YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10143
KARAR NO : 2009/2329
KARAR TARİHİ : 13.02.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 29/07/2005 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar … … VE ARKADAŞLARI vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23/12/2008 günü için yapılan tebligat üzerine,duruşmalı temyiz eden gelmedi, karşı taraftan davalı … … VE ARKADAŞLARI vekili avukat …. ile HAZİNE vekili avukat ….,diğer davalı … … geldi,başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı.
K A R A R
Kadastro sırasında dava konusu … Köyü 330 parsel sayılı 257400 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinin dava dosyasında mülkiyeti uyuşmazlık konusu olduğundan … hanesi açık olarak tespit edilmiştir.
Davacı … … VE ARKADAŞLARI dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği taşınmaza 1954 tarih 62,65 ve 59 sayılı tapu ile müşterek … olduklarını ileri sürerek davalıların çekişmeli taşınmaza el atmalarının önlenmesi istemiyle 21/12/1954 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlardır. Yargılama sırasında davaya konu taşınmazın bulunduğu köyde 1977 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmaz hakkında 330 parsel numarası ile kadastro tespit tutanağı düzenlendiğinden görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Diğer yandan … 30 dönüm yüzölçümündeki ve 115 nolu vergi kaydı bulunan taşınmazlarının, 21450 m2 yüzölçümünde 264 parsel numarası ile adlarına tespit edildiğini, geri kalan 8 dönümden fazla kısmın hatalı olarak … … ve arkadaşları ile birlikte müşterek olarak maliki oldukları 330 parsel sayılı taşınmaz içinde tespit edildiğini, diğer davalılar … ve arkadaşlarının ve hazinenin bu yerde hakkının bulunmadığını, bu taşınmazın bir kısmını 1943 yılında … … mirasçısı … ile … ’dan bir kısmını da 1944 yılında … Kalaycı’dan satın alarak bir bütün olarak … olduğunu ileri sürere,k bu kısmın adına tescili istemiyle dava açmış,davalar bağlantı nedeniyle birlikte görülmüştür.
Mahkemece, davanın KISMEN KABULÜNE, dava konusu … Köyü 330 parsel sayılı taşınmazın bilirkişiler … ile …’ın 24/6/2005 tarihli raporunda mavi renkle sınırları gösterilen 40 000 m2 yüzölçümündeki bölümünün … … ile … adına tesciline ,aynı krokide yeşil renkte sınırları gösterilen 40 000 m2 yüzölçümündeki bölümünün … … VE ARKADAŞLARI adına tesciline, aynı krokide yeşil ve mavi çizgili bölümler dışında kalan 177 400 m2 yüzölçümündeki bölümünün tarla niteliği ile HAZİNE adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar … … VE ARKADAŞLARI vekili, davalı … … VE ARKADAŞLARI vekili ile davalı HAZİNE vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davacıların dayandığı tapu kaydının ilk oluşumunun T.sani 1326 tarih 39 sayılı olduğu, malikinin … …,miktarının 40 dönüm ve hudutlarının şarken tarikam,şimalen panayır ve molla … oğlu ,garben … tarlası ve cenuben akdere olduğu ,davalı gerçek kişilerin dayandığı tapu kaydının ilk oluşumunun ise T.Sani 1326 tarih 40 sayılı tapu olduğu , malikinin … … oğlu … …,miktarının 40 dönüm ve hudutlarının şarken tarikam,şimalen panayır ve molla … oğlu ,garben … … tarlası ve cenuben akdere olduğu ,ihale ile satın alınmakla ilk kez kayıtlarının oluştuğu,tanık anlatımlarına göre ise 40 sayılı tapunun maliki olan … …’nin 39 ve 40 sayılı tapulu yerleri ile ihale ile satın aldktan sonra 40 sayılı tapulu yeri oğlu adına tapuya tescil ettirdiği ,daha sonraki tarihlerde yapılan intikaller ile taraflara geçtiği, mahkemece çekişmeli taşınmaz başında yapılan keşifte