Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/12751 E. 2008/17774 K. 18.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12751
KARAR NO : 2008/17774
KARAR TARİHİ : 18.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … Yönetimi, 15.02.2005 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 2250 sayılı parselin yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalı adına olan tapu kaydının iptalini ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki taşınmaz için kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden … Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
… Köyünde 1955 yılında yapılan arazi kadastrolarında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer orman kadastrosu sınırları içinde olduğundan tapulama dışı bırakılmış, 1988 yılında yapılan kısme kadastroda da çekişmeli parseli dava dışı 2247 ila 2249 ve 2251 sayılı parseller ile bir bütün olduğundan söz edilerek Hazine adına tesbit edilmiş, … Yönetiminin davasının feragat nedeniyle reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 20.01.1992 gün ve 1991/1682-262 sayılı kararının kesinleşmesiyle … adına tapuya kayıt edilmiş, Hazine tarafından çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde kaldığı, tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya tescili iddiasıyla açılan davanın reddine ilişkin Asliye 5. Hukuk Mahkemesinin 04.07.1997 gün ve 1997/382-667 sayılı kararı, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27.10.1997 ün ve 1997/11774-13177 sayılı kararıyla onandıktan sonra kesinleşmiştir.
Mahkemece “çekişmeli taşınmazın makiye ayrıldığı, 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğu ve bu kararın Orman Yönetimi yönünden kesin hüküm oluşturmasa da … delil niteliğinde olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-2-
2008/12751 – 17774

Ne var ki; dosya kapsamına ve yapılan uygulamada çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı, kısmen 1744 ve 3302 Sayılı Yasalarla değişik 6831 Sayılı Yasanın 2 ve 2/B madde uygulamalarına konu edildiği, 1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan … komisyonunca kısmen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve … sahil şeridine kadar dayanan köy toplu … arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile … Köyü Yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı … çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü gözönünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin(2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, mahkemenin kabulünün aksine dava konusu taşınmazın tamamen 1942 yılı tahdit hattı içinde ve hem de orman rejimi dışına çıkarma işlemi iptal edilen (2) nolu poligon dışında bulunduğu, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parsel yönünden 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada o tarihte fiilen orman olması nedeniyle bazı bölümlerinin 1976 yılında Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır.
… Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulmuş ve bu komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yaparak zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlemiş, yasaya aykırı kurulan komisyonun yasaya aykırı olarak makiye ayırdığı yerlerde … tevzi işlemleri de yapılmamıştır. 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan … tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edildiği; ne var ki, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı gibi, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü biçimde kurulmaması ve yine yasa ve yönetmeliğe uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemez. Somut olayda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
H.G.K nun 28.05.2003 gün ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi, bir yerin … olarak belirlenmesi tahditin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz. O yerin makilik olması nedeniyle orman sınırı içine alınamayacağının orman kadastrosuna itiraz
-3-
2008/12751 – 17774

