Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/2063 E. 2008/5830 K. 14.04.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2063
KARAR NO : 2008/5830
KARAR TARİHİ : 14.04.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı , 27.2.2004 tarihli dava dilekçesi ile sınırlarını bildirdiği Erzin İlçesi … köyü Kamışlı … mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre tescilini istemiştir. Mahkemece (A) ile gösterilen 4278,016 m2 lik kısma yönelik davanın reddine, (B) ile gösterilen 4747,27 m2 lik kısma yönelik davanın kabulü ile taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 21.3.1994 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile 2/B madde uygulaması vardır.
Genel arazi kadastrosu işlemi 1964 yılında yapılmış ve sonuçları 12/06/1964- 12/07/1964 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak alınan uzman orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın durumu memleket haritasında incelenmekle birlikte memleket haritasının ölçeği ile çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporuna ekli koordinatlı krokisinin ölçekleri denkleştirilerek birbirini üzerine aplike edilmek suretiyle taşınmazın konumu gösterilmediği gibi çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritasına göre de konumu gösterilmemiştir. Bu durumda, karara dayanak alınan uzman bilirkişi raporu çekişmeli yerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Bundan ayrı; çekişmeli taşınmaza komşu olan parsellerin dayanak belgeleri getirtildiği halde, komşu parsel denetimi de yapılmamıştır.
Mahkemece öncelikle komşu 270 ve 271 nolu parsellerin dayanağı 261 nolu , 287,288 ve 291 nolu parsellerin dayanağı 109 nolu , 292 nolu parselin dayanağı 108 nolu ve 292 nolu parselin dayanağı 105 nolu vergi kayıtlarının okunaklı birer sureti ile 272 nolu parselin dayanağı ekim 1949 tarih 32 sırada kayıtlı tapu kayıt örneği ve 1970-1980 li yılları ait hava fotoğrafları, eski tarihli memleket haritası ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi, ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin 1970 -1980’lı yıllarda bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği ve tarım arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığı belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan,, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapıları, bitki örtüleri ve çevreleri incelenmeli; kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası uygulattırılmalı; taşınmazın konumu uzman ve fenehli bilirkişilere düzenlettirilecek tahdit hattı ile irtibatlı krokide gösterilmeli ve bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazlar mahkeme hakimince gözlemlenmeli, taşınmazlar üzerinde neler bulunduğu keşif tutanağına yazılmalı, böylelikle çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesin olarak tespit edilmelidir.
Ayrıca, çekişmeli taşınmazlar tapulama dışı bırakıldıklarına göre, tapulama paftası ile komşu parsellerin tümünün tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, ne sebeple tapulama dışı kaldıkları araştırılıp, komşu parsellere ait dayanak vergi kayıtları ile tapu kaydı mahalli bilirkişi eliyle mahallinde uygulanmalı , bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri ve zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının (Medeni Yasanın 713, 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerindeki şartların) araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte imar ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli, çekişmeli yerin öncesinin ne olduğu, imar ihyanın hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin nasıl ve hangi tarihten başlayıp kimler tarafından, kaç yıl, ne şekilde sürdürüldüğü, davacının bağımsız 20 yıl zilyetliğinin bulunup bulunmadığı sorulup, yeterli ve kesin yanıtlar alınmalıdır.
Toprak bilgisine sahip tarım uzman bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif toprak numuneleri alınıp, ilgili kurumda incelettirilip, tarım toprağı olup olmadığı ve tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu yolda, bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmelidir.
3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davacının dava tarihine kadar bağımsız 20 yıllık zilyetliğinin bulunmaması halinde eklemeli zilyedinin zilyetlik yolu ile kazandıkları toprak bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak, anılan maddede vurgulanan 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 14.04.2008 günü oybirliğiyle karar verildi.