YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2459
KARAR NO : 2008/7962
KARAR TARİHİ : 29.05.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 182 ada 17 parsel sayılı 375.83 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, arsa niteliği ile üzerindeki evin davacıya ait olduğu da tutanağın beyanlar hanesinde şerh edilerek Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, çekişmeli taşınmazı köy muhtarlığından ev yeri olarak satın aldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 05.06.1995 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Davacı gerçek kişi, … Köy Muhtarlığından dava konusu taşınmazı ev yeri olarak makbuz karşılığında satın aldığını, ancak tesbitin Hazine adına yapıldığını, parselin satın alma yoluyla kendisinin olduğu iddiası ile bu davayı açmıştır. Dosya kapsamından, çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde 20.08.1987 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Köy Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliği gereğince oluşturulan Komisyonun 04.06.1998 gün 1996/8 sayılı kararı ile Gözlek Mevkiindeki orman sınırları dışında bırakılan yaklaşık 50 dönümlük taşınmazın Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünün 24.08.2000 gün 014-4722 sayılı yazısı ile köy gelişme alanı yapılması konusunda karar verildiğini, ancak bu güne kadar uygulama çalışmasının yapılmadığı, sözlü olarak bu alanda hak sahiplerine yer gösterildiği, Burdur Milli Emlak Müdürlüğünün 26.01.2001 tarih 94 sayılı yazısı ile Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki yerlerden iken köy kararı ile gerçek kişilere satıldığı belirtilen taşınmazların Hazine adına tesbit edilmeleri hususunda Kadastro Müdürlüğü ile yazışma yapıldığı anlaşılmaktadır. Köy Yerleşme Alanı Yönetmeliğinin 4. maddede belirtilen şekilde öncelikle komisyon oluşturularak köy yerleşim alanının tesbit edileceği, bunun bir harita veya krokiye bağlanacağı, bu alan içinde yer alan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki yerler veya Hazineye ait olup kamu hizmetine tahsis edilmemiş yerlerden başka özel mülkiyete konu olabilecek yerlerin köy tüzel kişiliği tarafından kamulaştırılacağı veya uygulama dışında bırakılacağı, valilik onayı ile bu kroki veya haritanın kesinleşeceği, daha sonra kesinleşen köy yerleşim alanının tapu sicil müdürlüğü tarafından köy tüzel kişiliği adına tapuya tescil edileceği, arsaların satış bedelleri belirlendikten sonra 12. maddede yazılı koşulları taşıyan ihtiyaç sahiplerine satış yapılacağı hükme bağlanmıştır. Ancak, çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde sadece köy yerleşim alanı yapılması hususunda karar alınmışsa da diğer hiçbir işlemin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazın … Köy Muhtarlığı tarafından gerçek kişilere yapılan satış işlemi hukuki sonuç doğurmaz ise de taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olması, satış tarihi ile tesbit tarihi arasında 20 yıllık sürenin geçmesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17 maddelerinde yazılı diğer koşulların davacı kişi yararına oluşması halinde davacının bu taşınmazı adına tescil ettirmesi mümkündür. Bundan ayrı olarak;
öncelikle yörede 1995 yılında orman kadastro çalışması yapılarak kesinleştiği, uzman orman bilirkişi orman tahdit harita ve tutanaklarını uyguladığını ve çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kaldığını açıklayan rapor düzenlemiş ise de bu uygulamanın ne şekilde yapıldığı, pafta ve tahdit harita ölçeklerinin eşitlenerek çakıştırılması sureti ile uygulama yapılıp yapılmadığı belli olmadığı gibi orman tahdit haritası üzerinde nokta şeklindeki işaretleme de yeterli değildir. Ayrıca çekişmeli taşınmazın öncesinin orman olup olmadığının ve hukuki durumunun belirlenmesi ve eğiminin doğru olarak hesaplanması için belediyede bulunan halihazır harita ve münhanili haritalar ile varsa topografya haritaları bulundukları yerden getirtilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile uygulanmamıştır.
Bu nedenlerle mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak .bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmelidir.
Yukarıda belirtilen şekilde yapılacak inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı saptandığında ise,
Bu defa Çekişmeli taşınmazın öncesinin orman niteliğinin ve hukuki durumunun belirlenmesi ve eğiminin doğru olarak hesaplanması için, yöreye ait bulunabilecek en eski memleket haritası, amenajman planı, … fotoğrafı ile belediyede bulunan halihazır harita ve münhanili haritalar ile varsa topografya haritaları ile 1980-1990’lı yıllardan sonraki aktüel durumunu gösteren memleket haritası ve … fotoğrafları bulundukları yerden getirtilerek bir orman yüksek mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılarak memleket haritası, … fotoğrafı, amenajman planı, münhanili harita ve topografya haritası çekişmeli taşınmaza ve çevresine uygulanarak haritalardaki konumu saptanıp, taşınmazın eğimi duraksamaya yer vermeyecek biçimde hesaplatılmalı, anılan belgeler, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de
uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli;varsa çekişmeli taşınmaza komşu kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanaklarının dayanakları uygulanmalı, 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.;14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hukuken ve bilimsel olarak ve Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2000 gün ve 2000/20-1663/1694 sayılı kararında açıklandığı gibi eğimi % 12’nin üzerinde olan … ve orman muhafaza karakteri taşıyan funda veya makiliklerle örtülü yerlerin orman niteliğinde ve 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendi kapsamı dışında olduğu gözetilmelidir.
Orman araştırması sonucunda dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı taktirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Öncelikle, 1980-1990’lı yıllardan sonraki aktüel durumunu gösteren memleket haritası ve … fotoğraflarında çekişmeli yerlerin henüz hiç işlenmemiş durumda olduğu saptandığı takdirde, henüz zilyetlik olgusunun başlamadığı, dolayısıyla zilyetlikle kazanma süresinin dolmadığı düşünülerek, yapılacak keşifte … uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin kadastro tesbit tutanağı, tapu kaydı ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiğine bakılarak varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir taşınmaz üzerine sadece ev yapılmasının imar-ihya olarak kabul edilemeyeceği düşşünülmeli, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, … ve susuz olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 29/05/2008 günü oybirliği ile karar verildi.