Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/12974 E. 2008/18471 K. 25.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12974
KARAR NO : 2008/18471
KARAR TARİHİ : 25.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … , … , … … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … 14.12.2004 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 2150 sayılı parselin yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalılar adına olan tapu kaydının iptalini ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar … , … … … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan ve yolsuz olarak davalı adına tescil edilen tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden … Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Dava konusu … köyü 2150 sayılı parsel 1988 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, : 6870 m2 tarla R.Ahir 1290 tarih ve 131 sıra numaralı tapu kaydı 1981 tarihli 50000 m2 vergi beyanı ile öncesinde 2129 ila 2130, 2148 ila 2155 , 2157, 2159 ila 2166 numaralı parsellerin bir bütün olduğundan, … oğlu Mehmetin mülkü iken ölümü ile intikal taksim ve satışlardan söz edilerek … adına tesbit edilmiş, Komisyonca Ziya Yılıdrım’ın itirazı kabul edilerek toplam 6870 pay kabule edilerek, 2000 payı Ziya Yıldırama 4870 payı ise … adına tesbit edilmiş, … Yönetiminin tapuya dayalı olarak açtığı davasının feragat nedeniyle reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 20.1.1992 gün ve 1991/1080-112 sayılı kararının kesinleşmesiyle aynı şekilde tapuya kayıt edilmiş, Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davasının, taşınmazın makiye ayrılmakla orman rejimi dışına çıkarıldığı, bir daha orman sınırları içinde aplike edilip, 2/B uygulamasına konu edilemeyeceği gerekçesiyle reddine ilişkin … Aslıye 6. Hukuk Mahkemesinin 23.05.1997 gün ve 199/657-446 sayılı kararı, Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşmiş, satışlar sonunda paylı olarak davalılar adına tapuya kayıt edilmiştir.
-2-
2008/12974-18471

Dosya kapsamına ve yapılan uygulamada çekişmeli parsel 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı, 1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca kısmen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve Akdeniz sahil şeridine kadar dayanan köy toplu … arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile … Köyü Yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve kısmen orman sınırları içinde bırakıldığı, A1 ile gösterilen 185 m2 ve A4 ile gösterilen 19 m2 yüzölçümündeki bölümünün 1989 yılında yapılıp kesinleşen 2/B uygulamasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
1. Çekişmeli parselin … bilirkişi … tarafından düzenlenen 08.05.2008 tarihli rapor ve krokide A1 ile gösterilen 185 m2 ve A4 ile gösterilen 19 m2 bölümünün 1989 yılında 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlendiğine göre, dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gözetilerek, Davacı … Yönetiminin taşınmazın bu bölümlerine ilişkin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, Orman yönetiminin bu bölümlere ilişkin davasının da kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2. Davalı gerçek kişinin çekişmeli parselin … bilirkişi krokisinde A1 ile gösterilen 185 m2 ve A4 ile gösterilen 19 m2 bölümü dışındaki taşınmazın diğer bölümüne ilişkin temyiz itirazlarını gelince, … Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulmuş ve bu komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yaparak zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlemiş, yasaya aykırı kurulan komisyonun yasaya aykırı olarak makiye ayırdığı yerlerde … tevzi işlemleri de yapılmamıştır. 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edildiği; ne var ki, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı gibi, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü biçimde kurulmaması ve yine yasa ve yönetmeliğe uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemez. Somut olayda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
H.G.K nun 28.05.2003 gün ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi, bir yerin maki olarak belirlenmesi tahditin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz. O yerin makilik olması nedeniyle orman sınırı içine alınamayacağının orman kadastrosuna itiraz süresi içinde açılacak davada tartışılabilir. Makilik yada tapulu, tapusuz tarlanın veya başka nitelikteki bir taşınmazın orman sınırları içine alınması ve hak düşürücü sürenin de geçmesinden sonra orman kadastrosu kesinleşir ve o taşınmaz hukuken orman niteliğini kazanır. Yürürlükteki yasalara göre bundan sonra hiçbir merci ve makamın kesinleşen orman sınırını değiştirmesi mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın 1942 yılı tahdidi içinde kalıp makiye ayrıldığı

