YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1566
KARAR NO : 2008/10803
KARAR TARİHİ : 18.07.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali ve … niteliğiyle tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi 14.12.2004 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 2448 sayılı parselin yörede yapılıp kesinleşen … kadastro sınırları içinde kaldığını, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve … niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen … kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın daha sonra arazi kadastrosu yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve … niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen … kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden … Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı … Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı … Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Dava konusu … Köyü 2448 sayılı parsel 1988 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, 8619 m2 yüzölçümünde tarla niteliğiyle, C.Evvel 1278tarih ve 1213/10036 sıra numaralı tapu kaydıyla öncesinde aynı köy 2446 ila 2451, 2453 ila 2459, 2465, 2466 ve 2467 sayılı parsellerin bir bütün olduğundan söz edilerek … adına tesbit edilmiş, … Yönetiminin tapuya dayalı olarak açtığı davasının feragat nedeniyle reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 20.1.1992 gün ve 1991/2464-435 sayılı kararının kesinleşmesi sonucu … adına tescil edilmiştir. Daha sonra Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davası “çekişmeli taşınmazın, 1952 yılında makiye ayrılmakla … rejimi dışına çıkarıldığı, bu nedenle daha sonra 1976 yılında 7 numaralı … kadastro komisyonunca 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına … sınırları dışına çıkarılması işleminin yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle Hazine davasının reddine dair … Asliye 6 Hukuk Mahkemesinin 01.11.1996 gün ve 1995/746-857 EK.sayılı kararı kesinleşmiştir.
Mahkemece “çekişmeli taşınmazın makiye ayrıldığı, bu konuda Hazine yönünden kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğu ve bu karar … Yönetimi yönünden kesin hüküm oluşturmasa da güçlü delil niteliğinde olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; dosya kapsamına ve yapılan uygulamada çekişmeli taşınmaz 1942 yılında yapılıp kesinleşen … sınırı içinde kaldığı, 1744 ve 3302 Sayılı Yasalarla değişik 6831 Sayılı Yasanın 2 ve 2/B madde uygulamalarına konu edilmediği, 1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca kısmen 1942 yılında kesinleşen … kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve Akdeniz sahil şeridine kadar dayanan köy toplu … arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile … Köyü Yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen … Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan … kadastrosunun sadece … … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden … kadastrosu yapılacağı … Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden … kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli … olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre … olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle … dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu … Kadastro Ekibince 1744 Sayılı yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak … rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının … sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin(2 nolu 2. Madde poligonunun) … sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, mahkemenin kabulünün aksine dava konusu taşınmazın … rejimi dışına çıkarma işlemi iptal edilen (2) nolu poligon dışında bulunduğu, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parsel yönünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada O tarihte fiilen … olması nedeniyle kısmen … olarak sınırlandırıldığı ancak 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleşen … sahası içinde kaldığı anlaşılmaktadır.
… Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulmuş ve bu komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yaparak zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlemiş, yasaya aykırı kurulan komisyonun yasaya aykırı olarak makiye ayırdığı yerlerde … tevzi işlemleri de yapılmamıştır. 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edildiği; ne var ki, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı gibi, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü biçimde kurulmaması ve yine yasa ve yönetmeliğe uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer
verilemez. Somut olayda; sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
H.G.K nun 28.05.2003 gün ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi, bir yerin maki olarak belirlenmesi tahditin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz. O yerin makilik olması nedeniyle … sınırı içine alınamayacağının … kadastrosuna itiraz süresi içinde açılacak davada tartışılabilir. Makilik yada tapulu, tapusuz tarlanın veya başka nitelikteki bir taşınmazın … sınırları içine alınması ve hak düşürücü sürenin de geçmesinden sonra … kadastrosu kesinleşir ve o taşınmaz hukuken … niteliğini kazanır. Yürürlükteki yasalara göre bundan sonra hiçbir merci ve makamın kesinleşen … sınırını değiştirmesi mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın 1942 yılı tahdidi içinde kalıp makiye ayrıldığı gerekçesiyle Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin sözü edilen kesinleşmiş mahkeme kararı, … Yönetimi tapu iptal tescil davasında taraf olmadığından ve bu kararla kesinleşmiş … kadastrosu iptal edilmediğinden … Yönetimini bağlamaz. … Yönetiminin taraf olmadığı, Hazinenin tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin mahkeme kararı karşısında, kesinleşen … kadastrosu daha güçlü bir delil sayılır. Kesinleşen … kadastro sınırları içinde bulunan ve hukuken … olan taşınmaz hakkında, kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir.
Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Medeni Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan kesinleşen … sınırı içinde bulunan yer hakkındaki tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşır ve her zaman iptali istenebilir (Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.). Yolsuz tescille ayni hak kazanılmış olmaz (Prof.Dr……. Hukuku 5.bası 1998 s.141).
Öte yandan, doğal … ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak yoktur. Bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulması da taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremez. (Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Öncesi itibarıyla … olan ve yapılan … tahdidinde herhangi bir nedenle … tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılması mümkün değildir. Özde kamu malı olan taşınmazın özel mülk olarak tescil edilmesi sahibine mülkiyet … kazandırmaz. H.G.K.’nun 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 ve 18.10.1989 gün ve 1-419/528 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlarda M.Y.’nın 1023 (931) maddesinde yazılı tapuya güven ilkesi ve H.G.K. 20.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 sayılı kararlarında değinildiği gibi 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre de uygulanamayacağından, tapu kaydının iptali her zaman dava konusu edilebilir.