süresi içinde açılacak davada tartışılabilir. Makilik yada tapulu, tapusuz tarlanın veya başka nitelikteki bir taşınmazın orman sınırları içine alınması ve hak düşürücü sürenin de geçmesinden sonra orman kadastrosu kesinleşir ve o taşınmaz hukuken orman niteliğini kazanır. Yürürlükteki yasalara göre bundan sonra hiçbir merci ve makamın kesinleşen orman sınırını değiştirmesi mümkün değildir. Dava konusu taşınmaz, 1942 yılı tahdidi içinde kalıp makiye ayrıldığı gerekçesiyle, Orman Yönetiminin taraf olmadığı kesinleşen tescil davası sonucu davalı … Ocak adına tapuya tescil edilmişse de, dava konusu yer 1942 yılı tahdidi dışında kaldığı, 1976 yılında 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde bırakılmıştır. Orman Yönetimi tescil davasında taraf olmadığından ve bu kararla kesinleşen orman kadastrosu da iptal edilmediğinden, sözü edilen tescil hükmü Orman Yönetimini bağlamaz. Orman Yönetiminin taraf olmadığı tescil hükmü karşısında, kesinleşen orman kadastrosu daha … bir delil sayılır. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.1996 gün ve 1995/20-1086-174 sayılı kararında kabul edildiği gibi, hak düşürücü süre kesin hükümden ve … delilden önce gelir. Kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve hukuken orman olan taşınmaz hakkında, Orman Yönetiminin taraf olmadığı dava sonucu oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir.
Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Medeni Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan kesinleşen orman sınırı içinde bulunan yer hakkındaki tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşır ve her zaman iptali istenebilir (Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.). Yolsuz tescille ayni hak kazanılmış olmaz (Prof.Dr.M…. Oğuzman, Prof.Dr…. Seliçi Eşya Hukuku 5.bası 1998 s.141).
Öte yandan, doğal … ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak yoktur. Bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulması da taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremez. (Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Öncesi itibarıyla orman olan ve yapılan orman tahdidinde herhangi bir nedenle orman tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılması mümkün değildir. Özde kamu malı olan taşınmazın özel mülk olarak tescil edilmesi sahibine mülkiyet … kazandırmaz. H.G.K.’nun 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 ve 18.10.1989 gün ve 1-419/528 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlarda M.Y.’nın 1023 (931) maddesinde yazılı tapuya güven ilkesi ve H.G.K. 20.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 sayılı kararlarında değinildiği gibi 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre de uygulanamayacağından, tapu kaydının iptali her zaman dava konusu edilebilir.
Kesinleşmiş orman kadastrosuna, makiye ayırma, 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu uzman bilirkişi … … tarafından düzenlenen raporda, çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, 1976 yılında yapılan işlemde de kısmen orman olarak sınırlandırıldığı 1952 yılında de makiye ayrıldığının açıklandığı, mahkemenin … delil olarak kabul ettiği Asliye 5. Hukuk Mahkemesinin 04.07.1997 gün ve 1997/382-667 sayılı kararının dayanağı bilirkişi raporlarında ise bu durumun tam aksinin bildirildiği görülmektedir.
Çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu ve 1976 yılında yapılan işlemle kısmen orman sınırları dışında bırakıldığı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, sadece … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun hukuki geçerliliğini koruduğu, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunu yok sayarak, 1942 yılında orman olarak sınırlandırılan alanları orman sınırları dışında bırakan karar ve işlemlerin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı, 1942 yılı orman kadastrosunda devlet ormanı olarak sınırlandırılan
-4-
2008/12751 – 17774

ve Vakıfa ait tapu kaydı ve dolayısıyla hakem kararı kapsamı dışında bulunan taşınmazlar yönünden 1942 tahditi hukuki geçerliliğini koruduğundan, 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kalan bir taşınmazın, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosu sırasında, kısmen orman sınırları dışında bırakan işlem, ikinci kadastro olması nedeniyle hukuki değer taşımadığı (3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi), çekişmeli taşınmaz ister 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olsun, isterse 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında olması nedeniyle, 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılsın, her iki halde de, çekişmeli taşınmazın hukuken orman olduğu, hak düşürücü sürelerin çoktan geçtiği, davalı gerçek kişinin tutunduğu genel arazi kadastrosunda uygulanan eski tarihli tapu kaydının, bu yere ait olduğu kabul edilse bile orman kadastrosunun kesinleşmesiyle yasal değerini yitirdiği,
Uzman bilirkişi ve … bilirkişi raporlarında, çekişmeli taşınmazın (C) ile gösterilen 29 m2 bölümünün 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan P.XXXIII numaralı poligon içinde kaldığı bildirilmişse de, genel devlet ormanı sınırları ve Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan poligon sınırları ile … alanlarının genel sınırları karşılaştırıldığında, toplam yüzölçümü 3048 m2 olan çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen 721 m2 bölümünün ve (B) ile gösterilen 2298 m2 bölümünün orman sınırları içinde, buna karşın 29 m2 yüzölçümündeki (C) bölümünün ise P.XXXIII poligon içinde bırakılmasının mümkün olmadığı, bu miktarın tecviz kapsamında değerlendirilmesi ve taşınmazın tamamının orman sınırı içinde olduğunun kabulü gerekeceği,
Nitekim, aynı gün yada yakın zamanlarda Dairece temyiz incelemesi yapılan (Dairenin 2008/3139 esasında) … 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 gün ve 2004/493-302 sayılı, (Dairenin 2008/3140 esasında) … 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 günn ve 2004/495-304 sayılı, (Dairenin 2008/3850 esasında) … 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 gün ve 2004/494-303 sayılı, (Dairenin 2008/4413 esasında) … 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 gün ve 2004/508-305 sayılı, (Dairenin 2008/5804 Esasında) … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.12.2007 gün ve 2004/462-371 sayılı kararları ile, Hazine tarafından gerçek kişilere karşı dava konusu aynı mevkide yer alan bir kısım taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, kesinleşmiş 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, tapu kaydının iptali ve tescili istemiyle açılan davaların reddine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları bulunduğu halde, Orman Yönetimi tarafından aynı taşınmazların kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı savıyla açılan davaların kabulüne karar verildiği gözetilerek, Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle davasının reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 18/12/2008 günü oybirliği ile karar verildi.