Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/10723 E. 2008/15426 K. 13.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10723
KARAR NO : 2008/15426
KARAR TARİHİ : 13.11.2008

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili davalı adına tapuda kayıtlı … Köyü 1705 ve 1665 parsel sayılı sırasıyla 5850 m2 ve 3600 m2 yüzölçümündeki taşınmazların yörede 1991 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında 2 /B niteliği ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını belirterek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline ve Hazine adına tapuya tescillerine, tapu kayıtlarının beyanlar hanesine 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkartıldığının şerh edilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Yörede 3116 Sayılı Yasa gereğince 1949 yılında yapılan orman kadastro çalışması ile 1991 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madode uygulaması bulunmaktadır.
Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Medeni Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşır ve her zaman iptali istenebilir (Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.).
Yolsuz tescille ayni hak kazanılmış olmaz (Prof. Dr. M…. Oğuzman, Prof.Dr…. Seliçi Eşya Hukuku 5.bası 1998 s.141).
Öte yandan, doğal … ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak yoktur. Bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulması da taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremez (Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Somut olayda; çekişmeli taşınmazların yörede 1949 yılında 3116 Sayılı Yasa gereğince yapılan orman kadastro çalışmasında kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı, ancak daha sonra orman sınırları içinde olmasına rağmen devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden iken 4753 Sayılı Yasa gereğince hataen gerçek kişi adına 07.03.1953 tarih 862 ve 861 nolu tapu kayıtlarının oluştuğu, yörede 1980 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmasında bu tapu kayıtları ile çekişmeli taşınmazların gerçek kişi adına tesbit edilerek tescil edildiği, davalı adına oluşturulan tapu kayıtlarının yolsuz tescil niteliğinde olup, 1980 yılında yapılan kadastro çalışması da 2. kadastrodur. Bu şekilde oluşan tapu kayıtlarının hukuki değeri bulunmadığı gibi hiç bir hukuki sonuç da doğurmaz. Kesinleşen orman sınırları içinde kalan ve orman niteliğinde kamu malı olan taşınmazların özel mülk olarak tescil edilmesi sahibine
-2-
200810723-15426

mülkiyet … kazandırmaz. H.G.K.’nun 21.02.1990 günve 1989/1-700-101 ve 18.10.1989 gün ve 1 – 419/528 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlarda M.Y.’nın 1023 (931) maddesinde yazılı tapuya güven ilkesi ve 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre de uygulanmaz.
Kaldı ki; 05.11.2003 gün 4999 Sayılı Yasanın 3. maddesi ile değiştirilen 6831 Sayılı Yasanın 7 nci maddesinin birinci fıkrasında “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2 nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fenni hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.”hükmü gereğince her zaman orman kadastrosu yapılarak orman sınırları içine alınma olanağı da vardır. Bu nedenle; mahkemece davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 13/11/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.