YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6339
KARAR NO : 2007/9028
KARAR TARİHİ : 26.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddi yolunda kurulan 10/10/2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 26/06/2007 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … vekili Av. … ile karşı taraftan Hazine vekili Av. … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … Köyü 1336 ve 1337 parsel sayılı taşınmazların kadastro sırasında sehven kardeşi … adına tespit edildiği, Hazinenin itirazı üzerine, hükmen Hazine adına tescil edildiği, öncesinde, kadastrodan önce … oğlu … adına kayıtlı olan ve ölümü ile kayıt maliki … oğlu …’in kızı, kendisinin de babaannesi olan …, …’den de babası …’ya geçen, şubat 1307 tarih 135 sayılı tapu kapsamında kaldığı, taşınmazın babası …’a, babasından da kendisine intikalen geldiği, 1952 yılında makiye ayrılmakla, ormanla ilgisinin kesildiği, uzun süredir tarım alanı olarak kullanıldığı iddiasıyla Hazine adına olan tapu kaydının iptalini ve adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, 26/04/2000 gün ve 1999/1382-800 sayılı karar ile davanın kabulüne 1336 ve 1337 parsel sayılı taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle, hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2000/4942 – 5274 sayılı bozma kararında özetle: Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu, bu nedenle davacının dayandığı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile getirtilip yöntemine uygun biçimde zemine uygulanarak, miktarıyla geçerli kapsamının belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1744 Sayılı Yasaya göre 09.12.1976 tarihinde ilan edilerek 09.12.1977 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasının 2. madde uygulaması ile 1989 yılında yapılıp dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Çekişmeli parselin 3116 sayılı yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1976 yılında, 7 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 gün ve 208 sayılı kararı ile 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun iptal edildiğinden söz edilerek, 1942 orman kadastrosu yok sayılıp, yeniden orman sınırlandırması yapılarak taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmışsa da, 1942 tahditinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla Vakıflar İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan tahdidin halen geçerliliğini sürdürdüğü,
taşınmazın orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, bir başka orman kadastro komisyonunca yasal olmayan nedenlerle yok sayılıp, orman sınırları dışında bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, bu işleme de değer verilemeyeceği, taşınmazın 1942 orman kadastrosu ile orman olarak sınırlandırıldığı ve halen orman sınırları içinde olduğu, bu nedenle tapu kapsamında olsa ve kesin hüküm bulunmadığı kabul edilse dahi, tapunun 1942 orman sınırları içinde kalmakla hukuki değerini yitireceği, 1952 yılında çalışan maki komisyonun yasa ve yönetmelikte öngörülen üyelerden oluşmadığından kuruluşunun yasaya uygun olmadığı, bu nedenle yaptığı makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, bir an için makiye ayrıldığı kabul edilse dahi, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulmuş tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, taşınmazın orman niteliğiyle tescili istemiyle Orman Yönetimi ya da Hazine tarafından bir dava açılmadığına göre, davacı gerçek kişinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 500.00.- YTL vekalet ücretinin davacı gerçek kişiden alınarak davalı Hazineye verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 26.06.2007 günü oybirliği ile karar verildi.