YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11296
KARAR NO : 2008/19107
KARAR TARİHİ : 30.12.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAHİLİ DAVALI : … VE ARK.
Taraflar arasındaki KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 3/3/2008 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … VE ARKADAŞLARI vekili ile davacı … VE ARKADAŞLARI vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23/12/2008 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … VE ARKADAŞLARI vekili avukat … ile davacı … VE ARKADAŞLARI vekili avukat … geldi, karşı taraftan HAZİNE vekili avukat DİLARA GÜVEN geldi başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında dava konusu, … KÖYÜ 706, 707, 708, 709, 710, 711, 712, 713, 714, 715, 716, 717, 718, 719, 720, 725, 726, 727, 728, 729, 730, 731, 732, 733, 734, 735, 736, 737, 738, 739, 740, 741, 857, 858, 859, 860, 861, 862, 863, 864, 865, 866, 867, 868, 869, 870, 871, 872, 873, 874, 875, 876, 877, 905 parsel sayılı taşınmazlar 25.10.1996 tarih ve 254 numaralı tapu ve 254 parsel numarası ile Hazine adına tapuda kayıtlı olduğundan, bahçe niteliğinde maliki hazine olmak üzere ve beyanlar hanesinde zilyetleri gösterilerek tespit edilmiştir.
Davacılar … ve arkadaşları davaya konu taşınmazların Haziran 1297 tarih ve l2 numadada tapulu ve miras bırakanları … … ait olduğunu,maki tefrik komisyonu kararı ile makiye ayrıldığından devlet ormanı olmadığını ileri sürerek,tespitin iptali ile adlarına tescili ve beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhlerinin iptal edilmesi istemiyle 02.09.1998 tarihinde Üsküdar Kadastro Mahkemesinde dava açmışlardır.
Mahkemece Ümraniye ilçesinde Adliye teşkilatı kurulduğu nedeniyle 28.12.2001 gün ve 1998/156- 2001/134 sayılı yetkisizlik kararı ile dava dosyası Ümraniye Kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
Yargılama sırasında davacılar … … mirasçıları …,… ve …, 09.10.2002 tarihli dilekçe ile , Davacılar … , … ve … 19.10.2004 tarihli dilekçe ile ,davacılar … ve arkadaşları gibi mirasçı olduklarını söyleyerek davaya katılmışlardır.
Mahkemece davanın REDDİNE,çekişmeli … köyü 706,707,708,709,710, 711,712,713,714,715,716,717,718,719,720,725,726,727,728,729,730,731,732,733,734,869,870, 871,872,873,874,875,876,877,905 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi davalı Hazine adına
-2-
2008/11296-19107
tesciline, 706 nolu parselin … oğlu …,707 nolu parselin … oğlu …,708 nolu parselin … oğlu …,709 nolu parselin … oğlu …, 710 nolu parselin … oğlu …, 711 nolu parselin … oğlu …,712 nolu parselin … oğlu … … ,713 nolu parselin … oğlu …,714 nolu parselin … … oğlu … ve …,715 nolu parselin … oğlu …,716 nolu parselin … oğlu …, 717 nolu parselin oğlu …, 718 nolu parselin … oğlu …,719 nolu parselin … … oğlu … ,720 nolu parselin … … oğlu … …, 725 nolu parselin … kızı … … Nayman,726 nolu parselin … kızları … ve …,727 nolu parselin … oğlu …,728 nolu parselin … oğlu …,729 nolu parselin … oğlu …,730 nolu parselin … … çocukları … ve … …,731 nolu parselin … … oğlu …,732 nolu parselin … kızı …,733 nolu parselin … … kızı … …,734 nolu parselin … kızı …, 735 nolu parselin … oğlu …,736 nolu parselin M…. oğlu … … , 737 nolu parselin mihri oğlu …, 738 nolu parselin … oğlu … …,739 nolu parselin … oğlu …, 740 nolu parselin … oğlu …, 741 nolu parselin … oğlu …, 857 nolu parselin … kızı …,… oğlu …, … oğlu …,… kızı …, 858 nolu parselin … … çocukları … ve …, 859 nolu parselin … kızı …,860 nolu parselin … kızı …,861 nolu parselin … oğlu …,862 nolu parselin … oğlu …, 863 nolu parselin … oğlu …,864 nolu parselin … oğlu …,865 nolu parselin … … çocukları … ve …, 866 nolu parselin … oğlu … ve … , 867 nolu parselin …, 868 nolu parselin … oğlu …,869 nolu parselin Yasin oğlu … ve …,870 nolu parselin yasin oğlu … … , 871 nolu parselin … oğlu …, 872 nolu parselin … kızı …, 873 nolu parselin … kızı …, 874 nolu parselin … oğlu …, 875 nolu parselin … oğlu …, 876 nolu parselin … kızı …, 877 nolu parselin … oğlu …, 905 nolu parselin … kızı … adlarına zilyet olduğunun tapunun beyanlar hanesine yazılmasına, karar verilmiş, hüküm davacı … VE ARKADAŞLARI vekili ile davacı … VE ARKADAŞLARI vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava,KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ’a ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 3116 sayılı yasaya göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 6831 sayılı yasanın 1744 sayılı yasa ile değişik 2. madde uygulaması ve 3302 sayılı yasa ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
1-Çekişmeli taşınmazlar dava tarihinden önce 3116 sayılı yasaya göre 1942 yılında yapılıp tüm hak düşürücü süreler geçirilerek kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı ve davacı gerçek kişilerin dayanağı Haziran 1297 tarih 12 sayılı tapu kaydının keşifte yerel ve … bilirkişileri aracılığı ile uygulanması sonucunda tapu kaydının mevkii ve hudutları itibarıyla dava konusu taşınmazlara uymadığının saptandığı,tapu kaydının çekişmeli taşınmazlara uyduğu kabul edilse bile taşınmazların 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda Devlet Ormanı sınırları içinde alınıp kesinleşmesi ile hukuki değerini yitirmesi nedeniyle yasal dayanağı kalmamıştır.
