YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6526
KARAR NO : 2007/6525
KARAR TARİHİ : 21.05.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVACILAR : … KTK. -… … VE ARK.
DAHİLİ DAVALI VE
MÜDAHİL DAVACILAR : HAZİNE-…… … VE ARK.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi … vekili ile müdahil Hazine vekili ve müdahil davacılar … …, … …, … … …, …… …… …, … …, … …, … … ve davacı … Köy Tüzelkişiliği temsilen köy muhtarı……tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1995 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan kadastro sırasında … Köyü 101 ada 300 ve 298 parsel sayılı, sırasıyla 5.212.500 m2 ve 850,500 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı gerçek kişiler, irsen intikal eden zilyetliğe, harici satışa ve vergi kaydına dayanarak, … Köy Tüzelkişiliği de, gerçek kişilerin kullandıkları alanlar dışında kalan parsel bölümlerinin kadim mera olduğu, iddiasıyla dava açmışlardır. Hazine 300 sayılı parselin mera olduğu iddasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece Hazine ve köy tüzelkişiliğinin 300 sayılı parsele yönelik davasının kabulüne ve bu parselin mera olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına, gerçek kişilerin davalarının reddine ve dava konusu 298 parsele yönelik davacı gerçek kişilerin davalarının kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28.09.1999 gün ve 8313-8004 sayılı bozma kararında özetle: “298 sayılı parsel orman niteliği ile Hazine adına, tespit edildiği, Hazinenin bu parsele yönelik davası ve müdahalesinin bulunmadığı, taşınmazın niteliği orman olarak belirlendiğinden, zorunlu dava arkadaşlığı nedeniyle Hazineye de husumet yöneltilip, taraf oluşturulması, yine 300 sayılı parsel yönünden Hazine tarafından gerçek kişilerin itiraz ettikleri kesimlerle birlikte parselin tümüne yönelik olarak 30 günlük askı ilan süresi geçirildikten sonra müdahale ettiği, köy tüzelkişiliğinin de askı ilan süresinden sonra genel mahkemede dava açtığı, 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesi gereğince dava ve itiraz edilen bölümler yönünden davaya katılım mümkün ise de, itiraz edilen kesimler dışında kalan bölümler yönünden orman ve arazi kadastrosu kesinleşmiş olacağından, bu bölümler yönünden Hazine ve köy tüzelkişiliğinin davalarının kadastro mahkemesinde görülemeyeceği, bu nedenle, 300 sayılı parselin … bilirkişi krokisinde A, B, E, F, G, H, K, L, M, N, O, R, Ş ve T ile işaretli kesimleri yönünden, Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının reddine, bu kesimler dışında kalan bölümler yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile görev yönünden hükmün bozulmasına” karar verilmiş, mahkemece verilen 31.05.2000 tarihli direnme kararının … ve Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2000 gün ve 2000/20 – 1785 – 1787 sayılı kararı ile ve özetle; “davalı … ve müdahil Hazine
-2-
2007/6526-6525
vekilinin 298 parsel nolu taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının, yukarıda özel daire bozma kararının (1) nolu bendinde gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına, davalı … vekilinin 300 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının bu parsel yönünden onanmasına” karar verilmiş, mahkemece H.G. K. kararına uyulduktan sonra 101 ada 298 parsel yönünden … … ve … … dışındaki müdahiller … …, …… … …… … çekişmeli 101 ada 298 sayılı parselin tespit tutanağının kesinleşme tarihi olan 12.01.1996 tarihinden sonra dava açtıklarından bu kişilerin davalarının süreden reddine, müdahiller … … ve … …’ın dava ettiği ve … bilirkişilerin raporunda (O), (P) ve (M) harfleriyle gösterdikleri yerlere süresi içinde, … … tarafından dava açtığı ve bu bölümler yönünden kadastro çalışması kesinleşmediğinden müdahil … … ve … …’ın davasının kısmen kabulüne, 27.06.2005 tarihli … bilirkişi raporunda, (M) ve (O) harfleriyle gösterilen bölümlerin … … adına, (P) harfiyle gösterilen yerin … … adına, (A-1), (A-2) ve (A-3) harfleriyle gösterilen bölümlere ilişkin müdahiller … ve … …’ın davasının reddiyle tespit gibi orman niteliği ile Hazine adına, 22.12.1998 tarihli raporda (Z) ve (Y) harfleriyle gösterilen bölümlerin ……adına, (D) harfiyle gösterilen yerin … 27.06.2005 tarihli raporda (A-4) harfiyle gösterilen bölümün ….. adına, Yine 22.12.1998 tarihli raporda (S, Ş, T, U ve R) harfleriyle gösterilen bölümlerin … … adına, 14.11.1998 tarihli raporda (Ü) harfiyle gösterilen bölümün ……adına, 22.12.1998 tarihli raporda (V) harfiyle gösterilen bölümün… Taraman adına, (Ç, J, İ ve I) harfleriyle gösterilen bölümlerin…… adına, yine aynı raporda (O) harfiyle gösterilen … …, (N) işaretli yerin … …, (L) işaretli yerin … …, (E) işaretli yerin … …, (B) işaretli yerin … Torman, (A) ve (C) işaretli yerin … …, (G, F, H, K) harfleriyle göstelen bölümlerin … Ulutaş’ı adına tapuya kayıt ve tesciline, … Köyü 101 ada 298 nolu parselin yukarıda şahıslar adına tescil edilen yerler dışında kalan kısımları yönünden açılan davaların reddi ile aynı ada ve parsel numarası ile tespit gibi orman vasfayla Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı köy muhtarlığının 101 ada 298 parsel hakkındaki davasının reddine karar verilmiş, hüküm … vekili ile müdahil Hazine vekili ve müdahil davacılar … …, … …, … … …, …… …… …, … …, … …, … … ve davacı … Köy Tüzelkişiliği temsilen köy muhtarı……tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı içinde bırakılmıştır.
