Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/16121 E. 2009/2200 K. 12.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16121
KARAR NO : 2009/2200
KARAR TARİHİ : 12.02.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler ile Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine, kadastro çalışmalarında 206 ada 36 ve 38 parsellerin iköğretim binası lojmanı ve uygulama bahçesi olarak 19.01.1943 tarih 511 nolu tapu kaydına dayanarak Hazine adına tesbit edildiğini, ancak tapu kaydının 5880 m2 yüzölçümünde olmasına rağmen tesbitin 4602.44 m2 olarak eksik yapıldığını, tapu kaydının tevzi krokisine uyularak bu eksikliğin Hazine lehine tamamlanmasını, ayrıca 36 nolu parsel içinde sonradan açılan yolun paftasından kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı gerçek kişiler ise, 206 ada 37 parsel sayılı taşınmazın 1865.60 m2 yüzölçümünde kendi adlarına tesbit edildiğini, ancak bu taşınmaza revizyon gören tapu kayıtlarının yüzölçümleri toplamının 5346 m2 olduğunu, Hazine ile daha önce aralarında olan sınır ihtilafının 09.04.1993 tarihli tutanak ile belirlendiğini, buna göre Hazineye ait taşınmazın yolun üstünde kaldığını, yolun altının ise kendilerine ait arazi olduğunu, 36 ile 37 parseller arasında zeminde bulunan yolun sınır kabul edilmesinin gerektiğini belirterek eksik kalan bölümün adlarına tescili talebi ile dava açmışlardır. Mahkemece davacı gerçek kişilerin 37 parsele ilişkin davalarının feragat nedeni ile reddine, 36 parsele yönelik davalarının ise davacıların taşınmazının 36 parsel içindeki yola kadar uzadığının ispatlanamaması nedeni ile esastan reddine, ancak bu kişilerin 36 parsel içindeki zeminde bulunan yolun paftasında gösterilmesine ilişkin taleplerinin ise bu yolun 15-20 yıl önce açıldığı, ancak o mahallede yaşayan kişilerin evlerine ulaşmak için kullandıkları tek yol olduğu gerekçesi ile kabulüne fenni bilirkişi tarafından krokide gösterilen 349.37 m2’lik yerin paftada yol olarak gösterilmesine, davacı Hazinenin davası yönünden ise dayandığı tapu kaydının davacı gerçek kişilere ait taşınmazı kapsamadığı gerekçesi ile reddine, 206 ada 37 ve 43, 205 ada 38 parsellerin kayıt malikleri adlarına tesciline, 36 parselin ise 4113.58 m2 olarak kayıt maliki adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler ile davacı Hazine tarafından temyiz edilmektedir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Davacı Hazine, 19.01.1943 tarih 511 nolu tapu kaydına dayanarak (çalılık vasıflı, 5880 m2 yüzölçümündeki, Kuzeyi: … …, Doğusu: … Batısı: … …, … …, …, … , Güneyi: yol olan … tevzi komisyonunca tevzi harici bırakılarak Hazine adına tescil edilen) 36 ve 38 parsellerin okul olarak Hazine adına tesbit edildiğini, ancak tesbitin tapu miktarından az olduğunu belirterek tevzi krokisinin esas alınması gerektiği iddiası ile, davacı gerçek kişiler ise çekişmeli 206 ada 36 parsel içinde zeminde bulunan yolun paftasında gösterilmediği ve dayandıkları tapuların (01-19.01.1943 tarih 157 nolu fındıklık serender ve ev vasıflı 1720 m2 yüzölçümündeki … … adına kayıtlı, Kuzeyi: Mektep arsası, Batısı: … ve diğer hudutları yol yazılı olan 02-19.01.1943 tarih 181 nolu tarla vasıflı1500 m2 yüzölçümündeki Gülüzar … adına kayıtlı, Kuzeyi: Mektep arsası, Doğusu: …, Batısı: …, Güneyi: yol olan, 03-19.01.1943 tarih 35 nolu tarla vasıflı 2126 m2 yüzölçümündeki … … adına kayıtlı Kuzeyi: Mektep, Güneyi: yol, Doğusu: …, Batısı: Gülüzar olan) yüzölçümlerinin kendi adlarına tesbit edilen 37 parselin yüzölçümünden fazla olduğunu, 36 ve 37 parseller arasındaki sınırın zemindeki yol olduğunu, yolun altından itibaren kendileri adlarına tesbit edilen 37 parselin başladığı iddiası ile dava açmışlardır. Davacı Hazine ile davacı gerçek kişilerin dayandıkları tapu kayıtlarının krokisi dosya içinde bulunduğu halde fenni bilirkişi bu krokiden şeklen faydalandığını belirtmiş ve tevzi krokilerini kadastro çapı ile çakıştırarak uygulama yapmamış, ayrıca komşu parsellere revizyon gören tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren dosyaya getirtilerek dayanakları olan tevzi krokileri ile uygulama yapılmamıştır. Ayrıca, davacı Hazine açtığı davada tapu kaydının dayanağı olan tevzi krokisinin sınırlarının esas alınmasını istediğine göre, davanın 36 ve 38 parseller arasındaki paftasında yol olarak bırakılan taşınmaza yönelik olduğu da düşünülmemiştir.
