Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/2072 E. 2008/5829 K. 14.04.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2072
KARAR NO : 2008/5829
KARAR TARİHİ : 14.04.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. …, taşınmazın yarısının kendisine ait olduğu iddiası ile davaya müdahil olmuştur. Mahkemece davanın kabulüne, (A) ile gösterilen 5000,33 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 1/2 hissesinin davacı …, 1/2 hissesinin müdahil davacı … adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1980 yılında yapılmış ve sonuçları 30.11.1982 – 14.12.1982 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmaza komşu 367 parsel sayılı taşınmaz 26.07.1968 tarih 59, 368 parsel sayılı taşınmaz 26.7.1968 tarih 60, 366 parsel sayılı taşınmaz 26.07.1068 tarih 145, 365 parsel sayılı taşınmaz 26.07.1968 tarih 98, 364 parsel sayılı taşınmaz 26.7.1968 tarih 64 sırada kayıtlı tapu kayıtlarına dayanılarak gerçek kişiler adına tespit edilmiş olup dayanak tapu kayıtları 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar gereğince yapılan dağıtım sonucu oluşan toprak tevzi tapularıdır ve tapu kayıtları 187 numaralı orman parseli ile 239 numaralı mera parselini sınır olarak okumaktadır. Mahkemece bu tapu kayıtları getirtilerek mahallinde uygulanmadığı gibi çekişmeli taşınmazın yörede 1980 yılında yapılan arazi kadastrosu sonucu oluşan kadastro paftası üzerinde yeri de gösterilmediği gibi raporu hükme esas alınan uzman orman bilirkişisi tarafından yöreye ait en eski tarihli, orijinal renkli (elle boyama olmayan) ve kenar işaretleri taşıyan memleket haritasının ölçeği arazi kadastro paftası ölçeği ile denkleştirilip birbiri üzerine ablike edilerek taşınmazın konumu bu harita üzerinde gösterilmemiştir. Rapor bu hali ile denetlemeye elverişli değildir.
Mahkemece, öncelikle kadastro paftasının orijinalinden çekilmiş fotokopisi ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ait olan ve komşu 364, 365, 366, 367 ve 368 nolu parsellerin bulundukları yerleri gösterir toprak tevzi haritaları ile eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, toprak tevzi haritası ile komşu ve yakın komşu 364, 365, 366, 367 ve 368 nolu parsellerin dayanağı olan tapu kayıtları mahalli bilirkişi eliyle mahalline uygulanmalı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri ne olarak gösterdikleri belirlenmeli, 187 ve 239 numaralı parsellere ilişkin toprak tevzi tapuları getirtilerek 187 numaralı tevzi orman parseli ile 239 numaralı tevzi mera parselinin yeri belirlenmeli, toprak tevzi haritası usulünce uygulanarak kapsamı tam olarak belirlenmeli ve toprak tevzi haritası ile kadastro paftası çakıştırılarak çekişmeli taşınmazın kadastro paftası üzerinde yeri gösterilmeli, toprak tevzi haritasına göre konumu belirlenmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; taşınmaz içinde 20-30 adet meşe ağacı bulunduğu tespit edilmiş olup yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazdan muhtelif toprak numuneleri alınıp, ilgili kurumda incelettirilip, tarım toprağı olup olmadığı ve tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı, taşınmaz içindeki bitki örtüsü saptanıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, belirlenip, bu yolda rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 14/04/2008 günü oybirliği ile karar verildi.