Dava konusu, 101 ada 298 sayılı parsel 850.500 m2 ve 101 ada 300 sayılı parselde 5.212.500 m2 olarak 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, davacı … Köy Tüzelkişiliği 300 sayılı sayılı parselin orman olmayıp köye ait kadim mera olduğu, davacı gerçek kişiler de, 298 ve 300 sayılı parsellerin bazı taşınmazlar içerisinde bölümlerin … arazisi olup, orman olmadığı, bir kısmının irsen intikal ettiğini, bir kısmına ait vergi kaydı bulunduğu savı ile dava açmışlardır. Yapılan yargılama sonucunda 300 sayılı parsele yönelik gerçek kişilerin itirazlarının reddine, köy tüzelkişiliğinin itirazının kabulü ile 101 ada 300 sayılı parselin orman niteliğinin iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline işlenmesine, davacı gerçek kişilerin 298 parsele yönelik davalarının kısmen kabulü ile, 22.12.1998 tarihli … bilirkişi krokisinde Z, D, S, Ş, T, U, R, Ü, V, Ç, J, Q, L, P, N, E, B, A, C, G, F, H, K, A ve B harfleriyle gösterilen bölümlerin köyün son parsel numaralı verilmek suretiyle davacılar adlarına ayrı ayrı tapuya tesciline, bu parseller dışında kalan bölümlerin tespit gibi orman olarak Hazine adına tesciline ilişkin 10.03.1999 günlü kararının, Orman Yönetimince temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesince yukarıda yazılı nedenlerle bozulmuş, mahkemenin 03.05.2000 günlü direnme kararının müdahil Hazine ve davalı … tarafından temyizi üzerine, HGK’nun 13.12.2000 gün ve 2000/20 – 1785 – 1787 sayılı kararı ile 298 sayılı parsel hakkındaki hüküm bozulmuş, 300 sayılı parsel hakkındaki direnme kararı onanmak suretiyle 300 parselle ilgili karar kesinleşmiştir.
Mahkemece 298 parsel yönünden yeniden yapılan keşif ve alınan bilirkişi rapor bu hükme yeterli değildir. 298 sayılı parselin … bilirkişi krokisinde içerisinde zilyetliğe (A ila Z işaretli) taşınmazlar hakkında gerçek kişiler zilyetliği ve vergi kaydına dayanarak açtıkları davaların kısmen kabulüne, … … ve … … dışındaki müdahiller … …, …… … …… …, … Zirek 101 ada 298 parselin kadastro tutanağının kesinleşme tarihi olan 12.01.1996 tarihinden sonra davaya müdahil olup dava açtıklarından davalarının süreden reddine karar verilmiştir. HGK kararında belirtiliği gibi (3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesine göre; kadastro mahkemesine dava açıldıktan sonra tespitten önceki haklara dayanarak asli müdahil olarak katılanların iddialarına dair uyuşmazlıklara bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olduğu, yine Anayasanın 141/son maddesi, davaların en az giderle mümkün olan süratte sonuçlandırılmasını emrettiği, kadastro tutanağının itirazlı olması ve parselin bir bütün olması nedeniyle, davaya konu bölümlerin kadastro mahkemesinde davaya konu olmayan bölümlerinde kesinleştirilerek genel mahkemede görülmesinin usul ekonomisine uygun düşmeyeceği, bu nedenle 3402 Sayılı Kadastro Yasanının 26/D maddesi hükmü uyarınca asli müdahil olarak katılanların iddialarının da kadastro mahkemesinde görülmesi)ne işaret edildiği halde, mahkemece yanılgıya düşülerek bir kısım gerçek kişilerin müdahil sıfatıyla kadastrodan önceki nedenlere dayanarak 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesine göre açtıkları davanın tutanağının bunlar yönünden kesinleştiğinden söz edilerek dava görev yönünden reddedilmiştir. Somut olayda, müdahil davacılar kadastro tespitinden sonra … bir hakka dayanmayıp tespit öncesi nedene dayandıklarına göre, HGK kararında da açıklandığı gibi, müdahil davacılar yönünden 298 sayılı parselin kadastro tespit tutanağının kesinleşmediğinin kabulü gerekir.
