YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16278
KARAR NO : 2009/911
KARAR TARİHİ : 26.01.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : … … VE ARK.-… … MİR.
DAVALILAR : ORMAN BAKANLIĞI-ORMAN YÖNETİMİ
Taraflar arasındaki kamulaştırma kapsamında kalan taşınmazların orman olmadığının ve zilyetliğin tespiti davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 29.01.2004 gün ve 9331-339 sayılı bozma kararında özetle: “Davacılar vekilinin davalı … Bakanlığı aleyhine açtığı ve daha sonra Orman Genel Müdürlüğünün dahil edildiği davada, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılan 13, 14 ve 17 sayılı kamulaştırma parsellerinin kendilerine ait olduğu halde, davalı idare tarafından orman olduğu belirtilerek kamulaştırma bedeli üzerine tahdit konulup ödenmediğini, tahdidin kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 14 ve 17 parsellerin tamamı ile 13 parselin 1350 m2’lik kısmının dışında kalan taşınmazın orman olmadığının tespitine, 13 sayılı parselin 1350 m2’lik kısmının ise orman olduğundan bu bölüme ait talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan iki uzman orman bilirkişi raporunda 17 nolu kamulaştırma parselinin % 30-50 eğimli olduğunu, üzerinde fındık bahçesi ile 50-60 yaşlarında meyve ağaçları bulunduğunu, 13 nolu kamulaştırma parselinin eğiminin % 50-60 olduğunu, doğu kısmının taş ocağı nedeni ile tahrip edilen ve boşaltılmış halde diğer kısımlarının ise (1350 m2’lik alan hariç) fındık bahçeleri ile aralarına dikilmiş … bitkileri ile kaplı olduğunu, üzerinde 60-80 yaşında armut ve erik ağaçlarının bulunduğunu, 1350 m2’lik kısmının ise % 80-100 eğimli kısmen … halde, hiç … yapılmadığını, üzerinde 70-80 yaşında kayın ağaçları ile alt tabakada orman gülü bitkilerinin bulunduğunu ve orman sayılan yerlerden olduğunu, 14 nolu kamulaştırma parselinin taş ocağı işletmesi içerisinde kaldığını ve tahrip edildiğini, dinamit patlatılarak taş çıkarıldığını ve yol seviyesine kadar boşaltıldığını, 1969 tarihli memleket haritasında 13 sayılı taşınmazın güney doğu köşesinin ormanlık alanda kaldığını, diğer taşınmazların ise tamamen orman sayılmayan alanda kaldıklarını, 1973 tarihli … fotoğrafında 14 ve 17 parsellerin tamamının … ve yerleşim alanı içerisinde, 13 sayılı parselin ise güney doğuda … bir kısmının orman alanı içerisinde kaldığını açıklayarak dava konusu taşınmazların resmi belgelerdeki konumunu işaretlemişlerdir.
Uzman … bilirkişisi ise düzenlediği raporda 14 sayılı parselin tamamının, 13 parselin ise bir kısmının yol yapım çalışmaları nedeni ile yüzey şeklinin ve niteliğini yitirdiğini 17 parselin ise fındıklık arazi vasfını koruduğunu belirterek kroki sunmuş ancak dava konusu taşınmazların yüzölçümlerini belirtmemiştir.
-2- 2008/16278 – 2009/911
1- Dava 19.09.2000 tarihli dava dilekçesi ile Orman Bakanlığı’na karşı açılmış ise de Orman Bakanlığı karar başlığında davalı olarak gösterilmemiştir. H.U.M.Y.’nın 388/2. madde gereğince karar başlığında tarafların ve davaya katılanların kimlikleri varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin gösterilmesi zorunludur.
Karar başlığında davada taraf olanların gösterilmemiş olması kararın bu kişilere tebliğini önlediği gibi, kararın infazında da tereddüt doğurur. Bu nedenle karar başlığında davalı … Bakanlığının gösterilmemiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
2- Mahkemece yapılan keşif, bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor ve kroki hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastro çalışmaları ile orman kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığı hususlarında hiç araştırma yapılmadığı gibi bilirkişilerden alınan raporlarda da tam bir açıklık olmadığı ekinde sunulan krokide de taşınmazların şekli ve kamulaştırma haritasındaki yerlerinin hüküm kurmaya yeterli şekilde düzenlenmediği anlaşılmaktadır.
Kural olarak taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastro çalışmaları yapılarak ilan edilmiş ve kesinleşmiş ise taşınmazın orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanması ile belirlenir. Ancak, bu sınırlandırmada 4785 Sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Zira, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup; bu yasaya göre, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.Ancak taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastro çalışmaları yapılmamış ise bu durumda taşınmazın orman olup olmadığı resmi belgelerdeki durumuna göre yapılacak araştırma ile incelenecektir.