yerel bilirkişi ve … bilirkişilerince her iki tapu kaydının uygulanması sonucunda her iki tapu kaydın da davaya konu 330 parsel sayılı taşınmazın tamamını 3 hudut itibarıyla kapsadığı belirtilmiş ve halen zeminde davacıların kullandıkları alanın 330 parsel sayılı taşınmazın 24/06/2005 tarihli raporunda mavi renkle sınırları gösterilen 40 000 m2 yüzölçümündeki bölümü olup taşınmazın DOĞU yönüne isabet ettiği, davacıların kullandıkları alanın 330 parsel sayılı taşınmazın 24/06/2005 tarihli raporunda yeşil renkte sınırları gösterilen 40 000 m2 yüzölçümündeki bölümü olup taşınmazın KUZEY BATI yönüne isabet ettiği,oysa tapu kayıtlarının batı hudutları göz önüne alındığında, davalıların dayandığı tapu kaydındaki batı hududunun … … tarlası gösterilmekle, bu tarlanın 330 parsel sayılı taşınmazın batı yönünde bulunan 276 parsel sayılı taşınmazın önceki maliki olduğu, bu durumda davalıların tapusunun kapsadığı alanın 330 parselin batı bölümünde yer alması gerektiği, ancak yapılan uygulamada bu tapunun uyduğu alan olarak zemindeki kullanım durumuna göre taşınmazın doğu bölümünde MAVİ renkli olarak gösterildiği,yine davacıların dayandığı kaydındaki batı hududunun … tarlası gösterilmekle, … Tarlası hududunun aslında davalıların dayandığı tapunun gerçekte kapsadığı yer yanı 330 parsel sayılı taşınmazın batı bölümünde olması gerektiği, ancak yapılan uygulamada bu tapunun uyduğu alan olarak zemindeki kullanım durumuna göre taşınmazın doğu bölümünde YEŞİL renkli olarak gösterildiği ,bu suretle davacı ve davalıların kullandıkları taşınmazların, tapu kayıtlarına göre zeminde batıda yer alması gereken bölümü doğuda ,yine doğuda yer alması gereken bölümü batıda gösterilmek suretiyle yanlış uygulandığı,bu durumun dosyada yer alan dava konusu parseller hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenmeden önce yargılamanın asliye hukuk mahkemesinde yapıldığı sırada, mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen 05/12/1959 tarihli … bilirkişisinin rapor ve krokisinden de açıkça anlaşıldığı, ne var ki, tanık ve yerel bilirkişiler tarafından, tapu kayıtlarının ilk oluştuğundan itibaren tapu kayıt maliklerince zemindeki gösterildiği şekilde kullanıldığının belirtildiği, her iki tapu kaydının miktarının 40’ar dönüm olduğu, m2 olarak hesaplandığında daha az yeri kapsamakta ise de … sıfatıyla zilyetlik süreleri göz önüne alındığında artık tapu kayıtlarına itibar edilemeyeceği, zeminde davacıların ve davalıların ayrı
ayrı 40.000 m2 olarak kullandıklarına, dava tarihi itibarıyla kişiler adına tescil kararı verilen bölümler yönünden, yaralarına zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının gerçekleştiğine, krokide yeşil ve mavi çizgili bölümler dışında kalan 177400 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise, 330 parsel sayılı taşınmazın … bölümünde yer aldığı bu taşınmazın zirai bilirkişisinin raporunda da belirtildiği üzere bir kısım bölümünün fiilen imar ve ihya edilmemiş sazlık niteliğinde … yapılmayan yer olduğu ve herhangi bir şekilde kullanılmadığına, geri kalan yerler yönünden ise, kullanan kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmediği anlaşıldığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 550.00TL. vekalet ücretinin davacılar … … VE ARKADAŞLARI’ndan alınarak davalı Hazineye verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacılar … … VE ARKADAŞLARI vekili ve davalı … … VE ARKADAŞLARI’na yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 13/02/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.