YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/861
KARAR NO : 2007/2676
KARAR TARİHİ : 06.03.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişmeli …Beldesi,…Mahallesi 130 ada 23 parsel, yörede 1998 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında hak sahibinin kesin olarak bilinememesi nedeniyle Hazine adına tespit ve tapuya tescil edilmiştir. Davacı …, taşınmazın kayınpederi … ‘den satın alınmak suretiyle zilyetliğinde bulunan … alanı olduğu iddiası ile Hazine adına olan tapunun iptali ve adına tescili istemiyle dava açmış, davanın kabulü yolunda kurulan hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden, çekişmeli yerin hükmen orman olduğuna karar verilerek kesinleşen 130 ada 24 parsel ve orman niteliği ile tespit edilip itiraz edilmeksizin kesinleşen 130 ada 2 parsel sayılı orman alanlarına bitişik olduğu anlaşılmaktadır. 130 ada 24 parselle ilgili dava dosyasının incelenmesinde 24 parsel üzerinde eylemli biçimde meşe ve ahlat ağaçlarının bulunduğu, toprağında da kök kalıntılarının ve humus artıklarının olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum, yöredeki orman varlığını göstermektedir.
O halde, mahkemece yapılacak iş; öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığını araştırmaktır. Davanın devamı sırasında yapılan bir orman kadastrosu sözkonusu ise davanın orman tahdidine itiraz davasına dönüşeceği ve uyuşmazlığın çözümünde Kadastro Mahkemesinin görevli olacağı düşünülmelidir. Orman kadastrosu yapılmış ve dava tarihinden önce kesinleşmişse kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanakların uygulanması suretiyle taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı saptanmalıdır.
Orman kadastrosunun yapılmadığı anlaşılır ise, davacı gerçek kişi kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle zilyetliğe dayandığından taşınmazın bu yolla kazanılmaya elverişli yerlerden olup olmadığı, dolayısıyla öncesi itibariyle orman olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda değinilen yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı takdirde, Hazineye karşı gerçek kişinin zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının varlığını kanıtlaması gerekir. Bu sebeple, yeniden yapılacak keşifte, davacının varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği sorulup, yeterli ve kesin yanıtlar alınmalı, … uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip bu yolda bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmeli, tesbit tarihine kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmelidir.
3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davacının zilyetlik yolu ile kazandığı … bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmalı, anılan maddede vurgulanan miktarların aşılıp aşılmadığı saptanmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 06/03/2007 günü oybirliği ile karar verildi.