YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7446
KARAR NO : 2007/9606
KARAR TARİHİ : 05.07.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ile davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … … Mahallesi 506 ada 244 parsel sayılı 3155 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 25.12.1981 tarih, 10 numaralı tapu kaydı ile davacıların murisi … ve müştereği adlarına tesbit edilmiştir. Davacılar, dayanak tapu kaydının 3676 m2 yüzölçümünde olduğu halde, kadastro sırasında 3155 m2 alanda tespit edildiğini, aradaki farkın 506 ada 331 sayılı orman parseli içinde kaldığı iddiasıyla dava açmışlardır. Kadastro Mahkemesinin 14.11.2000 tarih 1998-607-603 sayılı ilamı ile davacı …’ın feragat etmesi nedeniyle davasının reddine, diğer davacılar yönünden ise, nizalı 506 ada 331 parselle ilgili kadastro tesbit tutanağı düzenlenmediğinden görevsizlik kararı verilerek, dava dosyası, Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş mahkemece nizalı taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizin 12.12.2002 tarih 2002/7890-10088 sayılı ilamı ile “dava konusu taşınmazın 506 ada 331 parsel olduğu, 3402 sayılı arazi kadastro çalışmaları neticesinde kadastro tesbit tutanağının düzenlenmediği; ancak, ada ve parsel numarası verildiği, 1951 tarihinde yapılarak kesinleşen orman tahdidinde tahdit içerisine alınan yerlerle ilgili 02.02.1962 tarih ve 2 numaralı orman niteliği ile hazine adına oluşan tapu kaydı ile tapuda kayıtlı bulunduğu, anlaşılmakla bu taşınmazın artık 3402 Sayılı Yasa kapsamında olan bir taşınmaz olduğu ve Kadastro Yasası uyarınca işlem yapıldığı açıkça bellidir. Belirtilen nedenlerle, davacı gerçek kişiler tarafından askı ilan süresi içerisinde dava açılmış olduğu ve 3402 Sayılı Yasa uyarınca askı ilan süresi içerisinde açılan davalarda kadastro mahkemesinin görevli olduğu, görevin kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözönüne alınabileceği hususları gözönüne alınarak mahkemece görevsizlik kararı verilmesi” gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur. Dava dosyası asliye hukuk mahkemesince görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece dava konusu olan 899 m2 yüzölçümündeki taşınmazın yörede 1951 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalan 506 ada 331 parsel içinde kalması nedeni ile davanın reddine ve bu bölümün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, 506 ada 244 parsel sayılı taşınmazın dava konusu olmadığı ve tutanağı kesinleşerek tapuya tescil edildiğinden bu parsel yönünden hüküm kurulmasına gerek olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ile davcı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1951 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 24.10.1996 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
1) Davalı Hazinenin temyiz itirazları yönünden;
Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği Ve Muhakemat Genel Müdürlüğünün 23.3.2007 tarih 10323 sayılı yazısı ile temyiz talebinden vazgeçildiği anlaşılmakla davalı hazinenin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2) Davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı gerçek kişiler 28.05.1936 tarih ve 4 numaralı tapu kaydına dayanarak 506 ada 244 parsel sayılı taşınmazın 3155 m2 olarak adlarına tesbit edildiğini; ancak, tapu kaydının yüzölçümünün 3676 m2 olduğunu ve eksik kalan kısmın adlarına tescili talebi ile dava açmışlar ve yapılan inceleme, araştırma ve uzman bilirkişi raporuna göre dava konusu yerin yörede 1951 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastro çalışmasında orman sınırları içinde kalan 506 ada 331 parsel sayılı taşınmaz içerisindeki 399 m2 yüzölçümündeki yer olduğu belirlenerek, mahkemece bu gerekçeyle davanın reddi yolunda kurulan hüküm de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, dava kadastro tespitine itiraz niteliğinde bulunduğuna ve davacıların talep ettikleri taşınmaz bölümü 506 ada 331 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığına göre, 331 sayılı parselin tamamının orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verlimesi gerekirken, hüküm yerinde sadece davacıların talep ettikleri, 506 ada 331 parsel içindeki 899 m2’lik alan ile ilgili olarak sicil oluşturulması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozumasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenler ile davalı Hazinenin temyiz dilekçesinin vazgeçme nedeni ile REDDİNE,
2) 2.bentte açıklanan nedenler ile hükmün 1. bendindeki … davaların reddine cümlesinden sonra gelen “(506 ada 331 nolu orman parseli içinde kalan 899 m2 alanındaki dava konusu taşınmazın) cümlesi kaldırılarak bunun yerine “506 ada 331 nolu parselin tespit gibi ” cümlesinin yazılmasına ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 05.07.2007 günü oybirliği ile karar verildi.