Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/1845 E. 2008/3768 K. 12.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1845
KARAR NO : 2008/3768
KARAR TARİHİ : 12.03.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

… 62 ada 2 ve 63 ada 1, 2 sayılı parseler 1958 yılında yapılan genel kadastro sırasında 1938 yılında yapılıp kesinleşerek tapuya tescil edilen orman sınırları içinde kalmaları nedeniyle orman olarak tespit harici bırakılmışlardır. 1976-1980 yılları arasında yapılan aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulamasında nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılıp kesinleşmiştir. 1997 yılında orman rejimi dışına çıkartılan yerlerle ilgili yapılan ek kadastro sırasında 63 ada 1 parsel sayılı 897,45m2 ve 63 ada 2 parsel sayılı 287,04 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, aynı ada 3 ve 4 sayılı parsellerle öncesinin bir bütün olduğu, Ağustos 1944 tarih 24 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, 1958 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, daha önce kesinleşen orman sınırları içinde kalmaları nedeniyle kadastro dışı bırakıldığı, 1976 yılında yapılan 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasında XXV poligon numarası ile orman rejimi dışına çıkarıldığı, tapu maliki … … tarafından 30.09.1953 gün 1455 nolu noter senediyle … …’a devredildiği, … …’ın da ölümüyle mirasçıları tarafından 4 parçaya ayrılarak 63 ada 1 sayılı parselin … ve … …’e satıldığından söz edilerek 1/2’şer pay oranıyla … … ve … … adlarına, yine
63 ada 2 parsel sayılı 287,04 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, aynı şekilde İmdat Hacıosmanoğlu’na satıldığından söz edilerek İmdat Hacıosmanoğlu adına tespit ve tescil edilmiştir.
62 ada 2 parsel sayılı 1.033,63 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 62 ada 1 sayılı parsel ile öncesinin bir bütün olduğu, Ağustos 1944 tarih 25 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı 1958 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında orman sınırları içinde kalması nedeniyle kadastro dışı bırakıldığı, 1976 yılında yapılan 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasında XXV poligon numarası ile orman rejimi dışına çıkarıldığı, tapu maliki … … tarafından 30.09.1953 gün 1455 nolu noter senediyle … …’a devredildiği, … …’ın da ölümüyle mirasçıları tarafından 4 parçaya ayrılarak, 62 ada 2 parselin …, Resul, … ve … …’e satıldığından söz edilerek 1/4’… pay oranıyla …, Resul, … ve … … adlarına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine; 63 ada 1 ve 2, 62 ada 2 parsel sayılı taşınmazların 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı iddiası ile her bir parsel hakkında ayrı ayrı açtığı davaların kabulüne karar verilmiş, davalı kişilerin temyizi üzerine 1. Hukuk Dairesince onanmışsa da, karar düzeltme istemleri kabul edilerek bu üç parsel hakkındaki kararlar aynı gerekçe ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24.03.2005 gün 2005/1722-3522-24.03.2005 gün 2005/1721-3523- 21.3.2005 gün 2005/1745-3130 sayılı bozma ilamlarında özetle: “Çekişmeli taşınmazların 1938 yılında yapılan ve kesinleşen orman sınırları içine alındıkları, 1958 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında orman niteliği ile kadastro dışı bırakıldıkları, 15.10.1961 tarihi itibariyle orman niteliğini kaybettiği gerekçesi ile 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkarıldığı, 04.07.1973 tarihinde yürürlüğe giren 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinde orman rejimi dışına çıkartılan yerler hakkında tahdit tarihinden önce oluşan tapu kaydı varsa bu yerlerin mülkiyetinin tapu maliklerine döneceği, aynı hakların kütüğe tescil ile doğacağını öngören Medeni Yasanın 1022. maddesi hükmü yanında 705. maddesinde taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının tescil ile mümkün olabileceği belirtilmişse de, aynı maddede miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma gibi yasada öngörülen diğer hallerde de mülkiyetin tescilden önce doğacağının hüküm altına alındığı, çekişmeli parselin tesbitine esas alınan ve davalıların dayandığı tapu kaydı, taşınmaz orman sınırı içinde iken oluşturulduğu; ancak, geldisinin 1340 tarihli iskan değerine dayandığı tapu kaydının hukuki sebebini oluşturan “tefviz” işlemi ile mülkiyet hakkının doğacağı M.Y.nın 705. maddesi kapsamında yer almamışsa da, 1.11.1944 gün ve 30/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme kararı karşısında 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman dışına çıkarma işleminden davalıların yararlanıp yararlanamayacaklarının tespiti ve değerlendirilmesi bakımından gerekirse bilirkişi tetkikatı da yaptırılmak suretiyle tespit dayanağı tapuya değer verilip verilmeyeceğinin araştırılmaması ve elde edilecek delillerin somut olgularla birlikte değerlendirilmesi, ondan sonra bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamlarına uyulup, dava dosyaları H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi uyarınca birleştirildikten sonra 1937 tarih 91 yazım numaralı vergi kaydının çekişmeli taşınmazları kapsadığı, davalıların dayandığı tapu kaydının dayanağının 19 K.Evvel 1340 tarih 49 sıra numaralı iskan değeri olduğu, bu kaydın da davalı yerlere uyduğu, kayıt maliki … ve … … tarafından Konyalı …’e daha sonra da 1953 yılında noter satış senedi ile … …’a satıldığı; …’ın da haricen davalılara sattığı; parsellerin tespitine esas alınan tapu kaydı, taşınmaz kesinleşen orman sınırı içinde iken oluşmuş ise de, dayanağı iskan kaydının tahdidin kesinleşmesinden daha eski tarihli olduğu, 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasında iskan kayıtlarına da değer verilebileceği gerekçesi ile Hazine davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1938 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan daha sonra 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılıp 04.01.1938 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 1958 yılında genel arazi kadastrosu, 1976-1980 yılları arasında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 1997 yılında yapılıp kesinleşen ek kadastro bulunmaktadır.
