Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/15942 E. 2009/1473 K. 05.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15942
KARAR NO : 2009/1473
KARAR TARİHİ : 05.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali tescil, meni müdahale ve tapudaki şerhlerin terkini davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Genel Müdürlüğü vekili tarafından, davalılar aleyhine açılan davada, davalı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı olan ve 938 sayılı parsel üzerinde Kooperatif lehine ipotek şerhi bulunan … köyü 938 ve 1053 parsel sayılı sırasıyla 8231 m2 ve 8230 m2 yüzölçümündeki taşınmazların kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığından tapu kaydının iptalini ve orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili ile davalıların elatmasının önlenmesini ve tapu kaydındaki ipotek şerhinin kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli 938 parselin (A1) işaretli 7646,64 m2 ve 1053 parselin (A2) işaretli 5075,15 m2’lik bölümlerinin tapu kaydının iptaline, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, 938 parsel üzerindeki ipotek ve kira şerhinin terkinine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali tescil, meni müdahale ve tapudaki şerhlerin terkinine ilişkindir.
Yörede 1949 yılında yapılan ve orman kadastro çalışması ile 1976 yılında kesinleşen aplikasyon ve 2. Madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Hükme esas alınan uzman orman ve fenni bilirkişiler çekişmeli taşınmazların (A) işaretli bölümlerinin taşlık … vasfında, % 6-8 eğimde olduğunu, üzerlerinde bodurlaşmış sık kapalılıkta pırnal meşesi delice, … dikeni, karaçalıların bulunduğunu, (C1) ve (C2) ile işaretli bölümlerin ise … ziraat alanı niteliğinde olduklarını, 938 parselin (A1) işaretli 7646.64 m2 ve 1053 parselin (A2) işaretli 5075.15 m2’lik bölümlerinin kesinleşen orman sınırları içinde kaldığını ve orman sayılan yerlerden olduğunu açıklayarak buna ilişkin düzenledikleri krokide göstermişlersede uzman bilirkişilerce yapılan uygulama ve düzenledikleri rapor ve krokiler bu hali ile yetersizdir. Ancak, çekişmeli taşınmazlara komşu olan ve 485 sayılı parselin ifrazından oluşan … Köyü 890, 944, 945, 948 ila 956 parsellere ilişkin olarak daha önce … Asliye Hukuk Mahkemesinde Orman Yönetiminin gerçek kişilere karşı açtığı tapu iptali tescil davası aynı mahkemenin 2005/288-409 sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm tarafların temyizi üzerine Dairenin 2008/11866 E. sayılı dosyasında incelenmiş ve “Hükme esas alınan Kadastro Teknisyeni … Der, Orman Yüksek Mühendisleri … … …, … … ve … … tarafından düzenlenen 20.07.2006 tarihli raporda, yörede 1949 ve 1975 yıllarında yapılan orman kadastro çalışmalarının birbiri ile uyuşmadığı, 1949 yılında yapılan orman kadastro çalışma tutanaklarında “3116 Sayılı Orman Kanununun 8. Maddesine Tefikan köy ahalisi tarafından bi güna tasarruf iddiası vaki olmamış ise de, köyün güneybatısında bulunan ve … Çiftliği namı ile anılan … sahibi ölü … … vereselerinin komisyonumuza ibraz ettikleri, 11.05.1949 tarih 41,42,43 cilt ve 12-48-143 varak numaralı tapu ile çiftliğin cenubundaki … … ve … … namı ile yad edilen devlet ormanının (1212) dönüm kısmına mera namı ile tasarruf iddiasında bulunmuşlardır. Komisyonumuzca gerek tasarruf senedinde ve gerekse arazi üzerinde yapılan tetkik ve incelemede her ne kadar tapu senedinde 800 dönüm arazi ve 1212 mera kaydı mevcut ise de ve yine tasarruf senedinin güney hududu “… … ve … … Tepelerini ihtiva etmekte ise de, bu tepelerin kül halinde devlet ormanına bitişik halde olduğu görülmüştür. … ve orman gibi muayyen noktası bulunmayan tapularda ise hududa itibar edilmeyip dönüme itibar edileceği, … ve ormanın başlangıç noktasının mebde hudut olacağı, Devlet Şurası ve Yargıtay kararları cümlesindendir. Esasen bu ormanların mebdeinden (başlangıcından) ölçülen arazi ve mera tapularındaki 2012 dönüm fazlası ile doldurmaktadır. Mera diye tesahup iddia ettikleri devlet ormanı iş bu … … Tepesi ve … …, … Devlet Ormanı silsilesinden bulunmakla 4785 Sayılı Kanunun 12. Maddesi gereğince Devlet Ormanı olarak komisyonumuzca tahdidine karar verilmiş ve bu şekilde tahdit edilerek iş bu zapta bağlı 1/10.000 ölçekli haritada devlet ormanı olarak gösterilmiştir” şeklinde açıklama yapıldığı, dolayısı ile çekişmeli taşınmazların kadastroca ilk tesisi olan 485 sayılı parselin … arazisi olmayan mera sahalarının ormanlık alanlar içinde kalmaları nedeni ile 4785 Sayılı Yasa gereğince devletleştirildiğinin açıkça belirtildiği, … Çiftliğinin çekişmeli taşınmazların güneyinde ve oldukça uzak bir mesafede bulunduğu, davalı parsellerin bulunduğu alanın