bilirkişi yardımıyla uygulanması ve bu belgelerde çekişmeli taşınmazın ne şekilde nitelendirildiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce 15.05.1986 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu ile 24.11.1988 tarihinde yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında yapılmış ve sonuçları 18.11.1956 – 18.02.1957 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Öncesi orman olan bir yerin 4785 ve 5658 sayılı yasa hükümleri gözetilerek 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan çalışma ile, orman sınırı dışında bırakılma işleminin kesinleşme tarihine kadar orman sayılacağı bu durumda,dava konusu taşınmazın, medeni yasanın 713. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için yasa önünde kabul edilebilir yasal zilyetlik süresinin, 24.11.1988 ilan edilen çalışmada orman sınırı dışında bırakılmasının kesinleşmesi ile başlayacağına, temyize konu davanın açıldığı tarihte, yasanın öngördüğü 20 yıllık yasal edinme süresinin dolmadığından, davacı kişi yönünden zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğine göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, yürürlükte bulunan Avukatlık Vekalat Ücret Tarifesine göre belirlenen 500.00.-YTL vekalet ücretinin davacı gerçek kişiden alınarak davalı Hazine vekiline verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 26.06.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.