Çekişmeli 63 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlara kadastro sırasında Ağustos 1944 tarih 24 sıra nolu tapu kaydı, 62 ada 2 parsel sayılı taşınmaza da Ağustos 1944 tarih 25 sıra nolu tapu kaydı uygulanmıştır.
Çekişmeli taşınmazların 04.01.1938 tarihinde ilan edilerek kesinleşen ve tapuya tescil edilen Belgrat Devlet Orman tahdidi içinde bulundukları, daha sonra XXV poligon numarası verilerek 04.11.1980 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sonucu nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldıkları anlaşıldığı gibi bu konular mahkemenin de kabulündedir. Dava konusu taşınmazlar, 1938 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kalmakla, Ağustos 1944 tarih 24 ve 25 sıra nolu tapu kayıtlarının geldisi olan 1924(1340) tarihli iskan defterindeki kayıtlar yasal değerini yitirmiştir. Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümleri uygulanamaz. Bu nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişi, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyiniyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, 1938 yılında orman kadastrosu kesinleşmesi nedeniyle yasal değerini yitiren 1924 tarihli iskan defterindeki kayıt dayanak gösterilerek ve taşınmaz orman sınırları içinde iken 1944 yılında tapu kaydı oluşturulmuştur. Bu nedenle, tapu kaydı geçerli bir hukuki sebebe dayanılarak oluşturulmadığından yasanın koruyuculuğu altında bir kayıt olarak değerlendirilmesi olanaksızdır. 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yer, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyeti tapu sahibine intikal etmez. Çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde yazılı “ Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmü, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkindir. Taşınmazın öncesinin orman olsun olmasın, o yer kesinleşen orman sınırı içinde bulunduğu sırada oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği gibi, taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yer orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemez ve o yerin mülkiyeti tapu sahiplerine intikal etmez. 1744 Sayılı Yasanın 2/6 maddesi gereğince çıkartılan ve 22 Temmuz 1974 tarihli Resmi Gazete Yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Sınırları Dışına Çıkartılacak Yerler Hakkında Tüzük”ün 34. maddesi “Orman Kadastro ekipleri; düzenleyecekleri tutanaklarda orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırları içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için orman sayılan yer haline dönüşmüş ve fakat 6831 Sayılı Orman Yasasının değişik 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılması gerekli olan yerleri, tapu sahibi kimliğini, tapunun tarih ve numarasını yazmak suretiyle ayrı bir madde halinde belirler. Bu gibi yerler … fotoğraflarına ve haritalarına işlenir veya yersel ölçüleri yapılır”. Yine aynı Tüzüğün 41/2. maddesi “inceleme kurulları … esasen orman sayılmayan yerlerden olduğu neticesine vardıkları yerler hakkında 6831 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesine göre inceleme yapamazlar”. Yasanın ve yukarıda yazılı tüzük hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu; 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için;
1- Taşınmazın öncesi orman olup da bilim ve … bakımından nitelik kaybetmesi nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrası gereğince orman reijmi dışına çıkartılan yer olmamalıdır (Bu tür yerler ister itiraz sonucu, isterse itiraz edilmeden kesinleşen orman sınırı içinde kalmışsa o yer tapulu olsa dahi mülkiyeti tapu sahibine intikal etmez.). Çünkü, tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde olduğundan sahibine hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmamıştır.