Mahkemece; öncelikle, çekişmeli taşınmazlara komşu olan taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtlarının ilk tesislerinde itibaren tevzi krokileri ile birlikte istenerek dosyaya konulması, daha sonra ilgili orman işletme müdürlüğünden çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastro çalışmasının yapılıp yapılmadığı sorularak orman kadastro çalışması yapılmış ise buna ilişkin işe başlama, çalışma, askı ilan tutanakları ile orman tahdit haritasının yapılmamış ise yöreye ilişkin eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planının ilgili yerlerden getirtilerek dosya keşfe hazır hale getirilmelidir.
A) Yörede 4785 Sayılı Yasa gözetilerek yapılan ve kadastro tesbit tarihinden önce ilan edilerek kesinleşen orman kadastro çalışmalarının bulunduğu saptandığında ise öncelikle uyuşmazlığın kesinleşen orman tahdit harita ve tutanaklarının uygulanması ile çözümlenmesi gerekeceğinden halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii,yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, yukarıda belirtilen usule uygun olarak yapılacak inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı saptandığında, orman niteliğindeki taşınmazların tevzi sureti ile veya başka bir şekilde dağıtılacağına ilişkin hiçbir yasa hükmü bulunmadığı ve bu nitelikteki taşınmazların üzerinde kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşulları ile taşınmaz iktisap edilemeyeceği gözönüne alınmalıdır.
B) Yörede 4785 Sayılı Yasa gözetilerek yapılan orman kadastro çalışmasının bulunmadığı anlaşıldığında veya hiç orman kadastro kadastro çalışması yapılmamış ise, çekişmeli taşınmazların öncesinin orman niteliğinin ve hukuki durumunun belirlenmesi için, yöreye ait bulunabilecek en eski memleket haritası, amenajman planı, … fotoğrafı bulundukları yerden getirtilerek bir orman ,bir ziraat ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılarak memleket haritası, … fotoğrafı, amenajman planı, çekişmeli taşınmazlar ve çevresine uygulanarak haritalardaki konumu saptanıp, taşınmazın eğimi duraksamaya yer vermeyecek biçimde hesaplatılmalı, anılan belgeler, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; çekişmeli taşınmaza komşu kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanaklarının dayanakları uygulanmalı, 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.;14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli;varsa üzerindeki ağaçların cinsleri yaşları, adetleri belirlenmeli, kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hukuken ve bilimsel olarak ve Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2000 gün ve 2000/20-1663/1694 sayılı kararında açıklandığı gibi eğimi % 12’nin üzerinde olan … ve orman muhafaza karakteri taşıyan funda veya makiliklerle örtülü yerlerin orman niteliğinde ve 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendi kapsamı dışında olduğu gözetilmelidir.
Yukarıdaki yöntemle yapılan araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın evveliyatının ve fiili durumunun orman olmadığı saptandığında ise davacı Hazine ile davacı gerçek kişilerin dayandıkları tapu kayıtları yerel bilirkişiler ve tarafların gösterecekleri tanıklar yardımı ile mahallinde uygulanmalı, tapu hudutlarında belirtilen şahıs arazileri, yol, mektep belirlenmeli, komşu taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarının ilk tesisleri ve kadastro tesbit tutanakları ile uygulanarak tapuların kapsadıkları alanlar belirlenmeli, komşu parseller ile denetlenmeli, fenni bilirkişiden tapu kayıtlarının dayanağı olan tevzi krokisi ile kadastro çapı çakıştırılmak sureti ile uygulama yapması istenerek bunu gösteren rapor ve kroki düzenlemesi istenmeli, gerek davacı gerçek kişilerin gerekse davacı Hazinenin dayandıkları tapu kayıtlarının 3402 Sayılı Yasanın 20/A maddesi gereğince plan veya krokiye dayalı olan tapu kayıtlarının yerlerineuygulanması mümkün ise, plan veya krokideki sınırlara itibar olunacağından tapu kayıtlarının kapsamlarının tevzi krokisindeki sınırlara göre belirlenerek davacı Hazinenin ve gerçek kişilerin dayandıkları tapu kayıtlarındaki eksikliklerin nerede kaldıkları saptanmalı, 36 parsel içinde zeminde 15-20 yıl önce açılan ve kadastro çalışmasında paftasında gösterilmeyen yolun genel ve kadim yol olmadığı düşünülmeli, bu uygulamadan sonra davacı hazinenin dayandığı tapu kaydının kapsadığı alan içinde 36 ve 38 parseller arasındaki yolun kaldığı ve bu yolun kadastro çalışmaları sırasında paftasında gösterildiği belirlenirse paftasında yol olarak bırakılan ve kadastro tesbit tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlarla ilgili olarak 3402 Sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince görevli mahkemenin kadastro mahkemesi olmadığı düşünülmeli, Hazinenin dayandığı tapu kaydının kapsadığı alan içinde bu dosyada davalı gösterilmeyen başka taşınmazların da bulunduğu anlaşılır ise bu taşınmazlar davalı hale getirilerek tesbit malikleri davaya dahil edilmeli, mahkemece daha önce uzman orman bilirkişi marifeti ile yapılan incelemede çekişmeli 43 parselin orman niteliğinde olduğu saptandığından, bu parselin Hazinenin dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı belirlenirse yasada dağıtılacak arazi türleri arasında orman niteliğindeki taşınmazların bulunmadığı gözetilmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişiler ile Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişilere iadesine 12/02/2009 günü oybirliği ile karar verildi.