Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/9002 E. 2007/12583 K. 19.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9002
KARAR NO : 2007/12583
KARAR TARİHİ : 19.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ve tapudaki şerhin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, Hazinenin duruşmalı temyiz isteminin giderden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Dava konusu … 3167 parsel sayılı, 13961,65 m2 yüzölçümlü hali arazi niteliğindeki taşınmaz, 1996 yılında kadastro müdürlüğünce hazırlanan ifraz beyannamesinde teknik hata sonucu 1088 numaralı orman parselinden ifraz edilmiş gibi gösterilerek idari yoldan tapu kaydı oluşturulup, beyanlar hanesine 2/B madde şerhi de verilerek Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı gerçek kişiler, taşınmazın bazı bölümleri hakkında, olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayanarak, tapu kaydının iptali ile adlarına tescili istemiyle, … Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, krokide (A) ile işaretli 4796,29 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 3167 parselden ifraz ve iptali ile Avni … adına, (B), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) ile işaretli toplam 2164,15 m2 yüzölçümündeki bölümlerin 3167 parselden ifraz ve iptal edilerek diğer davacı gerçek kişiler adına tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.09.2005 gün 2005/10196-11352 sayılı kararında “Mahkemece yetersiz bilirkişi raporu dayanak alınarak karar verildiği, sebeple yörede ilk kez 1943 yılında yapılıp kesinleşen ilk orman kadastrosuna, daha sonra 1990 yılında yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde çalışmasına ilişkin aslına uygun olarak renklendirilmiş ve orman sınır noktalarının açıkça okunabildiği onaylı orman kadastro haritaları ile tutanakları, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ait ilk arazi kadastro paftasının orijinalinden fotokopisi bulundukları yerden getirtilerek, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ile yeteri kadar harita mühendisi yada … ehlinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yapılacak keşifte , yöreye ait 1943 tarihli orman kadastro tutanaklarındaki tarif ile 1/10.000 ölçekli haritada 3412 orman sınır noktasının bir kayaya işaretlendiği ve 3428 nolu orman sınır noktasının batısında ise caminin bulunduğu göz önüne alınarak, ilk orman kadastro haritası ve tutanakları yerel bilirkişinin yardımı ve uzman bilirkişilerin eliyle ilk orman kadastrosundaki alet ve ölçü teknikleri ile eski tarihli memleket haritasında bulunan sabit noktaların bulundukları yerler zeminde tespit edilip , değişik açı ve uzaklıklarda en az 15-20 adet orman sınır noktası arazide bulunarak orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattı, dava konusu parseller ve … parselleri de gösterecek biçimde uygulanması suretiyle belirlenmesi, orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunmaması halinde nedeni üzerinde durularak yerlerinden sökülüp yok edilip edilmediklerinin saptanması, zeminde bulunamayan noktaların yerleri, zeminde halen var olan ve en yakın sabit orman sınır noktaları esas alınarak ve bu noktalardan hareketle yine orman kadastro tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattına göre birer birer arazide bulunup röperlenmesi, aynı yöntemle aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin çalışma tutanak ve haritasının uygulanması ve kadastro paftası üzerinde
gösterilmesi, çekişmeli taşınmazın ilk orman kadastro haritasına, aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalara göre konumunu gösteren ve bu belgelerle irtibatlı ve ayrı ayrı renklerle işaretli orman kadastro haritaları, arazi kadastrosu ile ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmiş kroki çizdirilmesi, taşınmazların orman kadastrosuna göre konumunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, yapılan uygulama sonucunda davalı yerin 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası içinde kaldığının belirlenmesi halinde davanın reddedilmesi, orman tahdidi dışında olduğunun belirlenmesi halinde daha önceki bozma kararında belirtildiği şekilde yöredeki ilk orman sınırlandırılması 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan bu yasanın yürürlük tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmış olduğundan, çekişmeli taşınmazın öncesinin araştırılması, bu sebeple eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve amenajman planı getirtilerek keşifte yöntemince uygulanarak taşınmazın fiilen ve öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, yapılan araştırma sonucu fiilen veya öncesinin orman olduğunun saptanması halinde davanın reddedilmesi, davalı yerin kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldığının, fiilen ve öncesinin orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi durumunda bu kez komşu parsellerin durumunun incelenmesi, 36 ve 38 parseller hükmen tescil edildiklerinden dava dosyalarının bulundukları yerlerden getirtilmesi, 36 parsele uygulanan 146 yazım numaralı vergi kaydının güney sınırı “kendi çalılığı”, 38 parsele uygulanan 223 yazım nolu vergi kaydı da davalı taşınmaz yönünü “… veresesi korusu” okuduğundan bu kayıtlar ile dosyalarındaki rapor ve krokilerin yöntemince uygulanıp değerlendirilmesi, 3167 parselin doğusunda ve güneyinde yer alan ve sonradan ifraz yolu ile oluştuğu anlaşılan 3, 4, 7, 61 ve 140 parsellerin ilk kadastro sırasındaki parsel numaralarının ne olduğunun tespit edilmesi, kadastro tespit tutanakları ve dayanağı belgeler getirtilerek yerine uygulanması, bu bölümlerin ilk kadastro paftası ile irtibatlı olarak gösterilmesi, 3116 tahdit haritasında 3420, 3421, 3422, 3423, 3424 nolu orman sınır noktalarının batısında herhangi bir orman parçası bulunmadığı halde, aplikasyon haritasında bu yerde … Koru Devlet Ormanı isimli ve 160 ila 167 orman sınır noktalarını birleştiren hatlar ile sınırlandırılmış bir orman parçası bulunduğu, bu ormanın kuzey ve güney bölümünün nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkarıldığı, bu bölümlere; 170 ada 1 ve 171 ada 1, 2, 3 ve 41 parsel numaraları, orman olarak kalan bölüme ise 3147 parsel numarası verildiği görüldüğünden bu parseller ve bu ormanın hangi nedenle oluştuğu öncesinin ne olduğunun araştırılması bakımından ilgili tutanak ve kayıtlar yerine getirilerek uygulanması, komşu parsellerin kayıt ve belgelerinin sınırlarında orman veya ormana özgü sınır bulunup bulunmadığının araştırılması, davalı taşınmaz yönünü ne olarak okuduklarının belirlenmesi, bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu komşu parsel kayıtlarıyla denetlenmesi, çekişmeli taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kabulüne, Ümraniye …’de bulunan davaya konu 3167 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek, bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda (A) ile işaretlenen 4.796,29 m2 yüzölçümlü bölümünün Avni … adına, (B), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) ile işaretlenen toplam 2.164,15 m2 yüzölçümlü kesimlerinin 2.164,15 pay kabul edilerek payları oranında ayrı ayrı parsel numarası verilerek diğer davacılar adlarına tapuya tescillerine, tapu kaydına konulan “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır” şerhinin ve “1088 parselden ifraz edildiğine ilişkin “şerhin terkinine (silinmesine) karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava , tapu iptali tescil ve tapudaki şerhin silinmesidir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1943 tarihinde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1990 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; kural olarak, bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak, bu sınırlandırmada 4785 Sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme
ulaşılır. Zira, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup; bu yasaya göre, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir. Devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtları hukuki değerlerini yitirirler. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce 1943 yılında yapıldığından, kesinleşen tahdit haritası çekişmeli taşınmazın orman tahdit haritası dışında kalan bölümünün orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalmaktadır. Kaldı ki; 1972 yılında yapılan ilk arazi kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer kadastro paftası üzerinde “Devlet Ormanı” belirtmesi ile kadastro dışı bırakılmıştır. İlk tahdidin 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce yapılmış oluşu ve 1972 yılında yapılan ilk genel arazi kadastrosu sırasında taşınmazın pafta üzerine “devlet ormanı” olduğu yazılarak kadastro dışı bırakılması nedeniyle 1943 yılı orman kadastro sınırları dışında kalsa dahi Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, çekişmeli taşınmazın Devlet Ormanı olduğu sonucuna ulaşılır. Ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi nereye kadar ulaşırsa ulaşsın hukuken değer taşımayacağı, kamu malı niteliğindeki ormanlarda özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağı, tapu ve zilyetlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkralarının, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edildiği ve kalan fıkralarının da 03.03.2005 gün ve 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı gözetilerek gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 19/10/2007 günü oybirliği ile karar verildi.