Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/13874 E. 2010/376 K. 21.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13874
KARAR NO : 2010/376
KARAR TARİHİ : 21.01.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine 01.03.2006 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 191 sayılı kadasro parselinden ifarez edilen 1079 sayılı parselin yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan 1970 yılında yapılan genel kadastro sırasında Hazine adına tesbit edilip kadastro tesbiti itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edildiğini ve orman sınırları dışına çıkarılma amacına aykırı olarak satıldığını, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, Hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine kesinleşen 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit ve dava tarihinden önce 1946 yılında 8 numaralı orman kadastro komisyonunca 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 3 numaralı ekip tarafından yapılıp 14.05.1980 tarihinde, komisyon çalışmaları da 11.03.1981 tarihinde ilan edilerek, itirazsız yerlerde 14.05.1981, itirazlı yerlerde ise 11.03.1981 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi, 23.12.1988 tarihinde ilanı edilen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B Madde uygulaması da vardır.
… Köyünde 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kadastroda 1079 parsel sayılı 14369 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz 1979 yılından beri … kullanımında olduğu beyanlar hanesinde belirtilerek, 18.08.1991 tarihinde Hazine adına tesbiti 02.03.1993 ila 01.44.1993 itirazsız kesinleşerek Hazine adına tapuya kayıt edilmiş, 19.03.2003 tarihli ve 2579 yevmiye numaralı satış ile … adına tapuya kayıt edilmiştir.
Davacı Hazinenin bu davayı açmadan önce, Batı Antalya Milli Emlak Müdürlüğünün emriyle, konunun soruşturulması için Milli Emlak memuru … …’ın görevlendirildiği, bu şahsın yaptığı araştırma sonunda; 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kadastroda 191 parselden ifrazen Hazine adına tesbit edilip tapuya kayıt edilen çekişmeli 1079 sayılı parselin işgalcisi … olmasına rağmen, işgalcinin … olarak değiştirildiği, 2924 Sayılı Yasa hükümleri uygulaması sırasında ilgilileri adına tapu kaydı oluşturulmadığı, …’ün 2924 Sayılı Yasa ve Yönetmelikte öngörülen yasal koşulları taşımadığından, taşınmazın zilyetliğinin 09.03.1998 tarihinde … …’e devredildiği, daha sonra Hak Sahipleri Tesbit
-2-
2008/13874- 2010/376

komisyonunca hak sahibi olarak … …’in belirlendiği, … tarafından 24.03.2000 verilen tarihli dilekçeyle, Rayiç Bedeli Tesbit komisyonunca belirlenecek bedel ödenerek, taşınmazı satın alınmak istendiği ve bedeli de ödendiği, bunun üzerine Batı Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Orköy Baş Mühendisliği 2/B Satış Komisyonu Başkanlığı tarafından Antalya 4. Bölge tapu Sicil Müdürlüğüne yazılan 27.03.2000 tarihli ve 3268 sayılı yazıda dava konusu taşınmazın hak sahiplerine devrinin yapılarak tapularının verilmesinin istendiği ve tapu sicil müdürlüğünce 19.03.2003 tarihinde 1079 sayılı parselin … … adına tescil edildiği ve aynı gün … tarafından …’e satıldığı saptanmıştır.
18.07.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4706 Sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Hakkındaki Yasanın 3. Maddesi ile “6831 Sayılı Orman Yasasının değişik 2. ve 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerde 2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasa hükümlerinin uygulanamaz. Bu yerler rayiç bedeli üzerinden öncelikle kullanıcısı orman köylüsüne, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde ise kullanıcılarına doğrudan satılabileceği gibi, belediyelere ve Arsa Ofisi Genel Müdürlüğüne devredilir” hükümleri Anayasa Mahkemesinin 04.10.2002 gün ve 2001/382-21 sayılı kararı ile iptal edildiği, iptal edilen 4706 Sayılı Yasanın 3. maddesinde “6831 Sayılı Yasanın değişik 2. ve 2/B maddesi hükümleri uyarınca orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2924 Sayılı Yasanın satışla ilgili hükümlerinin uygulanmayacağı” hükümlerinin bulunması nedeniyle 2924 Sayılı Yasanın satışla ilgili hükümlerinin zımnen yürürlükten kaldırıldığı, ilgili hükümleri yürürlükten kaldıran 4706 Sayılı Yasanın 3. maddesi Anayasa Mahkemesince iptal edildiğine göre Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 tarih 1997/19-665/1018 sayılı kararında da belirtildiği gibi “Bir yasa veya yasa hükmünde kararnamenin Anayasa Mahkemesince iptali karşısında, önceki yasa veya yasa hükmündeki kararnamenin yürürlükten kaldırıldığı veya değiştirildiği yasanın hükümleri uygulanabilir hale gelmez ve kendiliğinden yürürlüğe girmez, bu konuda hukuki boşluk meydana gelir”. Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri ve hukuki boşluk nedeniyle 2924 Sayılı Yasanın satışa ilişkin hükümlerinin uygulanma olanağının kalmadığı, … Baş Mühendisliği 2/B Satış Komisyonu Başkanlığı tarafından Antalya 4. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğüne yazılan 27.03.2000 tarihli ve 3268 sayılı yazıyla, çekişmeli parselin tapuda hak sahiplerine devrinin yapılmasının istendiği ancak, hak sahibi adına tescil işleminin, 4706 Sayılı Yasanın 3. Maddesinin Anayasa Mahkemesince iptalinden sonra 19.03.2003 tarihinde yapıldığı, Başka deyişle 2924 Sayılı Yasanın 11. Maddesinde yapılan satış işleminin tamamlanması nedeniyle, somut olayda tescil işleminin kurucu ve yenilik doğurucu nitelikte olmadığı, satış işleminin kesinleşmesinden sonra, taşınmazın eylemli ormanda olmadığından yada Hazine ile ilgisinin kalmadığı, Anayasa Mahkemesinin sözü edilen 04.10.2002 tarihli iptal kararının geriye dönük olarak hüküm ve sonuç doğurmayacağı, tapuya tescil işleminin iptal kararından sonra yapılmasının işlemin sıhhatini etkilemeyeceği, gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 21/01/2010 günü oybirliği ile karar verildi.