Diğer taraftan, uzman orman bilirkişi aracılığıyla resmi belgelere dayalı olarak yapılan incelemede, çekişmeli 298 parsel sayılı taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacılar yararına da 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuşsa da, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece hükme dayanak alınan serbest Orman Mühendisi … … tarafından düzenlenen 17.06.2005 tarihli rapor ekindeki memleket haritası ve amenajman planı orijinal renkli olmayıp, elle renklendirilmiştir. Ayrıca, çekişmeli 298 sayılı parselin tamamı ile 299 sayılı parsel ve diğer komşu parseller birlikte ve dava edilen yerleri ayrı ayrı işlenmek suretiyle pafta ve haritaların ölçekleri denkleştirilip memleket haritası üzerinde gösterilmemiştir. Dairenin iade kararı üzerine alınan ve Harita Kadastro Mühendisi Kubilay Güven ile Orman Mühendisi … … tarafından düzenlenen 26.03.2007 tarihli raporda çekişmeli 101 ada 298 sayılı parselin kapsadığı tüm alan ile komşu 299 sayılı parselin kapsadığı tüm alan geniş yapraklı orman ağacı işaretiyle gösterildiği (A4-A5) ve (A6) harfleriyle işaretli taşınmazların da yine kısmen yeşil renkli alanda kaldığı hükme dayanak rapor ile bu raporun çelişkili olduğu görülmektedir. Bundan ayrı; 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan ve kesinleşmeyen tahdit sınırları haritada kadastro paftası ve memleket haritası üzerinde gösterilmediği gibi, iade kararı ile getirtilen, Erzincan İ44-a-22-c numaralı 1990 tarihli fotogometri yöntemiyle düzenlenen paftanın düzenlendiği tarihte davaya konu olan bölümlerin tasarruf sınırlarının bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, yerel bilirkişi ve tanıkların zilyetliğin süresi ve sürdürülüş biçimine ilişkin sözlerine değer verilebilmesi için; bu anlatımın 1970’li yıllarda çekilen … fotoğraflarının da getirtilip incelenmesi ve bayanların resmi belgelerle de doğrulanması gerekir. Yine … Köy Tüzelkişiliği, 298 sayılı parselin gerçek kişilerin dava ettikleri yerler dışında kalan bölümlerinin mera olduğunu iddia ettiğinden, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yönteme uygun olarak taraflarca bildirilecek tanıkların taşınmaz başında dinlenilerek kadimden beri kullanılan mera olup olmadığı da araştırılmalıdır.
Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Böylesi yapılan incelemede çekişmeli taşınmazın mera ya da orman sayılan yerlerden olmadığının belirlenmesi halinde, zilyetlikle kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastro işlemi 1995-1996 yıllarında yapıldığına göre 1990 yılında fotogometri yöntemiyle düzenlenen paftada taşınmazların davacılar ve müdahiller tarafından kullanılan bölümlerinin tasarruf sınırları pafta üzerinde görülmediğinden 1970’li yıllara ait … fotoğrafları ile aynı yıllara ait memleket haritaları getirtilip, özel aletlerle incelenerek gerçekten o tarihlerde bu yerlerin … ve ziraat arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığının belirlenmeli bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu bu belgelerle denetlenmeli, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişiler ile tarafların aynı yöntemle bildirecekleri tanıklar taşınmaz başında dinlenerek taşınmazın kadimden beri kullanılan mera olup olmadığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl ve şekilde devam ettiği, zeminin ve kullanımın ekonomik amacına uygun bulunup bulunmadığı sorulup, kesin tanık ve olgulara dayalı açık yanıtlar alınıp, tespit tarihine kadar davacı ve müdahil gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca gerçek kişiler ile varsa eklemeli zilyetler yönünden Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden belgesiz araştırılması yapılıp, … ve … olarak kazanılmış … nitelikleri belirlenip, yasanın getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine, … ve … Köy Tüzelkişiliği ile müdahiller … …, … …, … … …, …… …… …, … …, … … ve … …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile 101 ada 298 sayılı parsel hakkındaki hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 21.05.2007 günü oybirliği ile karar verildi.