Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/10282 E. 2008/18260 K. 23.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10282
KARAR NO : 2008/18260
KARAR TARİHİ : 23.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 19/2/2008 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 16/12/2008 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden davalı … ile karşı taraftan ORMAN YÖNETİMİ vekili Avukat … … … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı.
K A R A R
Davacı … YÖNETİMİ, kadastro paftalarının yenilenmesi çalışması sırasında davalılar adına tespit edilen … Mahallesi 1085 ada 29 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek orman niteliği ile Hazine adına tescili istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek, dosya Sulh Hukuk Mahkemesine aktarılmış, ancak Sulh Hukuk Mahkemesince dava konusu taşınmazın keşifte belirlenen değerinin 21.839.372.000.- TL. olduğu tespit edildiği ve taşınmazın değerinin mahkemenin değer sınırını aştığından mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Her iki mahkeme arasında görev uyuşmazlığı çıktığından merci tayini istenmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2006/357 Esas, 2006/2177 Karar sayılı 22.02.2006 tarihli ilamı ile yargı yeri olarak Asliye Hukuk Mahkemesinin belirlenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece davanın KABULÜNE, … Mahallesi 1085 ada 29 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescili niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
İncelenen dosya kapsamı ve uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılmıştır.
Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Medeni Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşır ve her zaman iptali istenebilir (Hukuk Genel Kurulunun 30/05/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.).Yolsuz tescille ayni hak kazanılmış olmaz (Prof.Dr.M…. Oğuzman, Prof.Dr…. Seliçi Eşya Hukuku 5.bası 1998 s.141).
-2-
2008/10282 – 18260

Öte yandan, doğal … ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak yoktur. Bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulması da taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremez. (Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Öncesi itibarıyla orman olan ve yapılan orman tahdidinde herhangi bir nedenle orman tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılması mümkün olmadığı gibi, tüm ormanlar 4785 Sayılı Yasa ile devletleştirilmiş olup, 5658 Sayılı Yasaya göre yapılmış bir iade de söz konusu olmadığından, eski tapulara da değer verilemez.
Somut olayda; davaya konu taşınmaz, yörede 1962 yılında yapılan arazi kadastrosunda 1085 ada 29 parsel numarası verilerek tescil edilmişse de, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılan yerlerden olduğu saptanan taşınmazın sonradan davacı adına oluşturulan tapu kaydı, yolsuz tescil niteliğinde bir kayıt olduğu gibi dayanak tapu kaydı 4785 Sayılı Yasa karşısında yasal değerini yitirmiştir.
Özde kamu malı olan taşınmazın özel mülk olarak tescil edilmesi sahibine mülkiyet … kazandırmaz. H.G.K.’nun 21.02.1990 günve 1989/1-700-101 ve 18.10.1989 gün ve 1-419/528 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlarda M.Y.’nın 1023 (931) maddesinde yazılı tapuya güven ilkesi ve 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre de uygulanmaz.
O halde, başlangıçtan itibaren geçersiz olan kaydın iptaline ilişkin hüküm yenilik doğuran (inşai) bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hükümdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19/02/2003 gün ve 2003/20-102 Esas ve 2003/90 Karar sayılı ilamı). Bu nedenle; mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 550.00.- YTL. vekalet ücretinin davalı …’dan alınarak, davacı … YÖNETİMİNE verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalı …’a yükletilmesine 23/12/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.