YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16435
KARAR NO : 2008/18196
KARAR TARİHİ : 23.12.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, Orman Yönetimi … Kadastro Mahkemesinde açmış olduğu davada … Köyü 113, 171, 179, 183 … içerisinde bulunan ve dava dilekçesine ekli krokide gösterilen yollar ve derelerin bir bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, kadastro çalışmaları sırasında kesinleşen orman sınırlarına uyulmadığını ileri sürerek tespitin iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, tespitin iptali ile … bilirkişi krokisinde gösterilen davaya konu taşınmaz bölümlerinin tespitlerinin iptali ile bu kısımların bitişiklerindeki …, …, …, … ve … Devlet Ormanları ile birleştirilmek suretiyle yollar ve dereler tecile tabi yerlerden olmadığından tespit gibi yollar ve dereler olarak bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … köyünün bir bölümünde tespit tarihinden önce 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1995 yılında anılan köy sınırları içinde bulunan ormanların 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması yapılmış, bu çalışma da 02/07/1997 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Kadastro mahkemesi uyuşmazlığın çözümünde kendisini görevli görerek işin esası hakkında hüküm kurmuşsa da çekişmeli yerin yörede 2005 yılında 3402 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan genel kadastroda yol ve … olarak tespit dışı bırakılarak paftasına işlendiği, taşınmaz hakkında tespit tutanağının düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece 3402 Sayılı Yasanın 26/4. maddesi ve H.G.K.’nun 28.11.2007 gün ve 20-909/891 sayılı kararında kabul edilen ilke göz önünde bulundurularak davaya bakma görevinin genel mahkemelere ait olduğu düşünülmemiştir. Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup, davanın her aşamasında mahkemece de kendiliğinden gözetilmesi gerekir. O halde davanın esası incelenmeksizin görevsizlik kararı verilmesi gerekirken esas hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Davacı … Yönetimi ve davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 23.12.2008 günü oybirliğiyle karar verildi.