2-5653 Sayılı Yasaya göre yapılan makiye ayırma işlemi ile ilgili harita herhangi bir ölçüye dayanmadığı ve makiye ayrılan sahaların orman tahdit haritalarına işlenmediği için teknik olarak uygulama olanağının bulunmadığı, bu bölgede 21.07.1952 gününde bu bölgede
-3-
2008/11296-19107
başlayan makiye ayırma çalışmalarının hiçbir zaman sonuçlandırılmadığı, İstanbul Anadolu Yakasındaki makiye ayırma işleminin idare tarafından 1963 yılında iptal edildiği, bu bölgedeki makiye ayırma işleminin iptaline ilişkin kararın geçerli olduğu konusunda verilen ve Y.K.D.’nin Aralık 2001 sayısında yayınlanan 20. Hukuk Dairesinin 10.05.2001 gün ve 2001/3179-3713 sayılı kararında açıklanan görüşleri aynen benimseyen H.G.K.’nun 03.07.2002 gün ve 2002/20-558-588 sayılı kararı ile de makiye ayırma işleminin iptal edilip hiçbir zaman sonuçlandırılmadığının kabul edildiği, biran için aksi düşünülse bile 22.03.1996 gün 1993/5-1 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında “… makilik alan olarak belirlenen taşınmazlar hakkında özel yasalar gereğince oluşturulan tapulara değer verileceği” ilkesi karşısında davacıların dayandığı tapu bu nitelikte bir tapu kaydı bulunmadığından değer verilemez.
3- Aslında çekişmeli taşınmazın bir bölümü hakkında 6831 sayılı orman yasasının 1744 sayılı yasa ile değişik 2 maddesinin2.fıkrasına göre değil 1. fıkrasına göre uygulama yapılarak nitelik kaybettiği gerekçesiyle orman sınırı dışına çıkartıldığı 2. fıkraya göre çıkartılmadığı için,2. madde uygulamasının kesinleşmesi durumunda dahi 1744 sayılı yasanın davacı kişi yararına uygulanamayacağından,1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yer, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyeti tapu sahibine intikal etmez.
Çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde yazılı “ Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmü, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkindir. Taşınmazın öncesinin orman olsun olmasın, o yer kesinleşen orman sınırı içinde bulunduğu sırada oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği gibi, taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yer orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemez ve o yerin mülkiyeti tapu sahiplerine intikal etmez. 1744 Sayılı Yasanın 2/6 maddesi gereğince çıkartılan ve 22 Temmuz 1974 tarihli Resmi Gazete Yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Sınırları Dışına Çıkartılacak Yerler Hakkında Tüzük”ün 34. maddesi “Orman Kadastro ekipleri; düzenleyecekleri tutanaklarda orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırları içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için orman sayılan yer haline dönüşmüş ve fakat 6831 Sayılı Orman Yasasının değişik 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılması gerekli olan yerleri, tapu sahibi kimliğini, tapunun tarih ve numarasını yazmak suretiyle ayrı bir madde halinde belirler. Bu gibi yerler … fotoğraflarına ve haritalarına işlenir veya yersel ölçüleri yapılır”. Yine aynı Tüzüğün 41/2. maddesi “inceleme kurulları … esasen orman sayılmayan yerlerden olduğu neticesine vardıkları yerler hakkında 6831 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesine göre inceleme yapamazlar”. Yasanın ve yukarıda yazılı tüzük hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu; 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için;
a- Taşınmazın öncesi orman olup da bilim ve … bakımından nitelik kaybetmesi nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrası gereğince orman reijmi dışına çıkartılan yer olmamalıdır (Bu tür yerler ister itiraz sonucu, isterse itiraz edilmeden kesinleşen orman sınırı içinde kalmışsa o yer tapulu olsa dahi mülkiyeti tapu sahibine intikal etmez.). Çünkü, tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde olduğundan sahibine hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmamıştır.
