YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2287
KARAR NO : 2008/3707
KARAR TARİHİ : 11.03.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü 118 ada 164 parsel sayılı 3845.36 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, hali arazi olması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı gerçek kişi, taşınmazın mirasen intikal ve taksimen kendisine ait … alanı olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı … … adına tapuya tesciline ilişkin 14.10.2005 günlü hükmün davalı Hazine tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19/09/2006 tarih, 2006/7981-11567 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin anılan bozma kararında özetle: “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, taşınmaz hali arazi niteliğinde Hazine adına tespit edilmiş olup, davacının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandığı, taşınmaz başında dinlenen yerel bilirkişi sözleri ile tutanak bilirkişilerinin tutanaktaki anlatımları arasında çelişki bulunduğu, mahkemece bu yön üzerinde durulmadığı, tutanak bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkinin giderilmediği, bundan ayrı; davacı gerçek kişi, yargılama sırasında zilyetlik tanıklarını bildirmiş olmasına karşın bu kişilerin de bilgisine başvurulmadığı açıklandıktan sonra; mahkemece taşınmaz başında yapılacak olan keşifte komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının getirtilip uygulanması; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması; zilyetlik tanıkları ve tutanak bilirkişilerinin taşınmaz başında dinlenmesi; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiğinin sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı … Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve susuz olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş, bu karar davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmıştır.
Mahkemece davacı tarafça zilyetliğin terk edilmiş olduğu gerekçesine dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya arasında bulunan … uzmanı raporuna göre çekişmeli taşınmaz halen üzerinde 25-30 yaşlı 10 adet antepfıstığı, 60-70 yaşlı 15 ceviz ve badem ağacı bulunan ve toprağı … toprağı özellikleri gösteren bir yerdir.
Keşifte dinlenen yerel bilirkişi, tutanak bilirkişi ve iki davacı tanığı taşınmazın murislerinden davacı … …’a intikal eden … alanı olduğunu; davacının babası … oğlu … …’ın sağlığında bağ olarak zilyet edildiğini; baba …’in ölümü üzerine diğer çocuklarının yurt dışında olması, davacının da market işletmeciliği ile uğraşması nedeniyle bu yerle ilgilenilemediğini bildirmişlerdir.
Nüfus Müdürlüğünden getirtilen kayda göre davacının babası … oğlu … … 1996 yılında ölmüştür. Ölüm tarihi ile çekişmeli taşınmazın tespit tarihi olan 2003 yılına kadar 7 yıl taşınmazın boş bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Değinilen süre ile yerel bilirkişi, tespit bilirkişisi ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde terk iradesinin varlığından söz edilemez. Ne var ki; bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmazın davacının babası … tarafından kullanıldığını, onun 1996 yılında ölümünden sonra da mirasçıları tarafından kullanılmadığını, taşınmazın davacının babası … oğlu 1916 doğumlu … …’a ait olduğunu söylemiş ve paylaşım konusunda açıklamada bulunmamışlar, diğer mirasçıların yurt dışında olduğunu söylemişlerdir. Bu nedenle, yapılacak keşifte yöntemine uygun olarak paylaşım yapılıp yapılmadığı araştırılarak yapılmış ve davacıya düşmüş ise davacı adına, paylaşım yapılmamış ise 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi uyarınca muris … mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 11/03/2008 günü oybirliği ile karar verildi.