Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/9841 E. 2007/12185 K. 09.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9841
KARAR NO : 2007/12185
KARAR TARİHİ : 09.10.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü 106 ada 201 parsel sayılı 1.384,21 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile davalı … oğlu … … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılmıştır.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, 3402 Sayılı Yasanın 14. ve devamı maddelerinde düzenlenen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı savıyla dava açmıştır. Çekişmeli taşınmazın yöntemine uygun şekilde yapılan uygulama, inceleme ve araştırma sonucunda orman sayılmayan, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu belirlenmiş ise de, taşınmaz başında yapılan keşifteki davalının beyanı ve yerel bilirkişinin anlatımları ile çekişmeli yeri davalı … oğlu …’in kullanmadığı, … davada taraf olmayan … oğlu … isimli kişinin kullanıldığı belirlenmiştir. Bu durumda, davalının yani tespit malikinin 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde düzenlenen kadastro tespit tarihine kadar 20 yıllık zilyetliği bulunmamaktadır. Mahkemece bu durum gözetilmeksizin dava konusu taşınmazın orman sayılmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gerekmeyen yerlerden olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir .
Hal böyle iken, çekişmeli taşınmazın gerçek maliki, temyize konu davaya katılmadığı takdirde tespit maliki olan davalının kadastro tespit tarihine kadar 20 yıllık zilyetliği bulunmadığı, bu sebeple 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde düzenlenen zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları oluşmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tespit tutanağındaki nitelik ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 09/10/2007 günü oybirliği ile karar verildi.