YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13587
KARAR NO : 2009/1043
KARAR TARİHİ : 27.01.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada … Köyünde 94 Nolu Orman Kadastro Komisyonunca yapılan 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B uygulamaları sırasında hatalı çalışma yapıldığı, halen orman niteliği taşıyan yerlerin orman sınırı dışına çıkarıldığını ileri sürerek … Kadastro Mahkemesinden verilen 42 adet, … Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 162 adet mahkeme kararına konu olanlar dışındaki kısımlarla ilgili uygulamanın “yok hükmünde” olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkeme, davanın reddine karar …, hüküm … tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1939 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre orman tahdidi yapılarak kesinleşmiş, 1974 yılında 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. Madde uygulamaları yapılmış, ancak itirazlara karşı yapılan komisyon çalışmaları sonuçlandırılıp ilan edilmediğinden bu çalışmalar geçerlilik kazanmamıştır. Daha sonra 1988 yılında dava konusu edilen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması yapılmış 19.04.1990 tarihinde ilan edilmiştir.
Temyize konu dava 21.12.2001 tarihinde açılmıştır.
Dairenin 25.01.1993 gün ve 1992/1529-248 sayılı kararı ile diğer kararlarında benimsendiği gibi,orman kadastro komisyonu üyelerinin görevlerini kötüye kullanarak ya da kendilerine verilen görevlerin dışına çıkarak yaptıkları işlemler hukuk ve ceza davalarına konu olmuşsa, bu kişiler tarafından yapılan işlemler yok hükmünde sayılacağından, Yönetim tarafından herhangi bir süreye bağlı kalınmaksızın işlemlerin iptali için her zaman dava açılabilirse de, böyle bir dava … görülemez. Mevcut Yasa ve Yönetmeliklere aykırı olarak yapılan işlem ve çalışmalar kim ya da kimlerin hukukunu ya da hakkını etkiliyor ise bu konudaki iptal davalarında husumetin o kişilere yöneltilmesi gerekir. Orman kadastro komisyonlarınca yapılan işlemlerin henüz ilanı yapılmamış ve kesinleşmemiş ise orman kadastro komisyonlarınca her zaman düzeltme olanağı vardır. İşlemleri ilan edilerek kesinleşmesinden sonra yönetim tarafından tek taraflı olarak iptali olanaksızdır. Hatalı aplikasyonun herhangi bir süreye bağlı kalmadan iptali dava edilebilir. Ancak, bu tür davalar … ve hukuku etkilenen kişilere yönelterek açılabilir, örneğin daha önce kesinleşen bir orman kadastrosuna uyulmadan yapılan hatalı aplikasyon sonucu bir kısım orman tahdit dışı bırakılmış ve bu yerler hakkında kişiler adına tapu kaydı oluşmuşsa bu tapu kayıtlarının Hazine veya Orman Yönetimi tarafından iptali için açılacak eda davası sırasında, hatalı aplikasyon nazara
-2- 2008/13587 – 2009/1043
alınmayacak ve dava kesinleşen ilk orman kadastrosu esas alınarak çözülecek ve böylece hatalı aplikasyon ortadan kaldırılabilecektir. Somut olayda da 1939 yılında yapılan orman kadastrosuna uyulmadan yapılan aplikasyon sonucu bir kısım orman arazisi orman sınırı dışında bırakılmış, daha sonra yapılan arazi kadastrosunda yanlışlıkla orman sınırı dışında bırakılan yerler kişiler adına tapuya bağlanmışsa, Orman Yönetiminin kesinleşen tahdide dayanarak açacağı tapu iptali ve tescili davası sonucunda bu hatalı aplikasyon tartışılarak yanlışlık düzeltilebilecektir. Somut olayda olduğu gibi, ilk tahdit 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılıp kesinleşmiş ise, dışta kalan ormanlar daha sonra yapılan orman kadastrosu ile orman sınırı içine alınabileceği gibi, aplikasyon sırasında yapılan ölçü ve tersimat hataları, fenni hatalar 6831 Sayılı Yasanın 9. maddesine 05.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile eklenen 7. fıkrası, 11.05.2007 gün ve 5831 Sayılı Yasa ile değiştirilen, 27.01.2007 tarihinde yürürlüğe giren ek fıkra ve aynı yasa ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen 4. madde hükümleri gereğince Yönetim tarafından her zaman düzeltilebilir.
Bu nedenle, mahkemece davanın reddi yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya uygun olduğu ve davanın reddi usulden olmakla davada taraf olan ve olmayan kişi ve kuruluşlar yönünden esasa ilişkin kesin hüküm oluşturmayacağı gözetilerek, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA 27/01/2009 günü oybirliği ile karar verildi.