2- 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkra hükümlerine uymadığı, yani aslında orman olmadığı ve tapulu bulunduğu halde, yanlışlıkla orman sınırı içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için hukuken orman sayılan yer haline dönüştüğü anlaşılarak, nitelik kaybetme ya da etmeme konusunda inceleme kurulları tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu 2. maddenin ikinci fıkrası gereğince orman sınırları dışında bırakılmalıdır.
3- Çekişmeli taşınmazı içine alan ilk orman kadastrosu itirazsız kesinleşmiş olmalıdır (Çünkü, taşınmazı içine alan orman kadastrosu itiraz sonucu kesinleşirse, bu durum o yerin öncesinin orman olduğunu, dolayısıyla taşınmazın orman sınırı içine alınmasından önce oluşturulan tapu kaydının aslı orman olan yerde yolsuz olarak oluşturulduğu itiraz sonucu belirlenmiş olduğundan, malikine mülkiyet … kazandırmaz).
4- Dayanılan tapu kaydı, taşınmaz orman sınırları içine alınmadan önce oluşturulmuş olmalı ve yüzölçümü ile geçerli olarak çekişmeli taşınmazı kapsamalıdır.
5- Dayanılan tapu kaydı,13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilmemiş olmalıdır ya da devletleştirilmiş sayılmamalıdır.
6- Dayanılan tapu kaydı, 3116 Sayılı Yasanın Muvakkat 1. maddesi ya da başka bir kamulaştırma Yasası gereğince kamulaştırılmış olmamalıdır.
7- Orman sınırlamasının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakma işlemi 1744 Sayılı Yasanın yürürlükten kalktığı 1 Ocak 1984 tarihine kadar tamamlanmış olmalıdır.
1744 Sayılı Yasanın 2/2 maddesinde, açıkça orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırı içine alınan yerlerden söz edilmiştir. Tapu kayıtlarına, iskan kayıtları, iskan defterleri ve tefviz belgeleri de yorum yoluyla ilave edilerek kapsam genişletilemez. Diğer taraftan, orman sınırları içinde kalan ve orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde tapu ve iskan kayıtlarına değer verileceğini öngören 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesi hükümleri Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün 1987/31-13 ve 14.03.1989 gün 1988/35-13, 13.06.1989 gün, 1989/7-25 sayılı kararlarıyla iptal edildiğinden, orman sınırları içinde iken oluşturulan iskan kayıtlarına ve iskanen oluşturulan tapu kayıtlarına 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasında değer verilemez.
62 ada 2 sayılı parselin tespitine esas alınan Ağustos 1944 tarih 25 sıra nolu tapu kaydı bu parselden başka dava dışı 62 ada 1 ve 3 parsellere de revizyon görmüş, 62 ada 3 sayılı parsel hakkında aynı nedenle Hazine tarafından Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın reddine dair verilen karar 1. Hukuk Dairesinin 25.02.2003 gün 2002/14658-1739 sayılı kararı ile “davalının tutunduğu tapu kaydının taşınmaz orman tahdit sınırları içinde iken tesis edildiği, devlet ormanı olan yerin özel mülkiyete konu olmayacağından tapunun hukuki geçerliliğinin bulunmadığı, Hazinenin davasının kabulü gerektiği” yönündeki bozma kararına uyularak Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.03.2004 gün 2003/605-60 sayılı kararı ile Hazinenin davasının kabulüne dair verilen karar 20. Hukuk Dairesinin 07.12.2004 gün 2004/8035-12758 sayılı kararı ile onanıp kesinleşmiştir.
Yine dava konusu 63 ada 1 ve 2 parsellerin tespitine esas alınan Ağustos 1944 tarih 24 sıra nolu tapu kaydı dava dışı 63 ada 3 ve 4 parsellere de uygulanmış, 63 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.03.2003 gün 2002/226-185 sayılı kararı ile Hazinenin davasının kabulüne dair verilen karar Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11.01.2005 gün 2004/14483-2005/275 sayılı kararı ile onanıp kesinleşmiştir.
Çekişmeli parsellerin yakınındaki Bahçeköyü 362 parsel hakkında Hazinenin aynı konuda açtığı tapu iptali ve tescil davası Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.12.2004 gün 2002/830-586 sayılı kararı ile kabul edilmiş ve 20. Hukuk Dairesinin 07.02.2006 gün 2005/12709-1096 sayılı kararı ile onanmıştır.
Yine … 365 parsel hakkında Hazinenin aynı konuda açtığı tapu iptali ve tescil davası Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.03.2005 gün 2003/63-2005/139 sayılı kararı ile kabul edilmiş ve 20. Hukuk Dairesinin 14.03.2006 gün 2006/406-3296 sayılı kararı ile onanmıştır.
