Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/10041 E. 2008/13961 K. 27.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10041
KARAR NO : 2008/13961
KARAR TARİHİ : 27.10.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı Orman Yönetimi ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, … Köyü 161 ada 71 parsel sayılı 12.408,27 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, çalılık niteliğinde ve orman tahdit sınırları içinde kalmış olması nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı gerçek kişiler, murislerine ait tapu kaydı kapsımında kaldığı iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacılar adlarına tespitine, tescil talebinin genel mahkemmelerde değerlendirilmesi gerektiğinden reddine karar verilmiş, hüküm dahili davalı Orman Yönetimi ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1977 yılında yapılıp 15.12.1980 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 04.09.1947 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1744 Sayılı Yasaya göre 22.03.1979 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde itiraz edilmeyen yerlerde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
İtiraz edilen yerlerde yapılan incelemenin sonuçları ise; 15.12.1980 tarihinde ilan edilmiş, Orman Yönetimi tarafından 13.03.1981 tarihinde 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasına, taşınmazların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik yitirmediği gerekçesiyle kısmen itiraz edilmiş ve Danıştay’ın 19.02.1985 gün ve 1981/606 E., 1985/165 K. sayılı kararı ile 1, 2, 7, 11, 12, 13, 15, 18, 19, 20, 22, 26, 39, 40, 41, 44, 48, 51, 52, 60, 61, 62, 69, 71, 75, 79 ve 80 nolu 2. madde parselleri hakkındaki komisyon kararının tamamı ile 8, 25, 32, 56 ve 58 nolu 2. madde parselleri hakkındaki komisyon kararını kısmen iptal ederek bu bölümler yeniden orman içinde bırakmıştır. Çekişmeli parselin içinde kaldığı 8A1 numaralı 2. madde parseline karşı idarenin yapmış olduğu itiraz ise aynı kararla reddedilerek 8A1 numaralı 2. madde parselinin orman sınırları dışına çıkarma işlemi kesinleşmiştir. Daha sonra 3402 Sayılı Yasa uygulamalarına esas olmak üzere 1988 yılında 96 nolu orman kadastro komisyonunca 3302 Sayılı Yasaya göre 2/B madde uygulaması Danıştay ilamı ile orman sınırı içine alınan yerleri kapsayacak şekilde yapılmış, bir kısım taşınmazların 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından nitelik yitirdiği gerekçesiyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmış ve çalışma sonuçları 06.09.1988 gün ve 469-47 sayılı yazısı ile Kadastro Müdürlüğüne iletilmiş, bu çalışmalar ilan edilip kesinlik kazanmamış ve daha sonra 3402 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre 16.02.1999 – 18.03.1999 tarihleri arasında arazi kadastrosu ile birlikte ilan edilmiş, 2/B uygulamaları eldeki dava nedeniyle kesinleşmemiştir. Düzenlenen bilirkişi raporuna göre çekişmeli parselin ilk orman tahdidi içerisinde iken, 1979 yılında yapılan 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile 15.10.1961 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini tam olarak yitirdiği gerekçesiyle orman sınırları çıkartılan 8A1 numaralı 2. madde parselinin içinde kaldığı ve yine Danıştay’ın 1981/606-165 sayılı kararı ile de orman sınırı dışına çıkarılmasına karar verildiği, sonuç olarak; çekişmeli 161 ada 71 sayılı parselin ilk orman tahdidi sınırları içerisinde kalmasına rağmen, 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğu ve bu koşulları halen taşıdığı, ilk orman tahdidi yapılmadan önce davacılar murisi adına tapulu olduğu, tapu kaydının dava konusu yere ait olup geldisi Ocak 1936 tarih 19 numaralı olan bu kaydın kapsamında kaldığı buna rağmen kadastroda Maliye Hazinesi adına tesbit edildiği, oysa davacı gerçek kişiler adına tescilinin gerektiği bildirilmişse de bu anlatımları içeren uygulamayı gösterir şekilde tahdit haritası ile irtibatlı kroki çizilmemiştir. Bundan ayrı, dosyada yer alan tahdit haritasında çekişmeli taşınmazı ilgilendiren orman sınır noktalarını birleştiren hat ile karara dayanak alınan bilirkişiler tarafından düzenlenen krokide, aynı noktaları birleştiren hat arasında açı, eğim, yön ve uzaklık bakımından benzerlik yoktur. Bilirkişilerce daha sonra 1977 yılında yapılan aplikasyon haritasının esas alınarak rapor düzenlendiği anlaşılmaktadır. Oysa aplikasyon işlemi … bir kadastro işlemi olmayıp, kesinleşen orman kadastrosunda yazılı orman sınır noktalarının yenilenmesi, başka anlatımla güncelleştirilmesinden ibarettir.
