Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/10361 E. 2008/15423 K. 13.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10361
KARAR NO : 2008/15423
KARAR TARİHİ : 13.11.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : HAZİNE – ORMAN YÖNETİMİ – ANSIZCA K.T.K.

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.11.2006 gün ve 2006/12659-15502 sayılı bozma kararında özetle; “Uzman bilirkişi kurulunca 1953 yılında yapılan orman kadastro çalışması ile 1997 yılında yapılan aplikasyon çalışmasının biribirinden farklı olduğu açıklandıktan sonra aplikasyon uygulamasının kesinleştiğinden bahisle bu uygulama esas alınarak rapor düzenlenmiş ve bu rapor hükme esas alınmıştır. Nevar ki; aplikasyon işlemi … bir kadastro işlemi olmayıp, kesinleşen orman kadastrosunda yazılı OTS noktalarının yenilenmesi, başka bir anlatımla güncelleştirilmesinden ibarettir. Bu nedenle, yeniden uzman bilirkişiler ile 1953 yılına ait orman kadastro çalışması ile 1997 yılına ait aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin harita ve tutanaklarının uygulanması, ilk orman kadastro harita ve tutanaklarının aplikasyon, 2/B madde harita ve tutanakları ile çelişkili olduğunun belirlenmesi halinde tutanakların düzenlenmesinde esas alınan … fotoğraflarıve memleket haritası ile desteklenen ilk orman kadastro tutanaklarındaki sınırlara değer verilmesi gerektiğinin düşünülmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne, krokide (D) harfli 23.285,67 m2’lik bölümün davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesine göre tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 19.09.1953 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 24.02.1999 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan incelemede uzmanlığına başvurulan uzman orman bilirkişi kurulu ile fenni bilirkişi tarafından düzenlenen raporunda çekişmeli taşınmazın (A) ve (B) harfli 814.18 m2 ve 191.67 m2’lik bölümlerinin yörede yapılarak
-2-
2008/10361 – 15423

kesinleşen orman kadastro çalışmasında kesinleşen orman sınırları içinde kaldığını ve orman sayılan yerlerden olduklarını, (C) harfli 8352.37 m2’lik bölümün ise kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalmasına rağmen 1964 tarihli memleket haritasında yeşil renkli ormanlık alanda kaldığını ve orman sayılan yerlerden olduğunu, (D) harfli 23285.67 m2’lik bölümün ise kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığını, resmi belgelerde de açık alanda kaldığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklayarak çekişmeli taşınmazın konumunu kesinleşen orman tahdit hattı ile resmi belgelerde göstermişlerdir.
Mahkemece, (D) harfiyle gösterilen taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı resmi belgelere göre de orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı yararına Türk Medeni Yasasının 713. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki; dosya kapsamından uzman bilirkişi raporlarından çekişmeli taşınmazın temyize konu olan (D) harfli bölümünün batı ile kuzey yönden kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan ormanlık alan ile, ayrıca kuzeyden temyiz edilmeden kesinleşen (C) harfli bölüm ile, doğu ve … yönden ise yörede 1970 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında Devlet Ormanı olarak tescil harici bırakılan ormanlık alan ile çevrili olduğu, halen üzerinde 40-45 yaşında 11 adet kızılçam ağacının ve 50-60 yaşında aşısız delicelerin bulunduğu, etrafında şahıs arazisinin bulunmadığı, eldeki davanın tescil davası olarak açıldığı, herhangi bir mülkiyet belgesinin bulunmadığı anlaşılmakla (D) harfli bölümün 6831 Sayılı Yasanın 17/2 maddesi gereğince orman içi açıklık olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
-3-
2008/10361 – 15423

Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemez.
Mahkemece değinilen yönler ve 4999 Sayılı Yasa gereğince herhangi bir nedenle dışta kalan ormanların kadastro çalışması ile her zaman orman sınırları içine alınabileceği gözetilerek davacı gerçek kişinin davasının reddi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 13/11/2008 günü oybirliği ile karar verildi.