Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/6687 E. 2007/7707 K. 08.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6687
KARAR NO : 2007/7707
KARAR TARİHİ : 08.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … İlçesi … Köyü 1292 parsel sayılı 18.750 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, iskan yoluyla oluşan Haziran 1942 tarih 378 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak tarla niteliğiyle … ve müşterekleri adlarına tesbit ve tescil edilmiş, satış yoluyla davalı …’ya geçmiştir. 14.02.2005 tarihinde 2859 Sayılı Yasa uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sırasında 19.063,49 m2 yüzölçümlü olarak 130 ada 8 parsel numarasını almıştır.
Kadastro sırasında 1234 parsel sayılı 4.200 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, iskan yoluyla oluşan Kasım 1932 tarih 19 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak tarla niteliğiyle … ve müşterekleri adlarına tesbit ve tescil edilmiş, satış yoluyla davalı …’ya geçmiştir.14.02.2005 tarihinde 2859 sayılı yasa uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sırasında 4.270,22 m2 yüzölçümlü olarak 130 ada 14 parsel numarasını almıştır.
Kadastro sırasında 1235 parsel sayılı 1.240 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 4753 ve 5618 sayılı yasa uyarınca tevzi yoluyla oluşan Ocak 1952 tarih 375 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak tarla niteliğiyle … adına tesbit ve tescil edilmiş, satış yoluyla davalı …’ya geçmiştir. 14.02.2005 tarihinde 2859 Sayılı Yasa uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sırasında 1.260,73 m2 yüzölçümlü olarak 130 ada 10 parsel numarasını almıştır.
Davacı …; çekişmeli 1234, 1235 ve 1292 parsel sayılı taşınmazların kesinleşen orman tahdit haritası içinde kalan bölümlerinin tapu kayıtlarının iptal edilerek orman niteliği ile hazine adına tapuya tescili ve davalının elatmasının önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 1235 (130 ada 10) parselin tamamının tapu kaydının iptal edilerek, 1234 (130 ada 14) parselin fen ve orman bilirkişi tarafından ortak düzenlenen krokili raporda (A) ile işaretlenen 1.564,09 m2 yüzölçümlü bölümü ile 1292 (130 ada) parselin (A) ile işaretlenen 16.176,97 m2 yüzölçümlü bölümünün tapu kayıtlarının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine, davalının bu yerlere yönelik el atmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan tapu kaydının iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 25.5.1947 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, 1968 yılında genel arazi kadastrosu, 26.11.1982 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması bulunmaktadır.
1- İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişi raporuna, çekişmeli 1235 (130 ada 10) parselin tamamının 3116 Sayılı Yasaya göre 1947 yılında ilan edilerek kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa gereğince makiye ayrıldığı, 1952 yılında … isimli kişiye tevzi edildiği, üzerinde 60-80 yaşlarında meşe ve kestane ağaçları bulunduğu, % 15-45 eğimli olduğu belirlendiğine, 1235 parsel sayılı taşınmaz toprak tevzi komisyonunca topraksız kişilere dağıtılmış ise de 4753 Sayılı Yasanın 8. maddesinde ormanların tevzi edileceğine dair bir hüküm bulunmadığına, 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendinin karşı kavramından funda veya makiliklerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağına, bilimsel olarak da % 12’den fazla eğimli makilik sahaların orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle muhafaza (koruma) makisi yani orman sayılması gerektiğine, bu nitelikteki taşınmazların 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrılamayacağına, ayrılmış olsa bile yasal dayanağı bulunmadığından yok hükmünde sayılacağına, orman niteliğini koruyan muhafaza (koruma) makilik alanlarda 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığına göre bu parsele yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİ ile hükmün 1235 parsele ilişkin bölümünün ONANMASINA,
2- Davalı …’nın 1234 ve 1292 parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince; şöyleki; bir örneği dosyada yer alan tahdit haritasında 2865-2866 nolu orman sınır noktalarını birleştiren hat ile karara dayanak alınan uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor ekindeki krokide, aynı noktaları birleştiren hat arasında açı, eğim ve uzaklık bakımından farklılık vardır. Dairemizin iade kararı üzerine alınan ek rapor ile hükme dayanak alınan rapor ekindeki hat uygulaması da birbiriyle uyumlu değildir. Mahkemece bu yönler üzerinde durularak çelişki giderilmemiştir. Tahdit haritası ile çelişen krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu haliyle uzman bilirkişinin orman tahdit haritası ve tutanaklarını nasıl uyguladığı ve taşınmazın kesinleşen orman tahdidinde ne gibi işleme tabi tutulduğu net olarak anlaşılamamaktadır.
Orman tahdidinin kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki niteliği orman tahdit tutanak ve haritalarının uygulanması ile belirlenir.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek iki mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli 1234 ve 1292 parsel sayılı taşınmazların orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde
gösterilerek bilirkişilerden ortak imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1- Yukarıda 1. bölümde açıklanan nedenlerle davalı …’nın 1235 parsele yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Yukarıda 2. bölümde açıklanan nedenlerle davalı …’nın 1234 ve 1292 parsellere yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu parseller yönünden BOZULMASINA, 08.06.2007 günü oybirliğiyle karar verildi.