Orman bilirkişisince orman kadastrosu ve aplikasyon tutanakları gerektiği gibi uygulanıp, denetlenmeden haritalar uygulanmak suretiyle çekişmeli parselin konumunun gösterilmesi suretiyle yapılan uygulama yöntemine uygun değildir.
Orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon harita ve tutanaklarının birbiri ile çelişmesi halinde orman kadastro haritası ve aplikasyon haritalarına değil, ilk orman kadastrosuna ait tutanaklarda tarif edilen orman sınır noktaları ve tutanaklarda yazılı sınırlara değer verilerek orman sınırlarının belirlenmesi gerekir.
Davacı tarafın dayandığı Ocak 1936 tarih 19 numaralı sicilden gelen tapu kaydı tüm gittileri ile uygulanarak geçerli kapsamı belirlenmeli, bu kaydın miktarı ile geçerli nitelikte bir kayıt olduğundan dava dışı başka parsellere de uygulanıp uygulanmadığı araştırılarak miktarının aşılıp aşılmadığı göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu nedenle; mahkemece, serbest orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisi ile yerel bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılarak 1947 yılı orman kadastro tutanaklarında, keza daha sonra yapılan aplikasyon tutanaklarında sözü edilen tepelerdeki nirengi noktaları, … ve yolların kesişme noktaları, mevki isimleri, bu tutanaklarda tarif edilen kişilere ait tarlaların o tarihteki sınırları ve bu tarlaların birleştiği köşe noktaları ve benzeri sabit noktalar yerel bilirkişi aracılığıyla saptanmalı ve tutanakta isimleri yazılı kişilere ait tarlaların arazi kadastrosunda kim ya da kimler adına, kaç numaralı parsel olarak tespit edildiği de belirlenerek, o parsellere ait tutanak örnekleri getirtilip bilirkişi sözleri denetlenmeli; 1947 yılına ait orman kadastrosu, 1977 yılına ait aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ilişkin harita ve tutanaklar ile arazi kadastro paftaları 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılacak orman kadastrosu ve aynı yasanın 2/B madde uygulaması hakkındaki yönetmelik ve bu yönetmeliğin 54. maddesine göre çıkarılan teknik izah namede tarif edilen yöntemle değişik açı ve uzaklıktaki en az 15-20 adet orman sınır noktasını gösterir şekilde çekişmeli parsele ve bu parselin geniş çevresine uygulanmalı; zeminde bulunmayan orman sınır noktaları bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi ismi ile açı ve mesafelere göre birer birer bulunup yerleri arazi kadastro paftası üzerinde işaretlenmeli; uygulamalarda 1947 orman kadastro harita ve tutanakları ile 1977 aplikasyon ve 2. madde uygulaması harita ve tutanaklarına göre belirlenmeli; bu haritalar aynı ölçekte birleştirilerek her bir uygulama (orman kadastrosu ile aplikasyon ve 2. uygulamaları) farklı renkte kalemlerle gösterilmeli, aynı ya da yakın hatlarda bulunan dava konusu parseller aynı harita üzerine işlenerek müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalıdır. İlk orman kadastro harita ve tutanaklarının, aplikasyon, 2/B madde harita ve tutanakları ile çelişkili olduğunun belirlenmesi halinde, tutanakların düzenlenmesinde esas alınan … fotoğrafları ve memleket haritası ile desteklenen ilk orman kadastro tutanaklarındaki sınırlara değer verilmesi gerektiği düşünülmelidir.
Bundan ayrı; davacı tarafın dayandığı Ocak 1936 tarih19 numaralı sicilden gelen tapu kaydı tüm gittileri ile uygulanarak geçerli kapsamı belirlenmeli, dava dışı 161 ada 71 parsele de revizyon gördüğü göz önünde bulundurularak miktarı ile geçerli kapsamı belirlenmelidir. Tapu kayıtları tutunanın lehine olduğu kadar aleyhine de delil teşkil edeceği düşünülmeli, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince gayri sabit hudutlu kayıtlar miktarları ile geçerli olup, aynı yasanın 21/1. maddesinin “kayıt ve belgelerde miktara itibar edilmesi gerektiği hallerde kayıt ve belgeler değişebilen ve genişletilmeye elverişli sınırı ihtiva ediyorsa miktar fazlası o taraftan ifraz edilir” hükmü gereğince değerlendirme yapılmalıdır. Çekişmeli taşınmaz kuzey ve batı huduttan kesinleşen orman parseline bitişiktir. Bu nedenle, kayıt miktarının aşılıp aşılmadığının diğer revizyonları da nazara alınarak belirlenmesi, kayıt miktar fazlasının sınırda bulunan ormana el atmak suretiyle kazanıldığının kabul edilmesi gerekir. Değinilen yönler göz ardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 27/10/2008 günü oybirliği ile karar verildi.