Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/16872 E. 2009/4467 K. 17.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16872
KARAR NO : 2009/4467
KARAR TARİHİ : 17.03.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı …, mevkii 29/01/1955 tarih Cilt 53, Sayfa 27, sıra 10’da kayıtlı bulunan taşınmazın Çan Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.06.1954 gün ve 259/184 sayılı kararı ile ihale yoluyla babası … … …’a satılarak tapu kaydının oluşturulduğunu, daha sonra taşınmazın 1988 yılında babası tarafından kendisine haricen bağışlandığını, 1978 yılında köyde yapılan kadastro çalışmaları sırasında ise kadastro dışı bırakıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapuya tesciline karar verilmesi istemiyle Çan Asliye Hukuk Mahkemesinde 18.08.1999 tarihinde dava açmış, mahkemece 27/12/2005 gün 1999/146-219 sayılı kararıyla yörede 16/04/2003 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu nedeniyle dava orman kadastrosuna itiraza dönüştüğünden davaya bakmakta kadastro mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle dava dosyası kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
Mahkemece davanın KABULÜNE; …Köyü, Köy içi mevkii, cilt 53, sayfa 27, sıra no 10, pafta no Balıkesir İ18a-02-d sayılı, doğusu yol ve ötesi orman arazisi, batısı orman arazisi, kuzeyi … ve ötesi orman arazisi, güneyi orman arazisi kaplı, 1.425 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm davalı … YÖNETİMİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 16/04/2003 tarihinde ilan edilen ancak eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu ise …Köyünde 1978 yılında yapılarak kesinleşmiş, davaya konu yer tespit harici bırakılmıştır.
Mahkemece her ne kadar davaya konu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olup, zamanaşımı zilyetliği ile taşırmaz kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davacı adına tesciline karar verilmiş ise de delillerin takdirinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz başında 15/04/2005 tarihinde yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan orman bilirkişileri ……., ….., VE …,- 12.02.2007 tarihli raporlarında, dava konusu yerin…….,Köyünde yapılan orman kadastrosunda KOZDERE DEVLET ORMANI içine alındığı,1954-1956 tarihli … fotoğraflarına göre yapılmış topogratif memleket haritası ve 1960 yılında çekimi yapılmış … fotoğraflarında ziraat arazileri ile aynı yapı ve görünümde olduğunu, üzerinin orman örtüsü ile kaplı olmadığını, çevresinin kısa boylu maki formasyonuna ait ağaçcıklarla kaplı olduğu, amenajman planında dava konusu yerin orman dışı alanda kaldığını belirtmişlerdir. Ne var ki; davaya konu yerin …Köyünde 1978 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakıldığı, …Köyü kadastro çalışma alanındaki 1099 ve 1100 sayılı kadastro
parsellerinin çekişmeli yere en yakın parseller olduğu ve bu parseller ile çekişmeli yer arasında pırnal (kermes meşesi) olarak bilinen orman örtüsü ile kaplı alan bulunduğu gibi çekişmeli yerin tüm etrafının da halen zeminde bozuk kızılçam ve bozuk meşe baltalığı olduğu ve ayrıca karaçalı, kermes meşesi, … akçakesme gibi çalılaşmış orman bitkilerinin bu yapıya eşlik ettiği, davacının dayanak olarak gösterdiği ve kadastro sırasında herhangi bir parsele revizyon görmeyen 29/01/1955 tarih 10 sayılı ve cinsi (saya ma damı) olan, hudutları, Doğusu: yol, Batısı ve Güneyi: mera, Kuzeyi: … olan tapu kaydının, hudutları itibarıyla zeminde tüm yönlerinin orman niteliğindeki arazilerle çevrili çekişmeli taşınmaza uyduğunun kabul edilemeyeceği, kaldı ki, mahkeme de taşınmazın tapu kaydının çekişmeli yere uyduğu gerekçesine göre değil, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tescil kararı verdiği, dayanak tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uymadığına ve … yüzölçümlü ve tüm etrafı da orman kadastrosunda orman sınırı içine alınan tahditli orman arazisi ile çevrili taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde ve özel mülkiyete konu olamayacak 6831 Sayılı Yasanın 17/2 maddesi kapsamında orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılmaktadır.
6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 31.05.1979 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaçcık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüştür.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
O halde; mahkemece, davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre ise; Kadastro Mahkemesinde görülen davanın orman kadastrosuna itiraz davası olduğu, Kadastro Mahkemesinin yasada sınırlı olarak belirtilen konulardaki uyuşmazlıklara bakarak karar verebileceği, M.Y. nın 713. maddesinden kaynaklanan tescile ilişkin uyuşmazlıklara bakma ve tescil kararı verme görevinin genel mahkemelere ait olduğu gözetilmeksizin taşınmazın kişi adına tesciline karar verilmesi dahi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 17/03/2009 günü oybirliği ile karar verildi.