YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13722
KARAR NO : 2008/15997
KARAR TARİHİ : 19.11.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, tapu kaydına tutunarak dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyünde bulunan taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, temyiz üzerine Dairece araştırmaya yönelik olarak bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, … bilirkişi raporunda (B) ve (C) ile işaretlenen taşınmazlara yönelik verilen kararın davacının ve davalılardan Hazinenin temyizi üzerine Dairece 2. kez bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.03.2004 gün 2004/2298-2204 sayılı son red- bozma kararında özetle; “B ve C ile işaretlenen yerlerin halen taşlık, çalılık ve … olduğundan zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığından davacı kişinin temyiz itirazlarının reddine,
Hazinenin temyiz itirazları yönünden ise; davacının tutunduğu tapu kaydının miktarı ile geçerli olduğu, miktarından fazlasıyla dava dışı 311 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü, taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun yapılmadığı, 1967 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında da taşlık ve çalılık olması nedeniyle kadastro dışı bırakıldığı, dayanak tapu kaydının ve komşu 313 parsele revizyon gören tapu kaydının çekişmeli taşınmaz yönünü çalılık okudukları, taşınmazın 1963 basım tarihli memleket haritasında da çalılık ve makilik olarak gözüktüğü, taşınmazın içinden aktif … yatağının geçtiği, … yataklarının zilyetlikle kazanılamayacağı, orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği güne kadar davacının sürdürdüğü zilyetliğin hukuki değer taşımayacağı göz önünde bulundurularak davanın tümden reddi gerektiği” gereğine değilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine dairece onanmış ve karar düzeltme istemi de reddedilmiştir. Karar kesinleştiği halde mahkemece maddi yanılgı ile esas defterine kaydedilmiş ve 29.07.2008 gün 2008/375-399 sayılı karar ile davanın sehven (maddi yanılgı ile) esas defterine kaydedildiği gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına esasın bu şekilde kapatılmasına karar verilmiş, karar tebliğe çıkarılmadığı halde davacı vekili Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2004/2298-2204, 2005/277-1678, 2006/8285-10463, 2006/16530-16488, 2008/1326-4678 sayılı kararlarının tavzih yoluyla düzeltilmesini istemiştir.
-2-
2008/13722 – 15997
Davanın taraflarının, kararın müphem olması veya birbirine aykırı (çelişik) fıkralar içermesi halinde tavzih isteyebileceklerine, H.Y.U.Y.’nın 455. maddesinde düzenlenen tavzihin koşullarının somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediğine, kaldı ki, davacı vekilinin tavzih dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların temyiz ve karar düzeltme aşamalarında da ileri sürüldüğüne göre tavzih dilekçesinin REDDİNE, istek halinde peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 19/11/2008 günü oybirliğiyle karar verildi.