-4-
2008/11296-19107
b-1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkra hükümlerine uymadığı, yani aslında orman olmadığı ve tapulu bulunduğu halde, yanlışlıkla orman sınırı içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için hukuken orman sayılan yer haline dönüştüğü anlaşılarak, nitelik kaybetme ya da etmeme konusunda inceleme kurulları tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu 2. maddenin ikinci fıkrası gereğince orman sınırları dışında bırakılmalıdır.
c- Çekişmeli taşınmazı içine alan ilk orman kadastrosu itirazsız kesinleşmiş olmalıdır (Çünkü, taşınmazı içine alan orman kadastrosu itiraz sonucu kesinleşirse, bu durum o yerin öncesinin orman olduğunu, dolayısıyla taşınmazın orman sınırı içine alınmasından önce oluşturulan tapu kaydının aslı orman olan yerde yolsuz olarak oluşturulduğu itiraz sonucu belirlenmiş olduğundan, malikine mülkiyet … kazandırmaz).
d- Dayanılan tapu kaydı, taşınmaz orman sınırları içine alınmadan önce oluşturulmuş olmalı ve yüzölçümü ile geçerli olarak çekişmeli taşınmazı kapsamalıdır.
e- Dayanılan tapu kaydı,13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilmemiş olmalıdır ya da devletleştirilmiş sayılmamalıdır.
f- Dayanılan tapu kaydı, 3116 Sayılı Yasanın Muvakkat 1. maddesi ya da başka bir kamulaştırma Yasası gereğince kamulaştırılmış olmamalıdır.
g- Orman sınırlamasının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakma işlemi 1744 Sayılı Yasanın yürürlükten kalktığı 1 Ocak 1984 tarihine kadar tamamlanmış olmalıdır.
1744 Sayılı Yasanın 2/2 maddesinde, açıkça orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırı içine alınan yerlerden söz edilmiştir. Tapu kayıtlarına, iskan kayıtları, iskan defterleri ve tefviz belgeleri de yorum yoluyla ilave edilerek kapsam genişletilemez. Diğer taraftan, orman sınırları içinde kalan ve orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde tapu ve iskan kayıtlarına değer verileceğini öngören 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesi hükümleri Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün 1987/31-13 ve 14.03.1989 gün 1988/35-13, 13.06.1989 gün, 1989/7-25 sayılı kararlarıyla iptal edildiğinden, orman sınırları içinde iken oluşturulan iskan kayıtlarına ve iskanen oluşturulan tapu kayıtlarına 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasında değer verilemez.
O halde; somut uyuşmazlıkta, dava konusu taşınmazın öncesi orman olmaması nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2/2 maddesi hükmü gereğince orman sınırının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışına çıkarılmayıp aynı yasanın 2/1 maddesi hükmüne göre öncesi orman olduğu; ancak, orman niteliğini kaybettiğinden orman rejimi dışına çıkartılması halinde de yine bu taşınmazın, orman sınırları içine alınmasından önce oluşturulan bir tapu kaydı bulunsa dahi, özel mülkiyete konu olmayan ve asıl niteliği orman olan taşınmaz için oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu ve sahibine hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağından bu tür kayıtlara 1744 Sayılı Yasa uygulamasında yine değer verilemeyeceği ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinin 01 Ocak 1984 tarihinde yürürlüğe giren 2896 Sayılı Yasa ile değiştirildiği, 3402 Sayılı Yasanın ilgili fıkralarının yukarıda yazılı Anayasa Mahkemesi kararları ile 1988 ve 1989 yıllarında iptal edildiğinden kadastro tesbitinin yapıldığı 1996 yılında davalı kişilerin yararlanacakları bir yasa hükmü bulunmadığına ve Hazinenin de çekişmeli taşınmazların beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinin iptali istemiyle açtığı davası ya da davaya katılımı bulunmadığına göre, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki davaya konu 864 ve 865 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davalar önce temyize konu Üsküdar Kadastro Mahkemesinin 1998/156(yetkisizlik ile Ümraniye Kadastro Mahkemesine devredilmekle 2002/95 esas olmuştur)esas sayılı dava dosyasında görülmekte iken ana dosyadan tefrik edilmekle orman yönetiminin 865 parsel hakkında açtığı Üsküdar Kadastro Mahkemesinin 1998/46(yetkisizlik ile Ümraniye Kadastro Mahkemesine devredilmekle 2002/93 esas olmuştur) ve yine orman yönetiminin 864 parsel hakkında açtığı Üsküdar Kadastro Mahkemesinin 1998/45(yetkisizlik ile Ümraniye Kadastro Mahkemesine
-5-
2008/11296-19107
devredilmekle 2002/94 esas olmuştur) davaları ile birleştirildiği ve bu dosyaların aynı gün dairemizin 2008/11297 ve 2008/11298 sayılı esasında temyiz incelemesi yapıldığı anlaşılmış olup, artık bu davada dava konusu olmayan 864 ve 865 parsel sayılı taşınmazlar hakkında esas hakkında karar verilmesi doğru değildir. Ancak bu husus bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrasının 1. bendinin birinci paragrafındaki (864,865) rakamları ile,ikinci paragrafındaki (864 nolu parselin … oğlu …,865 nolu parselin … … çocukları … ve …,)kelimelerinin hükümden çıkarılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 550.00.-YTL. vekalet ücretinin davacı … VE ARKADAŞLARI ile davacı … VE ARKADAŞLARI davacıdan alınarak davalı Hazineye verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 30/12/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.