Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/17607 E. 2009/3205 K. 24.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17607
KARAR NO : 2009/3205
KARAR TARİHİ : 24.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı …, 591 ve 720 parsel sayılı taşınmazların, 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde iken 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldıklarından tapu kayıtlarının iptal, … ve ortaklarının da aynı parseller hakkında Kartal Tapulama Mahkemesinin 22.09.1970 gün ve 1970/8-33 sayılı kesinleşmiş kararı bulunduğundan 591 ve 720 parsellerin beyanlar hanesine konulan 2/B şerhinin silinmesi istemiyle açtıkları davalar H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi uyarınca birleştirildikten sonra mahkemece, Hazinenin taraf olduğu Kartal Tapulama Mahkemesinin 22.09.1970 gün ve 1970/8-33 sayılı kararının H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi uyarınca kesin hüküm oluşturduğu gerekçesi ile Hazinenin davasının reddine, … ve arkadaşlarının davalarının kabulü ile çekişmeli taşınmazların beyanlar hanesindeki 2/B madde şerhinin silinmesine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden 1956 yılında yapılan kadastro sırasında … Köyü 591 parsel sayılı 93.400 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden Büyük … isimli kişinin zilyetliğinde iken 70 yıl önce öldüğü ve mirasçıları bilinmediğinden söz edilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. … , … … ve … …’ın tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak açtıkları dava sonucu, Kartal Tapulama Mahkemesinin 1962/1816 – 1968/72 sayılı kararı ile 591 parselin … bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda (A) işaretli 34.850 m2 bölüm, … …’ın tutunduğu Zilkade 1288 tarih 144 sıra nolu tapu kaydının kapsamında kaldığından … …, (C) işaretli 25.900 m2 kesiminin üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesi ile … oğlu … mirasçıları adlarına, (B) işaretli 32.650 m2 bölüm de tapu kaydı kapsamı dışında kullanılmayan çalılık ve fundalık olup, kimse tarafından kullanılmadığından, çalılık ve fundalık niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline dair verilen kararın kesinleşmesi üzerine 32.650 m2 yüzölçümlü kesimi çalılık ve fundalık niteliği ile 719 parsel numarası ile Hazine adına, 34.850 m2 yüzölçümlü bölüm 591 parsel numarası ile … …, 25.900 m2 yüzölçümlü bölüm de 720 parsel numarası ile … oğlu … mirasçıları adlarına tescil edilmiştir. Daha sonra 591 ve 720 parsel sayılı taşınmazlar, satış yoluyla davalılar … ve ortaklarına geçmiştir. İşte yerel mahkemece, yukarıda sözü edilen Kartal Tapulama Mahkemesinin 1970/8-33 sayılı kararı kesin hüküm kabul edilerek Hazine davasının reddedildiği anlaşılmaktadır.
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalıp, 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazların, tapu kayıtlarının iptali ve tescil; karşı dava ise parsellerin tapu kaydı üzerindeki 2/B madde şerhinin silinmesi dolayısıyla şerhin kaynağını oluşturan 1942 yılında yapılıp o tarihte kesinleşen orman kadastrosunun iptaline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1956 yılında genel arazi kadastrosu, 25.06.1981 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 27.02.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, maddi anlamda kesin hükmü düzenleyen H.Y.U.Y nın 237. maddesi “kesin hüküm ancak konusunu oluşturan husus hakkında geçerlidir. Kesin hüküm vardır denilebilmesi için iki tarafın ve dava konusunun ve dayanılan sebebin aynı olması gerekir” şeklindedir. Madde metninden de anlaşılacağı gibi kesin hükmün varlığından söz edebilmek için davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Bu koşullardan birincisi davanın konusu, dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Taşınmaza ilişkin davalarda dava konusu, taşınmazın kendisidir. Ancak, aynı taşınmaza ilişkin değişik hakların dava konusu edilmesi halinde taşınmaz aynı olmasına rağmen dava konusunun aynı olduğundan söz edilemez. Örneğin: Davanın tarafları ve taşınmaz aynı olmasına rağmen, mülkiyete ilişkin dava reddedildikten sonra aynı taşınmaz hakkında irtifak … dava edilebilir.
Kesin hüküm koşullarından ikincisi dava sebebidir ki; bilimsel görüşler ile yerleşik yargısal kararlar da, dava sebebi davanın dayandırıldığı vakıalar olduğu kabul edilmektedir. Dava sebebi, hukuki sebepten ayrıdır. Mahkeme yargılama sırasında dava sebebi ile bağlı olup, başka sebepleri inceleme konusu yapamaz. Örneğin: Gerçek kişi adına tapulu taşınmazın mera olduğu iddiasıyla tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılması istemiyle Hazinenin açtığı davada, taşınmaz hakkında orman araştırması yapılmayıp, sadece mera niteliği araştırılarak sonuçta taşınmazın mera olmaması nedeniyle dava reddedilirse, bundan sonra aynı taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ya da orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılacak davada, dava sebebi aynı olmadığı için kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Kesin hükmün koşullarından üçüncüsü, davanın taraflarının aynı olmasıdır. Tarafların aynı olmasından kasıt, her iki davada da sıfatlarının aynı olması, başka deyişle her iki davada davacı ya da davalı sıfatıyla hareket etmeleri değildir. Kesin hükümle ilgili kararda, davalı sıfatında olan kişi, ikinci davada davacı sıfatıyla yer alması halinde taraflar aynıdır. Kesin hüküm, taraflarının külli haleflerini de aynı şekilde bağlar.