Bu nedenlere mahkemece öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastro işlemlerinin yapılıp yapılmadığı ilgili kadastro müdürlüğünden sorularak yapılmış ise dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak ne gibi bir işlem yapıldığı, tapuda kayıtlı olup olmadıkları araştırılmalı, orman kadastro işlemlerinin yapılıp yapılmadığı ise Orman işletme müdürlüğünden sorulmalı, 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınarak yapılan orman tahdidi olduğu bildirildiğinde, buna ilişkin evraklar dosya içerisine konularak
a- Mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve varsa tapulama paftası veya kamulaştırma haritası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmelidir.
b- Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastro çalışmalarının yapılmadığı veya 4785 Sayılı Yasanın gözönüne alınmadan yapılan orman tahdidi bulunduğu bildirildiğinde ise, mahkemece; eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın
-3- 2008/16278 – 911
45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; memleket haritası ve varsa kadastro paftası ile kamulaştırma haritası ölçekleri eşitlenip biribiri üzerine çakıştırılmak sureti ile aplike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve taşınmazların orman olan ve olmayan kısımları belirlenmelidir.
c- Ayrıca, Karayolları Genel müdürlüğü tarafından yapılan kamulaştırmada gerçek kişiler lehine bir işlem yapılmadığı anlaşılmakta olup davacı gerçek kişilerin bu dosyadaki savı dava konusu taşınmazların orman olmadığı ve bu taşınmazlar üzerinde zilyet oldukları hususlarını içermektedir. O halde, yukarıda belirtilen usulde yapılacak araştırma sonucunda taşınmazların kısmen veya tamamen orman olmadıkları saptandığı taktirde davada taraf olan Hazineye karşı gerçek kişilerin zilyetliklerinin kanıtlanması gerekir. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte … uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; yörede arazi kadastro çalışması yapılmış ise komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu … Köyü 14 ve 17 nolu parseller ile 13 nolu parselin 01.12.2005 tarihli … bilirkişi rapor ve krokisinde yeşile … 2340 m2’lik alan dışındaki yerlerin orman olmadığının tespitine, aynı raporda 13 parselin 2340 m2’lik kısımlarının orman olduğu anlaşıldığından bu kısımla ilgili talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kamulaştırma kapsamında kalan taşınmazların orman olmadığının ve zilyetliğin tespiti davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden yapılmış önce orman kadastrosu ve arazi kadastrosu yoktur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma ve incelemelerde yerel bilirkişiler ve tanıklar dinlenip, sonucunda 13 nolu kamulaştırma parselinin 2340 m2’lik bölümü hariç geriye kalan bölümü ile, 14 ve 17 nolu kamulaştırma parsellerinin fındık, meyva ve … bahçesi niteliğinde orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuşsa da; bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak, mahkemeye de bozma gereklerini tam anlamıyla yerine getirme yükümlülüğü doğar.
Mahkemece hükmüne uyulan 29.01.2004 günlü bozma ilamı gereğince çekişmeli taşınmazların bulunduğu, … Köyünde genel arazi kadastrosu ile orman kadastrosunun yapılıp yapılmadığı sorulmuş, Sürmene Kadastro Müdürlüğünün 26.05.2004 gün ve 501 sayılı yazılarında “Kahraman Köyünde kadastro çalışmasının yapılmadığı” yine Sürmene Orman İşletme Müdürlüğünün 02.06.2004 gün ve 1584 sayılı yazılarında da “Sürmene İlçesi, Kahraman Köyünde Taşocağı mevkiinde orman kadastrosunun yapılmadığı” bildirilmiştir. Ancak, aradan geçen dört yılı aşkın süre nazara alındığında, yörede hem arazi hem de orman kadastrosunun yapılmış olabileceği düşünülerek öncelikle bu konunun yeniden araştırılması gerekir.
-4- 2008/16278 – 2009/911
Şayet dava konusu taşınmazın bulunduğu … Köyünde genel arazi kadastrosunun başladığı ve taşınmazlarla ilgili kadastro tutanaklarının düzenlendiğinin bildirilmesi halinde 3402 Sayılı Yasanın 26, 27. maddelerine göre eldeki dava kadastro tespitine itiraza dönüşeceğinden ve kadastro mahkemesi görevli olacağından görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının kadastro mahkemesine aktarılmalıdır. Yine dava konusu taşınmazın bulunduğu … Köyünde orman kadastrosu yapılmış ve ilan edilmişse eldeki dava aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına dönüşeceğinden ve orman kadastrosuna itiraz davalarına bakma görevi 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre kadastro mahkemesine ait olduğundan orman kadastrosuna itiraz davası mülkiyet tespiti davasından ayrılıp görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine gönderilerek orman kadastrosuna itiraz davasının sonucunun beklenmesi gerektiği düşünülmelidir.
Kural olarak eda davası açılabilecek bir yerde tespit davası açılamaz ise de; 2942 Sayılı Yasanın 19. maddesine tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların idare adına tescili ve zilyedinin hakları düzenlendiğinden, davacının kamulaştırma bedelinin kendisine ödenmesi için mülkiyetin kendisine ait olduğunun tespitini istemesinde hukuki yararı vardır. Bu durumda, kamulaştırılan ve tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesinde sayılan kamu mallarından olmadığının belirlenmesi halinde davalı yararına Medeni Yasanın 713 ve 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerekir.
O halde; mahkemenin görevli olduğunun saptanması halinde, öncelikle Hazine ve taşınmazın bulunduğu Kahramanlı Köyü Köy Tüzelkişiliğine dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilip davadan haberdar edilerek taraf teşkili sağlanmalı, ondan sonra taraflardan iddiaları sorulup gösterecekleri deliller toplanmalı, kamulaştırma tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve 3402 Sayılı Yasada yazılı kısıtlamalarda dahil olmak üzere araştırılmalı ve bundan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken değinilen yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 26/01/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.