Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/16288 E. 2008/17819 K. 18.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16288
KARAR NO : 2008/17819
KARAR TARİHİ : 18.12.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve müdahil gerçek kişiler ile davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar Naciye Levent ve arkadaşları, … hududu içinde 203, 204, 205, 206 nolu orman tahdit noktaları arasında kalan (K) işaretli 63.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/182 E – 1986/73 K sayılı (bozulmakla 1987/121-552 sayılı) kararı ile orman kadastrosu iptal edilerek orman sınırı dışında kaldığını, ancak yörede yapılan arazi kadastro çalışmasında tescil harici bırakıldığını, halen zilyet oldukları, bu taşınmazın tapu kayıtlarının bulunduğunu belirterek adlarına tescili talebi ile 27.05.1993 tarihli dilekçe ile Asliye Hukuk Mahkemesinde tescil davası açmışlardır. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.05.1995 gün 1993/335-161 sayılı ile “Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/182E sayılı (bozulmakla 1987/121-552 sayılı) kararı ile (K) harfli 63.000 m2 lik taşınmazın aslında 1938 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında orman sınırları dışında bırakıldığını ve bu nedenle davacı gerçek kişilerin açtıkları orman kadastro çalışmasına itiraz davasının red edildiğini, taşınmazın devletleştirilen ve iade koşullarını taşımayan bir yer olduğunu, 1967 yılında yapılan kadastro çalışmasında da orman sayılan yer olması nedeniyle tescil harici bırakıldığını, dava konusu yerin 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4875 Sayılı Yasa gereğince devletleştirildiğini, ancak yörede 1938 yılında orman kadastrosu yapılmış olması nedeniyle orman sınırları dışında bırakılmış olduğunu, yörede 1989 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasında ise orman kadastro komisyonunun mahkeme kararına uymak zorunda olması nedeni ile özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olan taşınmazı orman sınırları dışında bıraktığı” gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.09.1996 ve 10.02.1998 günlü bir kısım eksikliklerin giderilmesine ilişkin iade kararları üzerine (ek1) numarası verilerek aynı mahkemece çekişmeli taşınmazla ilgili kadastro tespit tutanağının düzenlendiği ve 3402 Sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince kadastro mahkemesinin görevli olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Dairemizin 03.06.2002 gün 2002/3126-5316 sayılı ilamı ile “mahkemenin 24.05.1995 tarihinde hüküm kurarak davayı sonuçlandırdığı ve dosyadan elini çektiği, bu dosyaya tekrar bakabilmesi için verilen kararın yargıtayca bozulması gerektiği açıklanarak öncelikle mahkemenin 27.05.1999 gün ve 1993/335-1995/161-1 sayılı ek ilamının yok hükmünde olması nedeni ile ortadan kaldırılmasına ve tescil davasına konu olan taşınmaza 254 parsel numarası verilerek ve … hanesi boş bırakılarak kadastro tespit tutanağının