daha güneyinde bir alanın M…. vereselerine tapu karşılığı olarak bırakıldığı, yörede 1959 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında bu tahdit hattı gözönüne alınmadan 485 nolu parselin … … adına yapılan tesbite karşı … ile Hazine tarafından kadastro komisyonunda itiraz edildiği, 1949 yılına ilişkin çalışma tutanağında çekişmeli taşınmazları ilgilendiren orman tahdit noktalarının tarifinde sabit bir noktanın bulunmadığı, 1953 tarihli … fotoğraflarından bütünlenen 1964 basımlı memleket haritasında orman tahdit komisyonunca taban arazilerinin orman sınırı dışında bırakılarak orman örtüsü ile kaplı tüm yamaç, tepe ve mera alanların orman olarak sınırlandırıldığı, çekişmeli taşınmazların bulunduğu alanın sınırının … arazisi ve delicelik olarak belinlendiği, tahdit tutanağında “büyük kısmı … delicesi ile karışık pırnallıktır ve % 80 nisbetindedir, % 20’si de açıklık ve kayalıktır” açıklamasının yapıldığı, davalı alanın meyil … yapısı ve bitki örtüsü itibarı ile doğudaki ormanlık alanın devamı niteliğinde bulunduğu, zeminin blok halinde yerli kayalar ile kaplı olduğu, çekişmeli alan ile çevresinin hiçbir zaman tarla ve ziraat arazisi olmadığı, bu gün dahi bunun mümkün olamayacağı, 1949 yılına ilişkin orman tahdit hattının 4546 nolu orman tahdit noktasından başlayarak tüm orijinal açı ve mesafelerin bilgisayara yüklenerek tersim edildiği, 1949 tahdit haritalarının elle çizilen basit krokiler olduğu, yerine ve araziye uygulanmasının mümkün olmadığı, 1975 yılına ait çalışma tutanaklarında yazılı açı ve mesafelere göre uygulama yapıldığında da yine hattın araziye uymadığı, memleket haritası üzerinde 1949 hattının yeşil renkli çizgi ile, 1975 hattının ise kırmızı çizgi ile gösterildiği, sabit noktaların bulunmadığı yerlerde ise orman kadastro teknik izahnamesinin 49. Maddesinde belirtilen hususların gözönüne alındığı, buna göre, çekişmeli 890 parselin tamamının orman sınırları dışında, diğer tüm taşınmazların ise kısmen orman sınırları içinde, kısmen de dışında kaldığını raporlarında açıklayarak, rapor ekinde uygulamayı gösteren kroki sundukları anlaşılmaktadır. Gerek asıl rapor ile ekindeki krokilerden gerekse aynı bilirkişilerce düzenlenen 29.02.2008 tarihli ek rapor ile dayanağı olan EK ;1 sayılı krokiden 1975 yılına ait orman tahdit hattının memleket haritası ve … fotoğrafları ile uyumlu olduğu, 1949 yılına ilişkin orman kadastro haritasında gösterilen orman tahdit hattının ise uyumsuz olduğu, bilirkişi kurulu tarafından 1975 yılına ilişkin çalışmalarda 5151, 5150, 5149, 5148 nolu orman tahdit hattı çizilirken 5150 nolu noktadan 5149 nolu tahdit noktasına düze yakın bir çizgi ile gidilerek 5148 nolu orman tahdit noktası 977 parselin içinde bir yerde gösterildiği, ancak 20.07.2006 tarihli asıl raporun ekindeki Fenni Bilirkişi … Der tarafından çizilen krokide 5149 nolu orman tahdit noktası yukarıda açıklaması yapılan rapora uygun olarak dava dışı 959 parselin güney doğu köşesinde gösterilmiş ise de, aynı hattın uzantısının uzman orman bilirkişilerinin sunduğu krokilere uygun olarak çizilmediği ve mahkemece de orman bilirkişilerinin çizdikleri ve memleket haritası, … fotoğrafları ile desteklenen 1975 hattına uygun olmayan … bilirkişisinin krokisi esas alınarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
O halde; mahkemece, dava dosyası … Bilirkişi … ya verilerek orman ve … bilirkişilerin birlikte düzenledikleri 29.02.2008 tarihli dava konusu taşınmazlar ile 1949 ve 1975 yılında yapılan çalışmaların memleket haritası üzerinde gösterildiği ek rapor ekinde bulunan EK 1 nolu kroki esas alınarak çekişmeli taşınmaz ile etrafındaki taşınmazları gösteren kadastro çapının ölçekleri eşitlenerek ablike edilmesi ve buna göre çekişmeli taşınmazların orman sınırları içinde kalan ve kalmayan bölümleri ile yüzölçümlerini gösteren kroki ve rapor alınarak hüküm kurulmasına” işaret edilerek hükmün bozulduğu anlaşılmaktadır. O halde; mahkemece, bu dosyada da uyuşmazlığın aynı orman tahdit noktalarını ilgilendiren aynı mahkemenin 2005/288-409 sayılı dosyasındaki hükme esas alınan Orman Yüksek Mühendisleri … … …, … … ve … … tarafından düzenlenen 20.07.2006 tarihli rapor ve ekindeki krokiler ile 29.02.2008 tarihli ek rapor ve dayanağı olan memleket haritası ve … fotoğrafları ile desteklenen EK 1, nolu krokide gösterilen 1975 yılına ilişkin orman tahdit hattının esas alınmak sureti ile çekişmeli taşınmazların orman sınırları içinde kalan ve kalmayan bölümlerinin belirlenmesi ve uyuşmazlığın bu haritaya göre çözümlenmesi gerekirken eksik ve yetersiz bilirkişi raporları ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 05/02/2009 günü oybirliği ile karar verildi.