Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/6972 E. 2007/8964 K. 26.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6972
KARAR NO : 2007/8964
KARAR TARİHİ : 26.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Genel arazi kadastro sırasında, … Köyü 102 ada 62 parsel sayılı 3722,46 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, …’nın zilyetliğinde iken, 15-20 yıl önce zilyetliği terk ettiği ve herhangi bir hak iddiasında bulunmadığı anlaşıldığından hali arazi niteliği ile Hazine adına tespit görmüş ve tutanak 22.10.2002 tarihinde itirazsız kesinleşmiş olup, halen tapuda aynı şekilde kayıtlıdır. Davacı gerçek kişi, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 102 ada 62 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescili talebi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve 102 ada 62 parselin tapusunun iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince orman kadastrosu yapılmış olup, genel arazi kadastrosu ile birlikte ilan edilerek 22.10.2002 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmaza ait tespit tutanağının edinme sütünü hanesinde “taşınmaz …’nın zilyetliğinde iken 15-20 yıl önce zilyetliği terk ettiği ve herhangi bir hak iddiasında bulunmadığı” yazılı olup keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları edinme sütünü hanesinde yazılı bu hususla tamamen farklı olup mahalli bilirkişi ve tanıklara bu farklılığın neden kaynaklandığı sorulmadığı gibi, tespit bilirkişileri de dinlenmemiştir. Ayrıca, taşınmazın son 10 yıldır kullanılmadığı da mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile sabit olup bunun zilyetliğin terki anlamına gelip gelmediği de açıklattırılmamıştır.
Mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman ziraat mühendisleri arasından seçilecek bir ziraat mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte tutanak bilirkişileri H.Y.U.Y.’nın 259. ve 265. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tespit tutanağının edinme sütünü hanesindeki bilgilerin doğru olup olmadığı araştırılmalı ve ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; taşınmazın son 10 yıldır kullanılmadığı sabit olduğundan bunun zilyetliğin terki anlamına gelip gelmediği ve kullanılmamasının nedenleri araştırılmalı; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, murisler yönünden de Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, … ve … olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme, araştırma ve uygulamaya dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26/06/2007 günü oybirliği ile karar verildi.