YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6914
KARAR NO : 2007/8578
KARAR TARİHİ : 20.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … Köyü 1057, 1613, 1527, 1217, 2221, 2656, 1899, 1900, 1925, 2633, 2617 ve 1696 parsellerin kendi zilyedliğinde olmasına rağmen tapulama sırasında Hazine adına tesbit ve tescil edildiğini belirterek tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istemiş, mahkemece, 1696, 2656 parsel yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, 1925, 2633, 1899 parseller hakkındaki davanın ormandan açılmış olmaları nedeniyle reddine, 2221, 1057, 1613, 1527, 1217, 1900 ve 2617 parseller hakkındaki davanın kabulüne, bu parsellerin Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından kabul edilen parsellere yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 19/07/1990 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; temyize konu taşınmazlar 2221, 1057, 1613, 1527, 1217, 1900 ve 2617 parseller olup, kadastro sırasında 2221 parsel 7640 m2 yüzölçümüyle, 2220 parsele uygulanan Kasım 1956 tarih 12 nolu tapu kaydının miktar fazlası olması nedeniyle, 1057 parsel 3560 m2 yüzölçümüyle 952 parsele uygulanan Aralık 1953 tarih 52 nolu tapu kaydının miktar fazlası olması nedeniyle, 1613 parsel 2800 m2 yüzölçümüyle 388 parsele uygulanan Aralık 1953 tarih 37 numaralı tapu kaydının miktar fazlası olamsı nedeniyle, 1527 parsel 3880 m2 yüzölçümüyle 1385 parsele uygulanan Nisan 1983 tarih 3 nolu tapu kaydının miktar fazlası olması neeniyle, 1217 parsel 1240 m2 yüzölçümüyle 1091 parsele uygulanan Mayıs 1940 tarih 9 nolu tapu kaydının miktar fazlası olması nedeniyle, 1900 parsel 4960 m2 yüzölçümüyle 1814 parsele uygulanan Eylül 1956 tarih 22 ve Ocak 1948 tarih 13 nolu tapu kayıtlarının miktar fazlası olması nedeniyle, 2617 parsel ise 5920 m2 yüzölçümüyle 2447 parsele uygulanan 904 tahrir nolu vergi kaydının miktar fazlası olması nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir.
Mahkemece, kayıt uygulamalarına yönelik olarak 25/10/2002 tarihinde, orman incelemesine yönelik olarak da 26/05/2006 tarihinde keşifler yapılmışsa da tapu ve vergi kayıtları yöntemince uygulanmamış, iskanen dağıtıldığı bildirilen kayıtlara ait harita olup olmadığı araştırılmamış, tapu kayıtlarında yazılı sınırların çoğu bilinemediği halde taşınmazların orman olmadığı ve zilyedlik koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesinden hareketle hüküm kurulmuştur.
Yine uzman bilirkişi … tarafından hazırlanan raporda incelendiği bildirilen memleket haritalarının tarihleri belirtilmeksizin, muhtelif tarihlerde basılan haritalar göre 1925, 2633 ve 1899 parselleri orman sayılan yerlerden, diğer taşınmazların ise orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmıştır. Ancak, memleket haritası ve kadastro paftası irtibatlı olmadığından, taşınmazların tümü daire ile işaretli gösterildiğinden uzman bilirkişi raporu denetime elverişli değildir. Ziraat uzmanı raporuna göre taşınmazların üzerinde ekili-dikili hiçbir ürün bulunmamaktadır. Ayrıca, taşınmazların tümü için davacı adına 1990 ve 1993 yılları arasında ecri-misil ihbarnamesi düzenlenmiştir. Bu olgularda taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasını güçlendirmektedir.
O halde, mahkemece yeniden yapılacak keşifte öncelikle; eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı anlaşıldığı takdirde miktar fazlası olduğu bildirilen tapu ve vergi kayıtları yöntemince yerine uygulanmalı, varsa haritalarından yararlanılmalı, bilinemeyen sınırlar konusunda taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, kayıtlar “emvali milliye, bayır, mera, hali, tepe” gibi değişir sınırları içerdiğinden kapsamları 3402 Sayılı Yasanın 20/c, 21. maddeleri gereğince yüzölçümlerine değer verilerek tesbit edilmeli, kayıt miktar fazlası kesimler yönünden zileydlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı araştırılarak, kazanılabilecek yer ise 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerinde öngörülen şekilde araştırma yapılmalı, bu konuda zilyedliğin başlanğıcı, sürdürülür biçimi somut olaylara dayalı olarak zilyedlik tanıklarından sorulup saptanmalı, taşınmazların tamamı için ecri-misil ihbarnamesi düzenlenmiş olduğuna göre davacı tarafından ödenip ödenmediği, ödenmişse dava açılıncaya kadar sessiz kalınmasının, taşınmazların Hazineye ait kabulü anlamına gelip gelmeyeceği değerlendirilmeli ve elde edilecek tüm delillere göre hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20/06/2007 günü oybirliği ile karar verildi.