… 348 parsel hakkında Hazinenin açtığı tapu iptali ve tescil davası Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 3.10.2006 gün 2005/353-2006/352 sayılı kararı ile kabul edilmiş ve 20. Hukuk Dairesinin 7.5.2007 gün 2007/2220-5939 sayılı kararı ile onanmıştır.
Yine … 399 sayılı parsel hakkında Hazine tarafından aynı nedenle açılan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair verilen karar somut olayda olduğu gibi aynı gün 1. Hukuk Dairesinin 24.03.2008 gün 1713-3494 sayılı kararı ile aynı gerekçeyle taşınmazın orman sınırı içine alınmasından önce oluşturulan iskan kaydına değer verilip verilmeyeceğinin araştırılmasına yönelik olarak bozulmuş ve bozma kararına uyularak Asliye (2) Hukuk Mahkemesinin 19.04.2007 gün ve 2005/132-112 sayılı kararla Hazine davası kabul edilmiş ve Dairenin 25.12.2007 gün 14115-16849 sayılı kararı ile onanmıştır.
… 400 sayılı parsel hakkında Hazinenin davasının kabulüne dair verilen Asliye (2) Hukuk Mahkemesinin kararı somut olayda olduğu gibi 1. Hukuk Dairesinin 24.03.2005 gün 1730-3524 sayılı kararı ile bozulmuş ve Asliye (2) Hukuk Mahkemesinin bozma kararına uyurak davanın kabulüne dair verdiği 19.04.2007 gün 2005/124-111 sayılı karar Dairenin 25.12.2007 gün 14116-16850 sayılı kararı ile onanmıştır.
… 345 sayılı parsel hakkında Hazinenin aynı nedenle açtığı tapu iptali ve tescil davası Asliye (2) Hukuk Mahkemesinin 2003/69-2007/143 sayılı kararı ile kabul edilmiş ve Dairenin 12.02.2008 gün 2007/16986-2132 sayılı kararı ile onanmıştır.
… 367 sayılı parsel hakkında Hazinenin aynı nedenle açtığı dava, Asliye (2) Hukuk Mahkemesinin 02.12.2004 gün 2003/64-588 sayılı kararı ile kabul edilmiş, Dairenin 09.10.2007 gün ve 1446/12077 sayılı kararı ile onanmıştır.
Sözü edilen bu parsellerin ve bu parsellerin bitişiğindeki diğer parsellerin hukuki durumu da çekişmeli parsellerle aynıdır. 1744 Sayılı Yasada tapu kaydından sözedildiği, taşınmazlar hakkında orman sınırı içine alınmadan önce oluşturulan iskan kayıtları tapu kaydı niteliğinde almadığı, tapu kayıtlarının da taşınmazlar orman sınırı içinde bulunduğu sırada oluşturulduklarından yasal değerinin bulunmadığından Hazinenin tapu iptal ve tescil davaları kabul edilmiş ve dairece onanmıştır.
O halde; somut uyuşmazlıkta, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten önce oluşturulmuş bir tapu kaydı bulunmadığı, tapu kayıtlarının ilk kez 1944 yılında taşınmazlar orman sınırları içinde iken oluşturulduğu, 1744 Sayılı Yasada açıkça tapu kaydından söz edildiği yukarıda açıklanan nedenlerle 1744 Sayılı Yasa uygulamasında bu tür tapulara değer verilemeyeceği gibi, dava konusu taşınmazın öncesi orman olmaması nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2/2 maddesi hükmü gereğince orman sınırının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışına çıkarılmayıp aynı yasanın 2/1 maddesi hükmüne göre öncesi orman olduğu; ancak, orman niteliğini kaybettiğinden orman rejimi dışına çıkartılması halinde de yine bu taşınmazın, orman sınırları içine alınmasından önce oluşturulan bir tapu kaydı bulunsa dahi, özel mülkiyete konu olmayan ve asıl niteliği orman olan taşınmaz için iskan ya da başka bir yolla oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu ve sahibine hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağından bu tür kayıtlara 1744 Sayılı Yasa uygulamanında yine değer verilemeyeceği ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinin 01 Ocak 1984 tarihinde yürürlüğe giren 2896 Sayılı Yasa ile değiştirildiği, 3402 Sayılı Yasanın ilgili fıkralarının yukarıda yazılı Anayasa Mahkemesi kararları ile 1988 ve 1989 yıllarında iptal edildiğinden kadastro tesbitinin yapıldığı 1996 yılında davalı kişilerin yararlanacakları bir yasa hükmü bulunmadığı gözetilerek, Hazine tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 12.03.2008 günü oybirliği ile karar verildi.