-2- 2008/16288 – 17819

düzenlenmesi ve 3402 Sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince dosyanın kadastro mahkemesinde görülmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulması üzerine 03.04.2003 gün 2003/5-214 sayılı görevsizlik kararı ile dosya kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında … … mirasçıları 06.08.1974 tarih 50 nolu vergi kaydı ile zilyetliğe dayanarak davaya asli müdahil olarak katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda çekişmeli 254 sayılı parselin dava dışı bitişikteki 255 nolu parsel ile birlikte davacılar tarafından kullanıldığı, uzman bilirkişi raporuna göre kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden ise de, 2 sınırı itibarı ile ormana bitişik olduğu ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, dava konusu 254 sayılı parsellerin niteliği aynı olan, bitişikteki 255 sayılı parselin Sarıyer Kadastro Mahkemesinin 2001/4-2 sayılı kararı ile bu Hazine adına tapuya tesciline karar verildiğini, 255 parselle bütünlük içinde olması nedeni ile çekişmeli 254 parselin de özel mülkiyete konu olamayacağı, 255 parselin keşfi sırasında düzenlenen ziraat bilirkişi raporunda, 255 sayılı parselin 2 yıl öncesine kadar kullanılmadığının, tarımsal faaliyet yapılmadığının açıklandığını ve bu raporun aynı nitelikte olan çekişmeli 254 sayılı parsel yönünden de kabul edilmesi gerektiği gerekçeleri ile davanın reddi ile çekişmeli taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ve müdahil gerçek kişiler ile davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmektedir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Yörede 1938 yılında 3116 Sayılı Yasa gereğince yapılan orman kadastro çalışması ile 1981, 1985, 1990 yıllarında 1744, 2896 e 3302 Sayılı Yasalar gereğince yapılan aplikasyon ve 2.madde, 2/B madde uygulamaları yapılmış ve kesinleşmiştir.
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından yörede 1938 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında 202, 203, 204, 205, 206 nolu orman tahdit noktaları arasında kalan yerle ilgili olarak 97 Teşrinisani 1322 tarih 6 ve 6 Nisan 1328 tarih 15 nolu tapu kayıtları ile … mevkiinde orman içinde iki tarlanın bulunduğu açıklanarak 203 ila 206 nolu orman tahdit noktaları arasında kalan taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı, 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın geçici 3. maddesi ile getirilen orman kadastro işlemine karşı ek 6 aylık itiraz süresi içinde davacılar ve murisleri tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/182E sayılı dosyasında orman tahditine itiraz davasının açıldığı, 6831 Sayılı Yasanın muvakkat 1. Maddesindeki “Orman tahdit ve kadastrosunun ikmaline kadar, bu kanunun 1 nci maddesi tatbikatından çıkacak ihtilaflarda, bir yerin orman sayılıp sayılmayacağı Ziraat Vekaletince belirtilir” hükmü gereğince, dava konusu yerin niteliğinin Ziraat Bakanlığından sorulması üzerine Bakanlığın “çekişmeli taşınmazın 4785 Sayılı Yasa gereğince devletleştirilen ve orman sayılan yerlerden olduğu iadeye tabi olmadığı” bildirmesi üzerine aynı davacılar tarafından bu defa Orman Bakanlığının bu işleminin iptali ile çekişmeli taşınmazın da içinde bulunduğu büyük bir taşınmazın iade edilmesini talep ederek Danıştay da iptal davası açtıkları, Danıştay 8. Dairesinin 20.03.1975 gün ve 1971/3285-987 K sayılı ilam ile “1744 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince Orman Bakanlığının yazısının mütalaaya dönüştüğü, bu konuda yargısal denetimin bulunmadığı,bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu, 4785 Sayılı Yasa ile devletleştirilen yerlerin ancak Devlet Ormanına bitişik olmamaları, etraflarının orman sayılmayan yerler ile çevrili olmaları halinde 5658 Sayılı Yasa gereğince iadeye konu olabilecekleri” gerekçesi ile davanın ve iade talebinin reddine’ karar verildiği, bu karar üzerine orman tahditine itiraz davasında yapılan yargılama sırasında uzmanlığına başvurulan orman, ziraat ve fenni bilirkişilerin düzenledikleri 10.01.1986 tarihli raporda çekişmeli yere ilişkin 26 adet tapu kaydının bulunduğunu, bunların tamamının 6.337.574 m2’lik … arazisini kapsadığını, 4785 Sayılı Yasa ile 353 Hektarlık özel orman olarak sınırlandırılan alanın devletleştirme kapsamında kaldığını, bu alanın bir kısmının 1973 yılında ağaçlandırıldığını, bunun dışındaki alanın ise bozuk baltalık niteliğindeki orman ağaçları ile kaplı olduğunu, (G) işaretli alanın ise 1981 yılında ağaçlandırıldığını, (H) ve (İ) işaretli alanların ise 1983 yılında ağaçlandırıldığını, (J) ve (O) işaretli 692.400 m2 ve 664.000 m2’lik alanların devlet ormanının devamı niteliğinde olduklarından devlet ormanı olması gerektiğini, (G, H, İ) işaretli 650.000 m2, 854.000 m2 ve 398.000 m2’lik alanların ise üzerlerinde hem doğal olarak hem de emekle yetişen orman ağaçlarının bulunması ve davacılara ait tapu kaydı içinde olmaları nedeni ile özel

