YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12750
KARAR NO : 2008/13164
KARAR TARİHİ : 16.10.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, 14.12.2004 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 1019 parsel sayılı taşınmazın yörede yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan ve yolsuz olarak davalı adına tescil edilen tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … paşa Vakfının tapulu taşınmazları yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
… Köyünde 1988 yıllarında yapılan arazi kadastrolarında çekişmeli 1019 sayılı parsel 3431 m2 yüzölçümünde tarla niteliğiyle ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbit edilmiş, Vakıflar Yönetiminin açtığı davanın vazgeçme nedeniyle reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 20.1.1992 gün ve 1991/2189-1098 sayılı kararının kesinleşmesiyle … adına tapuya tescile edilmiştir.
1) Kesinleşmiş orman kadastrosuna ilişkin tüm tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı keşif sonucu orman Bilirkişisi … … ve Harita Mühendisi Bilirkişi … …’un düzenlediği 09.09.2008 tarihli ek rapora ekli 3 nolu krokide (B2) ile gösterilen 417 m2 bölümün, hem 1942 yılı ve 1976 yılı orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı, aynı bilirkişi raporuna ekli Ek 4 nolu krokide (A3) ile gösterilen 193 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise 1942 yılında ve 1976 yılında yapılan işlemlerde orman sınırları içinde bırakıldığı, 1988 yılında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlendiğine göre davacı … Yönetiminin parselin bu bölümlerine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle bu bölümlere ilişkin hükmün onanması gerekmiştir.
2) Orman Yönetiminin çekişmeli parselin orman bilirkişi … … ve Fen Bilirkişi … … tarafından düzenlenen 09.09.2008 tarihli ek rapora ekli Ek 2 Numaralı krokide A 2 ile gösterilen 757 m2, Ek 5 numaralı krokide (A4) ile gösterilen 1941 m2 ve Ek 3 numaralı krokide (B1) İle gösterilen 123 m2 yüzölçümündeki bölümlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin 09.09.2008 tarihli ek rapora ekli Ek 2 Numaralı krokide (A2) ile gösterilen 757 m2 ve Ek 5 numaralı krokide (A4) ile gösterilen 1941 m2 bölümlerinin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, Ek 3 numaralı krokide (B1) İle gösterilen 123 m2 yüzölçümündeki bölümün ise 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı halde, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre devletleşen orman alanlarından olduğundan, 1976 yılında yeniden tesis edilen orman sınır hattı ile orman olarak sınırlandırıldığı, yine 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun tamamen iptal edildiği zannıyla hareket eden 7 numaralı orman kadastro komisyonunca 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda (A4) ile gösterilen 1941 m2 bölümün orman sınırları dışında bırakıldığı, (B1) ve (A2) ile gösterilen bölümlerin 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamalarına konu edilmediği belirlenmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bu bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğu, bu kararın Orman Yönetimi için kesin delil oluşturmasa da güçlü delil oluşturacağı gerekçesiyle bu bölümlere ilişkin davanın reddine karar verilmişse de, ormanların mülkiyeti Hazineye intifası, işletilmesi ve korunması görev ve yetkisi ise kendine ati bir yasa ile kurulan Orman Genel Müdürlüğüne aittir, Hazine ve orman Bakanlığı (Çevre ve Orman Bakanlığı) genel bütçeye tabi kuruluşlar olup, Orman Bakanlığının, Hazineden ayrı bir tüzel kişiliğinin olduğundan söz edilemez. Ancak, Orman Genel Müdürlüğü Orman Bakanlığından ayrı yasal olarak taraf sıfatı bulunan bir teşkilat olup, Hazinenin taraf olduğu bir mahkeme kararı, Orman Genel müdürlüğü için kesin hüküm oluşturmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun, sadece Vakıflar İdaresinin dayandığı Muratpaşa Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edilmiş olup, Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun geçerliliğini sürdürmektedir.
1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca kısmen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve Akdeniz sahil şeridine kadar dayanan köy toplu tarım arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile … Köyü Yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … Paşa Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı Yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin (2 nolu 2. madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, mahkemenin kabulünün aksine dava konusu taşınmazın orman rejimi dışına çıkarma işlemi iptal edilen (2) nolu poligon dışında bulunduğu, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parselin (B1) ile gösterilen bölümünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada O tarihte fiilen orman olması nedeniyle orman olarak sınırlandırıldığı ancak 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle bu bölümün kesinleşen orman sahası içinde kaldığı, daha sonraki işlemlerde durumunun değişmediği anlaşılmaktadır.
… Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulmuş ve bu komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yaparak zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlemiş, yasaya aykırı kurulan komisyonun yasaya aykırı olarak makiye ayırdığı yerlerde toprak tevzi işlemleri de yapılmamıştır. 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edildiği; ne var ki, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı gibi, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü biçimde kurulmaması ve yine yasa ve yönetmeliğe uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemez. Somut olayda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
H.G.K nun 28.05.2003 gün ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi, bir yerin maki olarak belirlenmesi tahditin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz. O yerin makilik olması nedeniyle orman sınırı içine alınamayacağının orman kadastrosuna itiraz süresi içinde açılacak davada tartışılabilir. Makilik yada tapulu, tapusuz tarlanın veya başka nitelikteki bir taşınmazın orman sınırları içine alınması ve hak düşürücü sürenin de geçmesinden sonra orman kadastrosu kesinleşir ve o taşınmaz hukuken orman niteliğini kazanır. Yürürlükteki yasalara göre bundan sonra hiçbir merci ve makamın kesinleşen orman sınırını değiştirmesi mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın 1942 yılı tahdidi içinde kalıp makiye ayrıldığı gerekçesiyle Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin sözü edilen kesinleşmiş mahkeme kararı, Orman Yönetimi tapu iptal tescil davasında taraf olmadığından ve bu kararla kesinleşmiş orman kadastrosu iptal edilmediğinden Orman Yönetimini bağlamaz. Orman Yönetiminin taraf olmadığı, Hazinenin tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin mahkeme kararı karşısında, kesinleşen orman kadastrosu daha güçlü bir delil sayılır. Kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve hukuken orman olan taşınmaz hakkında, kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir.
Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Medeni Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan kesinleşen orman sınırı içinde bulunan yer hakkındaki tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşır ve her zaman iptali istenebilir (Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.). Yolsuz tescille ayni hak kazanılmış olmaz (Prof.Dr.M…. Oğuzman, Prof.Dr…. Seliçi Eşya Hukuku 5.bası 1998 s.141).
Öte yandan, doğal servet ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak yoktur. Bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulması da taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremez. (Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Öncesi itibarıyla orman olan ve yapılan orman tahdidinde herhangi bir nedenle orman tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılması mümkün değildir. Özde kamu malı olan taşınmazın özel mülk olarak tescil edilmesi sahibine mülkiyet hakkı kazandırmaz. H.G.K.’nun 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 ve 18.10.1989 gün ve 1-419/528 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlarda M.Y.’nın 1023 (931) maddesinde yazılı tapuya … ilkesi ve H.G.K. 20.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 sayılı kararlarında değinildiği gibi 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre de uygulanamayacağından, tapu kaydının iptali her zaman dava konusu edilebilir.
1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 Sayılı Yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 Sayılı Yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılması yasaya uygundur.
Orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü süreler çoktan geçmiş ve orman kadastrosu kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmazın (B1 ) bölümünün 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında olmasına rağmen, 1976 yılında 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılması nedeniyle hukuken ormandır. Hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan davalının orman kadastrosu iptal ettirebilmesi için dayanacağı hiçbir yasa hükmü bulunmamaktadır. Yine çekişmeli parselin 09.09.2008 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli Ek 2 Numaralı krokide (A2) ile gösterilen 757 m2 ve Ek 5 numaralı krokide (A4) ile gösterilen 1941 m2 bölümlerinin, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı ve daha sonra yapılan 2/B uygulamalarına konu edilmediği, dava tarihi itibariyle halen devlet ormanı sınırları içindeki devlet ormanı olduğu belirlendiği halde bu işlemi yok sayarak 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda (A4) ile gösterilen bölümün orman sınırları dışında bırakılması işlemi, 3402 Sayılı Yasanın 22/1 maddesi gereğince ikinci kadastro sayıldığından bütün hüküm ve sonuçları ile geçersizdir.
Açıklanan hususlar gözetilerek; Orman Yönetiminin 09.09.2008 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli 2 Numaralı krokide (A2) ile gösterilen 757 m2, Ek 5 numaralı krokide (A4) ile gösterilen 1941 m2 ve Ek 3 numaralı krokide (B1) İle gösterilen 123 m2 yüzölçümündeki bölümlere ilişkin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu bölümlere ilişkin davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1. Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davacı … Yönetiminin çekişmeli parselin 09.09.2008 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli 3 nolu krokide (B2) ile gösterilen 417 m2 bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli parselin 09.09.2008 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli 2 Numaralı krokide (A2) ile gösterilen 757 m2, Ek 5 numaralı krokide (A4) ile gösterilen 1941 m2 ve Ek 3 numaralı krokide (B1) İle gösterilen 123 m2 yüzölçümündeki bölümlere ilişkin hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 16/10/2008 günü oybirliği ile karar verildi.