Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/1849 E. 2008/5486 K. 07.04.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1849
KARAR NO : 2008/5486
KARAR TARİHİ : 07.04.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine vekili 19.12.2005 tarihli dava dilekçesi ile … … mirasçıları … ve … aleyhine açtığı dava ile çekişmeli 1685 parselin kuzeyinde bulunan ve tapulama sırasında tapulama harici bırakılan yere ilişkin olarak … … tarafından kadastro mahkemesinin 1994/41 – 1994/143 sayılı dosyası ile dava açıldığını, mahkemece görevsizlik kararı verildiğini, ancak süresi içinde başvurulmadığı için dosyanın kesinleşerek Tapu Sicil Müdürlüğüne devir edildiğini, bu dosya ile davalı olan 4774,74 m2’lik yerin ormanla ilgisinin olmayıp devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu kültür arazisi niteliği ile Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir. Dava, Hazine tarafından bu dosya ile birleştirilen 2006/51 sayılı dava dosyası ile ayni nedenlerle aynı taşınmaza yönelik olarak … ve arkadaşları taraf gösterilerek tescil davası açılmıştır.Mahkemece birleştirilen dosya yönünden davanın husumet nedeni ile reddine, asıl davanın kısmen kabulü ile (B) ile gösterilen 782,03 m2’lik kısmın orman vasfı ile Hazine adına tesciline, (A) ile gösterilen 3992,31 m2’lik kısma yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından (A) ile gösterilen kısma yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 Sayılı Yasanın 18 maddesine dayalı olarak açılan tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce yapılan ve 11.09.1990-11.10.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen genel arazi kadastrosu vardır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce 1968 yılında yapılan ve 28.03.1973 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
. … Kadastro Mahkemesinin 1994/41-1994/143 sayılı dava dosyası ile davacı … … tarafından kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiası ile 1685 parselin kuzeyinde kalan ve yaklaşık 4500 m2 yüzölçümünde olan taşınmaza yönelik olarak kadastro tespitine itiraz davası açılmış, mahkemece bu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği, kadastro sırasında kadastro harici bırakıldığı anlaşıldığından görevsizlik kararı verilmiş, hüküm 17. Hukuk Dairesinin 06.04.1995 tarih 1995/2105-2294 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş, ancak taraflar tarafından 10 günlük yasal süre içinde görevli ve yetkili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmadığından dosya Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmiştir.
Mahkemece (A) ile gösterilen 3992,31 m2’lik kısım yönünden davalılar … … mirasçıları … ve … yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilerek davanın reddine … verilmiştir. Oysa, çekişmeli taşınmaz yörede 1990 tarihinde yapılan genel arazi kadastrosu sırasında tespit harici bırakılmış, bu işleme karşı davalıların murisleri … … kadastro mahkemesinde Hazine aleyhine dava açmış, mahkemece bu yere ilişkin olarak kadastro tutanağı düzen1enmemesi nedeni ile görevsizlik kararı verilmiş ve 10 günlük yasal süre içinde görevli ve yetkili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmadan kesinleşmiştir. Bu dava dosyasında davalı Hazine 07.02.1991 tarihli cevap dilekçesi ile davaya karşı koymuş ve çekişmeli taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile kazanılacak yerlerden olmadığını bildirmiştir.
Olağanüstü zamanaşımı ile taşınmazın mülkiyetinin kazanılması, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesinde düzenlenmiştir.
Sözü edilen maddenin birinci fıkrası “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmaz davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve … sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi taşınmazın mülkiyet haklarının tapu kütüğüne tescilini isteyebilir.”