-3- 2008/16288 – 17819

orman olması gerektiği, (A, B, C, D, E, N, M) işaretli sırasıyla 6000 m2, 4800 m2, 21.000 m2, 26.000 m2, 162.000 m2, 11.000 m2, 680.000 m2’lik alanların ise üzerlerinde orman ağaçları ve bitki örtüsünün bulunmaması nedeni ile … alanı olduklarının bildirildiği, mahkemece bu rapor esas alınarak 1957/182-1986/73 sayılı ilam ile “(O ve J) harfli bölümlerin devlet ormanı olmaları nedeni ile tahdite itiraz davasının reddine, (G, H, İ) harfli bölümlerin tapu kapsamı içinde olduklarından özel orman olarak sınırlandırılmalarına, (A, B, C, D, E, N) harfli bölümlerin orman sayılmayan yerlerden olduğundan ve davacıların tapu kaydı içinde kaldığından kültür arazisi olarak davacılar adına tescil edilmelerine, (K) harfli 63.000 m2’lik bölümün ise orman kadastro sınırları dışında kalması nedeni ile bu bölüme ilişkin tahdite itiraz davasının reddine” dair verilen hükmün Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 02.12.1986 gün 1986/5004-7672 sayılı ilamı ile “G, H, İ harfli bölümlerin 4785 Sayılı Yasa ile devletleştirilen orman olduğu, devlet ormanına bitişik olmaları nedeni ile iadeye konu olmadıkları” gerekçesi ile hükmün bozulduğu, bozma üzerine aynı mahkemenin 29.09.1987 gün 1987/121-552 sayılı kararı ile “O ve J harfli bölümlerin devlet ormanı olmaları nedeni ile tahdite itiraz davasının reddine (G, H, İ) harfli bölümlere yönelik davanın reddine, (A, B, C, D, E, N) harfli bölümlerin orman sayılmayan yerlerden olduğundan ve davacıların tapu kaydı içinde kaldığından kültür arazisi olarak davacılar adına tescil edilmelerine, (M) harfli 680.000 m2’lik bölümün davacıların tapusu içinde kalması ve üzerinde orman ağaçlarının bulunmaması nedeni ile orman tahditinin düzeltilerek bu bölümün davacılar adına tapuya tescil edilmelerine, (K) harfli 63.000 m2’lik bölümün orman kadastro sınırları dışında kalması nedeni ile bu bölüme ilişkin tahdite itiraz davasının reddine” karar verildiği, hükmün temyiz incelemesi sonucu kesinleşmesinden sonra aynı davacılar tarafından eski tarihli memleket haritasının ellerine şimdi geçtiği ve yargılamanın iadesi koşullarının mevcut olduğu iddiası ile Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinde iadei muhakeme talebi ile açılan davanın 16.04.1992 gün 1991/621-316 sayılı karar ile yargılamanın yenilenmesi koşulları bulunmadığından red edildiği ve bu kararın da temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, çekişmeli 254 sayılı parselin (K) işaretli bölüm içinde kaldığı, üç yönden dava konusu 254 sayılı parsele bitişik olan ve orman kadastrosu kesinleşen Devlet Ormanının Mavramoloz Devlet Ormanı ismiyle Mart 1947 tarih 118 numarada 2585 Hektar yüzölçümüyle 3116 Sayılı Yasanın 13. maddesi gereğince Hazine adına tapuya tescil edildiği, Orman Yönetiminin 09.08.1964 tarih 4.11.067-4/168 6979 sayılı yazısı ile çekişmeli 254 parsel sayılı taşınmazın 4785 Sayılı Yasa kapsamında devletleştirildiği, kamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığı ancak bedeli tahsil edilmediğinden Hazineye irat kaydedildiğinin belirtildiği, Danıştay 8. Dairesinin 20.03.1975 gün 1971/3285-987 K sayılı ilam ile de çekişmeli taşınmazın 4785 Sayılı Yasa gereğince devletleştirme kapsamında kaldığının ve tahdidi kesinleşen Devlet Ormanına sınır olması nedeni ile 5658 Sayılı Yasa gereğince iadeye tabi olmadığı açıklanarak bu konuda karar verilmiş olduğu, bu olgular karşısında çekişmeli taşınmazın 4785 Sayılı Yasa gereğince devletleştirilen orman vasfında olduğunun kabulü kesin olup tartışılamaz. Ayrıca çekişmeli taşınmaza komşu olan dava dışı 255 parsele ilişkin hazine tarafından açılan davanın Hazine ile tesbit maliki … … arasındaki kadastro tespitine itiraz davası sonucu Sarıyer Kadastro Mahkemesinin 01.03.2004 gün 2001/4-2 sayılı kararı ile 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki koşulların gerçekleşmediği gerekçesi ile 255 parselin Hazine adına tapuya tesciline dair verilen hükmün Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 10.06.2004 gün 2004/6607-8205 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, söz konusu dosyadaki 19.06.2003 tarihli üç uzman ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporda “dava konusu olan 255 parselin kuzeyinin orman olduğu, eğiminin % 10-12 olduğu, toprağının kahverengi orman toprağı olduğu, geçmiş yıllarda üretim, … yapıldığına ilişkin belirti olmadığı, sınır komşusu ile yakın çevredeki arazilerde herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığı” hususlarının açıklandığı, bu rapora göre çekişmeli 254 parsel üzerinde de zilyetliğin ve tarımsal kullanımın bulunmadığının kabulü gerektiği, kaldı ki tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir

-4- 2008/16288 – 17819

yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu da gözönüne alındığında mahkemece davacı ve müdahil davacı gerçek kişilerin davasının reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak eldeki dava genel mahkemede açılan tescil davasının aktarılması ile yargılaması yapılan bir dava olduğundan, çekişmeli 254 parselin … hanesinin açık olduğu kadastro hakiminin 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi gereğince gerçek hak sahibini belirlemesi gerektiği gözönüne alınarak çekişmeli taşınmazın 4785 Sayılı Yasa gereğince devletleşen ormanlardan olması nedeni ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken vasıf belirtilmeden Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi doğru değil ise de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle hükmün 2. bendindeki “Dava konusu Sarıyer … Köyü Kumsuyu mevkiinde bulunan 254 parselin” cümlesinden sonra “orman niteliği ile” cümlesinin eklenmesine ve hükmün H.Y.U.Y’nın 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 18/12/2008 günü oybirliği ile karar verildi.