-3-

2008/12974-18471

gerekçesiyle Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin sözü edilen kesinleşmiş mahkeme kararı, … tapu iptal tescil davasında taraf olmadığından ve bu kararla kesinleşmiş orman kadastrosu iptal edilmediğinden Orman Yönetimini bağlamaz. Orman Yönetiminin taraf olmadığı, Hazinenin tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin mahkeme kararı karşısında, kesinleşen orman kadastrosu daha güçlü bir delil sayılır. Kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve hukuken orman olan taşınmaz hakkında, kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir.
Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Medeni Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan kesinleşen orman sınırı içinde bulunan yer hakkındaki tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşır ve her zaman iptali istenebilir (Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.). Yolsuz tescille ayni hak kazanılmış olmaz (Prof.Dr.M…. Oğuzman, Prof.Dr…. Seliçi Eşya Hukuku 5.bası 1998 s.141).
Öte yandan, doğal … ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak yoktur. Bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulması da taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremez. (Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Öncesi itibarıyla orman olan ve yapılan orman tahdidinde herhangi bir nedenle orman tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılması mümkün değildir. Özde kamu malı olan taşınmazın özel mülk olarak tescil edilmesi sahibine mülkiyet … kazandırmaz. H.G.K.’nun 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 ve 18.10.1989 gün ve 1-419/528 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlarda M.Y.’nın 1023 (931) maddesinde yazılı tapuya güven ilkesi ve H.G.K. 20.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 sayılı kararlarında değinildiği gibi 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre de uygulanamayacağından, tapu kaydının iptali her zaman dava konusu edilebilir.
Diğer taraftan bir an için çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu ve 1976 yılında yapılan işlemle kısmen yada tamamen orman sınırları dışında bırakıldığı kabul edilmesi halinde, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, sadece … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun hukuki geçerliliğini koruduğu, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunu yok sayarak, 1942 yılında orman olarak sınırlandırılan alanları orman sınırları dışında bırakan karar ve işlemlerin hukuki geçerliliği bulunmamaktadır. 1942 yılı orman kadastrosunda devlet ormanı olarak sınırlandırılan ve Vakıfa ait tapu kaydı ve dolayısıyla hakem kararı kapsamı dışında bulunan taşınmazlar yönünden 1942 tahditi hukuki geçerliliğini koruduğundan, 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kalan bir taşınmazın, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosu sırasında, orman sınırları dışında bırakan işlem ikinci kadastro olması nedeniyle hukuki değer taşımazsa da(3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi), 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılması yasaya uygundur.

-4-
2008/12974-18471

Orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü süreler çoktan geçmiş ve orman kadastrosu kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmaz ister 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olsun, isterse 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında olması nedeniyle, 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılsın, her iki halde de dava konusu taşınmaz hukuken ormandır. Hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan davalının orman kadastrosu iptal ettirebilmesi için dayanacağı hiçbir yasa hükmü bulunmamaktadır.
Açıklanan hususlar gözetilerek; Orman Yönetiminin çekişmeli taşınmazın A1 ile gösterilen 185 m2 ve A4 ile gösterilen 19 m2 bölümü dışındaki diğer bölümüne ilişkin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
SONUÇ: 1. Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli … köyü 2150 sayılı parselin ekli krokide A1 ile gösterilen 185 m2 ve A4 ile gösterilen 19 m2 bölümlerine ilişkin hükmün BOZULMASINA,
2. Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddi ile … Köyü 2150 sayılı parselin … bilirkişi … tarafından düzenlenen 08.05.2008 tarihli rapora ekli orman bilirkişiler ile müşterek düzenleyip imzaladıkları krokide A1 ile gösterilen 185 m2 ve A4 ile gösterilen 19 m2 bölümleri dışındaki bölümleri hakkındaki hükmün ONANMASINA 25/12/2008 günü oybirliği ile karar verildi.