Somut olayda; mahkemece, Hazinenin taraf olduğu Kartal Tapulama Mahkemesinin 22.09.1970 gün 1970/8-33 sayılı kararının H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi uyarınca kesin hüküm oluşturduğu gerekçesi ile Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir. Ne var ki; temyize konu davada Hazine, çekişmeli taşınmazların öncesinin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı iddiası ile, … ve ortakları ise Kartal Tapulama Mahkemesinin 22.09.1970 gün 1970/8-33 sayılı kararı ile Hazine aleyhine oluşan kesin hüküm nedeniyle davaya konu taşınmazların beyanlar hanesine konulan 2/B madde şerhinin silinmesi istemiyle dava açmışlardır. Kartal Tapulama Mahkemesinin 22.09.1970 gün 1970/8-33 sayılı dosyasında kişiler tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmışlar, mahkemece taşınmazların öncesinin orman olup olmadığı ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalıp kalmadığı inceleme konusu yapılmamış olduğundan, temyize konu dava ile Kartal Tapulama Mahkemesinin 22.09.1970 gün 1970/8-33 sayılı dosyasındaki dava arasında sebep birliği bulunmamaktadır. Benzer nitelikteki 1. Hukuk Dairesinin 10.04.2002 gün ve 2002/3848-4512 ve 27.12.1990 gün 14371-15373 sayılı kararlarında, aynen şu görüşlere yer verilmiştir. “Kadastro Mahkemesinin kesinleşen ilamının içeriğinden itirazın orman olgusuna dayandırılmadığı, o davada Orman İdaresi taraf olmadığı ormana ilişkin olarak araştırma ve değerlendirme yapılmadığından anılan ilamın orman olgusu yönünden kesinleşmiş bir hüküm olduğu kabul edilemez”. Somut olayda da, önceki davada Orman Yönetimi taraf değildir ve taşınmazın orman olup olmadığı konusunda hiçbir araştırma yapılmadığı ve bu iki davada Hazinenin dayandığı hukuki vakıalar (sebep) değişik olduğundan H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında kesin hükümden söz edilemez. H.G.K.’nın 04.03.1992 gün 1992/14-610-15, 23.02.2005 gün 2005/21-66-93 ve 17.11.2008 gün 2008/11-743-737 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Diğer taraftan; H.G.K.’nun 11.12.1996 gün ve 1996/13-678-868 sayılı ve bu konudaki daha birçok kararında belirtildiği gibi H.Y.U.Y.’nın 76. Maddesi gereğince, dava dilekçesinde sıralanan olayların hukuki açıdan nitelendirilmesi ve uygulanacak yasal kuralların aranıp bulunması görevi doğrudan mahkemeye aittir. Hazinenin dava dilekçesindeki açıklamasına göre çekişmeli parsellerin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde olduğu halde, 1956 yılında arazi kadastro ekipleri bu durumu gözönünde bulundurmadan ve hataen ikinci kadastro yoluyla sicil oluşturulduğundan tapu kaydının iptalini istediği anlaşılmaktadır. 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1 maddesi hükümleri gereğince “Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci bir kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medeni Yasasının 934 (… T.M.Y. 1026, İsviçre M.Y. 976)’üncü maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edilir”.
H.G.K.’nun 30.09.1981 gün ve 1981/1-1657-856 ve 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 ve 30.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 11.06.2003 gün 2003/13-414-410 ve 03.12.2008 gün ve 2008/7-717-722 sayılı kararlarında da kabul edildiği gibi geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan tescil, T.M.Y. 1025 (T.M.Y. 933, İsviçre M.Y. 975) maddesi gereğince yolsuz tescil olması nedeniyle sahibine mülkiyet … kazandırmayacağından T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebilir. Somut olayda; 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağı da bulunmamaktadır. Baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, önceki maliklere ve davalılara hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağından, başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacaktır. Bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamaz.
Bu olgular gözönünde bulundurularak, öncelikle; çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3116, 1744 ve 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastro, aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkartma haritaları, işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarını askı ilan tutanakları bulundukları yerlerden getirtildikten sonra mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek iki mühendis ve bir harita mühendisinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazların orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek ve çekişmeli taşınmazın (X) ve (Y) koordinat değerlerini gösterir şekilde koordinatlı müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği ve daha önce Hazine ile kişiler arasında görülen davada dayanılan hukuki vakıalar farklı olduğundan H.Y.U.Y.’nın 237. maddesinde anılan kesin hüküm koşullarının bulunmadığı ve somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanma olanağının olmadığı, ikinci kadastro yoluyla yolsuz olarak oluşturulan sicil kaydının davalılara hiçbir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı, başlangıcından beri yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir antalımla sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda TMY’nın 1023 (EMY 931, İsviçre MY 974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” koşullarının da uygulanamayacağı düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı orman Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24/02/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.