Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/13390 E. 2008/17547 K. 15.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13390
KARAR NO : 2008/17547
KARAR TARİHİ : 15.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Çitlik Köyü … mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, … bilirkişi krokisinde A=352.16 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 20.07.1969 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır Genel arazi kadastrosu işlemi ise 1953 yılında yapılmış ve sonuçları ilan edilmiş ve kesinleşmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın A=352.16 m2’lik bölümünün 1969 yılında ilan edilip kesinleşen orman kadastrosunda orman tahdit sıınırları dışında orman sayılmayan yerlerden ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemenin bu kabulü toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Şöyle ki; yörede 1953 yılında 5602 Sayılı Yasa göre yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen kadastro pafta örneğinden çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın fundalık niteliğiyle tapulama harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. Uzman orman ve ziraat bilirkişi raporlarında taşınmazın eğiminin % 35-40 olup batı istikametinde azalarak eğimin % 15-20’ye düştüğü, üzerinde düzensiz olarak kendiliğinden çıkmış yabani zeytinlerin aşılaması sonucu verimli hale gelen 6 adet 20-50 ortalama yaşlarında … ağaçlarının bulunduğu bildirilmiştir.
6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesinde “funda ve makilerle örtülü orman ve … muhafaza karekteri taşımayan yerlerin orman sayılmayacağı” hükmünün karşı kavramından funda ve makiliklerle örtülü orman ve … muhuafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağı, 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Vasıf Tayinine Esas Olacak Tanımlar” başlıklı 23. Maddenin (o) bendinde maki ve funda türü ağaçların isimlerinin sayıldığı, aynı maddenin (p) bendinde “orman ve orman … muhafaza karakteri, üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, … erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün, bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi yüzde on ikiden fazla olan yerlerdir.” şeklinde tanımlanmış ve yine aynı yönetmeliğin “Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler” başlığını taşıyan 26/j maddesi “orman ve … … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağını” aynı maddenin 2. Fıkrasında “orman rejimine girmiş olan

-2-
20008/13390-117547

bu gibi yerlerin komisyonlarca herhangi bir nedenle sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı” konularında hükümler bulunmaktadır. Orman Yasasının 1. Maddesinin 2. fıkrasının İ bendi “Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel yasası gereğince Devlet Ormanından tefrik edilmiş ve imar ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 09.07.1956 tarih ve 6777 Sayılı Kanunda tasrih edilen yabani ve aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar” ın orman sayılmayacağı, kabul edilmişse de, çekişmeli taşınmazlara ait bu yollarla oluşturulan her hangi bir tapu kaydına dayanılmadığı gibi, 3573 Sayılı Yasa gereği tahsis de bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, çekişmeli parselin bulunduğu yörede ilk orman kadastrosu 1966 yılında seri usulüne göre, her hangi bir köy yada belde sınırı esas alınmadan ve isimleri belirlenen orman bazında yapılıp kesinleşmiştir. Daha sonra 1985 ve 1995 yıllarında çalışan orman kadastro Komisyonlarınca, orman kadastrosu, aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B Madde uygulaması birlikte yapılmıştır. 02.12.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4999 Sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7/1. Maddesi “… evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, kadastrosu orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü getirilmiş ve bu hükümle daha önce sınırlaması yapılmış olup da her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapma görev ve yetkisini vermiştir. Yine 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik’in 10. maddesinin (a) bendinde orman kadastro komisyonlarının aynı görev ve yetkisi tekrarlandıktan sonra 26/h Maddesinde “Her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlar,” ın devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı, aynı maddenin ikinci parağrafında da “4785 Sayılı Kanunla Devletleştirilmiş ormanlar ile yukarıda belirtilen …. (j) bendtlerine göre orman rejimine girmiş olan sahaların herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olması bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı öngörülmüştür. Ayrıca; taşınmazın krokide (B) harfiyle gösterilen ve tescil talebi reddedilen Doğu, Kuzey ve Güney bölümlerinin kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı, Batı bölümünün de eğimi yüksek fundalık olduğundan 6831 Sayılı Yasanın 17/2. Maddesine göre orman bütünlüğünü bozan orman içi açıklığı konumunda olup, zilyetlikle kazanılması da mümkün değildir. Maddi olgulara, bilimsel verilere ve resmi belgelere uygun düşmeyen bilirkişi raporlarına değer verilemez. Bu nedenlerde mahkemece orman olduğu, sabit olan taşınmazla ilgili tescil davasının reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılardan Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 15/12/2008 günü oybirliği ile karar verildi.