Kesinleşmiş … kadastrosu, makiye ayırma, 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu uzman bilirkişi … … tarafından düzenlenen raporda, “çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen … kadastrosunda tamamının … sınırları içinde, 1976 yılında yapılan işlemde de ise kısmen … sınırları içinde kısmen dışında bırakıldığının, 1952 yılında makiye ayrılmadığının bildirildiği halde, Mahkemenin güçlü delil olarak kabul ettiği Asliye 6 Hukuk Mahkemesinin 01.11.1996 gün ve 1995/746-857 sayılı kararının dayanağı bilirkişi raporlarında “çekişmeli parselin 1942 yılı … kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı ancak 1976 yılında 7 Numaralı … Kadastro Komisyonunca yapılan işlemde … sınırları dışında bırakıldığı, taşınmazın makiye ayrıldığı” bildirilmesine rağmen, bu mahkeme kararının gerekçesinde “çekişmeli parselin 1942 yılı … kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, daha sonra 1952 yılında makiye ayrıldığı ve 1976 yılında 7 Numaralı … Kadastro Komisyonunca 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına … sınırları dışına çıkarılmışsa da, makiye ayrılan taşınmazın daha sonra 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına … sınırları dışına çıkarılmasının yasal
olmadığı açıklanarak Hazinenin davasının red edildiği görülmektedir. Halbuki, dava konusu parsel 1942 yılı tahdit sınırları içinde kalmaktaysa da 1976 yılında … rejimi dışına çıkarma işlemine konu edilmemiştir. … Asliye 6. Hukuk Mahkemesinin dayandığı bilirkişi raporları ile mahkeme kararının gerekçesi gözetildiğinde Hazine aleyhine kesinleşen kararda taşınmazın makiye ayrıldığı … rejimi dışına çıkartılan sahada kaldığı kabul edildiği halde temyize konu davada dava konusu yerin makiye ayrılmadığı, … rejimi dışına çıkarılmadığı, halen kesinleşen … kadastro sınırları içinde kalmaya devam ettiği anlaşılmıştır. Somut olaydaki dava nedeni farklı olduğundan, kesin hükümden ve kesin delilden söz edilemez.
Diğer taraftan bir an için çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılan … kadastrosu sınırları içinde olduğu ve 1976 yılında yapılan işlemle … sınırları dışında bırakıldığı kabul edilmesi halinde, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, sadece … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden 1942 yılı … kadastrosunun iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden 1942 yılı … kadastrosunun hukuki geçerliliğini koruduğu, 1942 yılında yapılan … kadastrosunu yok sayarak, 1942 yılında … olarak sınırlandırılan alanları … sınırları dışında bırakan karar ve işlemlerin hukuki geçerliliği bulunmamaktadır. 1942 yılı … kadastrosunda devlet ormanı olarak sınırlandırılan ve Vakıfa ait tapu kaydı ve dolayısıyla hakem kararı kapsamı dışında bulunan taşınmazlar yönünden 1942 tahditi hukuki geçerliliğini koruduğundan, 1942 yılı … kadastrosu sınırları içinde kalan bir taşınmazın, 1976 yılında yeniden yapılan … kadastrosu sırasında, … sınırları dışında bırakan işlem ikinci kadastro olması nedeniyle hukuki değer taşımazsa da(3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi), 1942 yılında yapılan … kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen … alanı olduğu belirlenen yerlerin … olarak sınırlandırılması yasaya uygundur.
… kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü süreler çoktan geçmiş ve … kadastrosu kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmaz ister 1942 yılı … kadastrosu sınırları içinde olsun, isterse 1942 yılı … kadastrosu sınırları dışında olması nedeniyle, 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek yapılan … kadastrosunda … olarak sınırlandırılsın, her iki halde de dava konusu taşınmaz hukuken ormandır. Hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan davalının … kadastrosu iptal ettirebilmesi için dayanacağı hiçbir yasa hükmü bulunmamaktadır.
Nitekim, aynı gün önceki günlerde; Dairece temyiz incelemesi yapılan dava konusu parselle hukuki durumu aynı olan aynı köydeki parseller hakkında Hazine ile kayıt maliki arasında görülen davalar güçlü delil sayılmayıp Yönetimin davası kabul edilmiştir. Bu cümleden alarak Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 2004/462 (Dairenin 2008/5804) sayılı dosyasında davaya konu 2501 Sayılı, Asliye 6. Hukuk Mahkemesinin 2004/487 (Dairenin 2007/16326) sayılı dosyasında davaya konu 136 sayılı, Asliye 7. Hukuk Mahkemesinin 2004/493 (Dairenin 2008/3139) sayılı dosyasında davaya konu 976 sayılı, Asliye 7. Hukuk Mahkemesinin 2004/495 (Dairenin 2008/3140) sayılı dosyasına davaya konu 2167 ve 2168 sayılı, Asliye 7. Hukuk Mahkemesinin (Dairenin 2008/3850) sayılı dosyasına konu 879 sayılı parseller hakkında … Yönetiminin davasının kabulü ile dava konusu parsellerin … niteliği ile Hazine adına tesciline dair verilen kararlar dairece onanmıştır.
Açıklanan hususlar gözetilerek; … Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle redde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran … Yönetimine iadesine 18/07/2008 günü oybirliği ile karar verildi.