Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/12022 E. 2008/17360 K. 04.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12022
KARAR NO : 2008/17360
KARAR TARİHİ : 04.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve katılan gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı, 23.01.2004 tarihli dilekçesiyle, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … … Köyü Keller deresi mevkiinde bulunan genel kadastroda tapulama dışı bırakılan taşınmazın K.Evvel 1315 tarih ve 31 sıra numarasında kayıtlı taşınmazın … Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 1964/261-184 sayılı kararı doğrultusunda … … oğlu … …, … … oğlu … ve diğer paydaşlar adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve katılan gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra 1979 yılında yapılıp itirazların incelenmesinden sonra 07.01.1982 tarihinde ilan edilerek 07.01.1983 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 2002 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. madde hükümlerine göre yapılıp dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması mevcuttur.
Her ne kadar davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının genel kadastroda niçin uygulanmadığı sorulmamış ve kapsamı yöntemince saptanmamışsa da, sınırlarında mevkii isimleri okuyan 40 dönüm yüzölçümündeki tapu kaydının, keşifte tanık tarafından gösterilen 4015150.37 m2 yüzölçümündeki taşınmazı kapsadığı söylenemeyeceği, sınırları itibariyle uysa bile, mevkii ismi olan ve orman içinde kalan sınırları itibariyle, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince bu tapu kaydının kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, yüzölçümüyle … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 4015150.37 m2 yüzölçümündeki yeri kapsadığı söylenemeyeceğine, kesinleşmiş orman kadastrosunun uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla, çekişmeli taşınmazın tamamının 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, bu işlemin süresinde itiraz edilmemekle kesinleştiği, üzerinden hak düşürcü sürelerin geçtiği, davacı tarafın başvurabileceği her hangi bir itiraz yolunun kalmadığı, bu nedenle bilirkişi krokisinde (B) ile
-2-
2008/12022 – 17360

gösterilen 40 dönüm yüzölçümündeki yeri kapsadığı kabul edilse bile bu alanın dahi kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalmakla tapu kaydının hukuki değerini tamamen yitirdiği, davacı tarafın 23.01.2004 tarihine kadar, tapu kaydının miktarı ile geçerli 40 dönüm yüzölçümündeki bölümü için orman kadasrosuna itiraz davası ya da tazminat davası açmadığı, hukukun kimseye sonsuz başvuru … tanıdığı düşünülemeyeceğine, her ne kadar sınırlaması itirazsız kesinleşen orman alanları için açılacak tapuya tescil ya da tapu iptal tescil davalarında Hazinenin de davalı sıfatıyla yer alması gerekirse de, davacı taraf, neden olduğu usul eksikliği nedeniyle kararın bozulmasını isteyemeyeceğine göre, davacı ve katılan gerçek kişilerin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacı ve katılan davacı gerçek kişilere ayrı ayrı yükletilmesine 04/12/2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.