Çekişmeli taşınmaz 12.10.1990 tarihinde kesinleşen genel arazi kadastrosu sırasında tescil harici bırakılmıştır. Her ne kadar 3402 Sayılı Yasa ile dolu pafta sitemi kabul edilmek suretiyle tescile tabi olsun ya da olmasın tüm taşınmazların sınırlarının arazi ve harita üzerinde belirtilerek bunların geometrik ve hukuki durumlarının tespit edilmesi öngörülmüş ise de arazi kadastro ekibi bu hususu göz ardı ederek taşınmazı tescil harici bırakmıştır ve tescil harici kalan bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle beraber, bu işlem bir kadastro işlemidir. Bu tür taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol, 3402 Sayılı Yasanın 7/4 maddesinde belirtilmiştir. Anılan maddelerde öngörülen süreler içerisinde hak iddiasında bulunulmaması halinde, tescil harici bırakılma işlemi kesinleşir. Tescil harici bırakılan bir yerin Medeni Yasanın 713. ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. Maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, bu işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda; toplanan delil ve belgelere göre, tescil harici bırakılma işleminin yapıldığı 1990 yılı ile temyize konu davanın açıldığı 19.12.2005 tarihleri arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamıştır. Kaldı ki; davalı gerçek kişilerin çekişmeli taşınmaza yönelik olarak açtıkları herhangi bir dava da yoktur. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davalılar yararına gerçekleştiğinden söz edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.1997 gün 1996/8-768 E. – 1997/100 K. ve 18.02.1998 gün ve 1998/8-15 E. -129 K., 10.11.2000 gün ve 2000/8-1264 E., 2000/1250 K., Sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, bu uygulama Dairemizde ve Hukuk Genel kurulunda istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve kökleşmiş içtihat niteliğini almış bulunmaktadır.
Ayrıca, … Kadastro Mahkemesinin 1994/41-1994/143 sayılı dava dosyası ile açılan davada davalı Hazine 07.02.1991 tarihli cevap dilekçesi ile çekişmeli taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile kazanılacak yerlerden olmadığını bildirmiş olup bu dava ile davaya karşı koymuş ve çekişmeli taşınmaz yönünden bir niza oluşmuştur. İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 19.01.2007 tarih 2005/1-2007/1 sayılı kararında belirtildiği şekilde zilyetliğin kazanma sağlayabilmesi için 20 yıllık sürenin “davasız” sürmesi zorunludur. Kanun koyucu zilyetliğin davaya konu olmamasını amaçlamıştır. “Davasız” sözcüğü açık ve emredici bir hükümdür. Kanunda zilyet aleyhine açılan davadan söz edilmemiştir. Kanunun açık olduğu durumlarda yoruma ve gerekçeye başvurulamaz. TMY.’ nın 1. maddesi gereğince kanun özüyle ve sözüyle uygulanmalıdır. Kaldı ki; maddenin gerekçesinde ” … zilyede karşı bir istihkak ve müdahalenin önlenmesi davası olmasının niza (çekişme) sayılacağıdır.” ifadesine yer verilmiştir. Zilyet aleyhine açılan ve olumlu sonuçlanan davanın zilyetlikle kazanmaya engel olacağı bilinen bir gerçektir. Taşınmaz malların aynıyla ilgili kararlar zamanaşımına uğramaz. Hazine veya kayıt malikinin mirasçıları tarafından zilyet aleyhine alınan bir ilamdan sonra zilyetliğe değer verilmesi de mümkün değildir (HUMK. Md.237). Bu nedenlerle, gerekçe bilinen bir gerçeği belirtmekten ileri gidememiştir. Gerekçe bu yönüyle eksiktir. Öte yandan, zilyet tarafından açılan davaların dava sayılmayacağına ilişkin gerekçede bir hüküm olmadığından gerekçeye aykırılıktan da söz edilemez. Bu nedenle, gerek zilyet tarafından Hazine veya malikin mirasçıları aleyhine, gerekse taşınmazın malikleri tarafından zilyet aleyhine yargı mercilerine yapılan başvuru teknik ve hukuki anlamda davadır ve bu davanın kesinleşmesinden itibaren yeniden 20 yıllık sürenin dolmuş olması gerekecektir ki, somut olayda davalılar yararına bu husus da gerçekleşmemiştir. Bu nedenle, davacı Hazine tarafından açılan davanın kabulü ile çekişmeli (A) ile gösterilen 3992,31 m2’lik kısmın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 07/04/2008 günü oybirliği ile karar verildi.