YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2640
KARAR NO : 2008/6691
KARAR TARİHİ : 01.05.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ile davalı Bakanlık ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişiler, … İlçesi, …Mahallesindeki taşınmazın kendilerine murislerinden kaldığını ve zilyed olduklarında belirterek yörede 2005 yılında ilk kez yapılan ve 02.12.2005 -02.06.2006 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu sırasında, öncesi tamamen orman olan taşınmazın kadastro komisyonu tarafından orman sayılarak orman alanı içinde bırakıldığını, işlemin iptali ile taşınmazın tamamının orman alanı dışına alınmasını istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, fenni bilirkişi raporunda 2 nolu taşınmaz olarak gösterilen taşınmaza ilişkin olarak tesbitin ve orman kadastro haritasının iptaline, bu taşınmazın orman tahdidi dışına çıkarılmasına, 1 nolu taşınmazın ise (A) harfi bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından bu taşınmaza yönelik davanın esastan reddine, (B) harfli bölümüne yönelik davanın ise orman kadastro çalışmasında orman sınırları dışında kalması nedeniyle hukuki menfaat yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacılar ile davalı Bakanlık ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Hükme esas alınan uzman orman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda fenni bilirkişi raporunda gösterilen 1 nolu taşınmazın (A) harfli 1071.39 m2’lik bölümünün 1959 tarihli memleket haritasında yeşile … alanda kaldığı, 2 nolu taşınmazın tamamı ile 1 nolu taşınmazın (B) harfli 1229.30 m2’lik bölümünün ise memleket haritasında açık renkli alanda kaldığı, yörede yapılan orman kadastro çalışmasında 2 nolu taşınmaz ile 1 nolu taşınmazın (A) harfli bölümünün orman sınırları içinde kaldığı, 1 nolu taşınmazın (B) harfli bölümünün ise orman sınırları dışında kaldığı, açıklanarak 1 nolu taşınmazın (A) harfli bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu, 2 nolu taşınmaz ile 1 nolu taşınmazın (B) harfli bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklayarak taşınmazın resmi belgeler ile orman tahdit haritasındaki konumunu göstermişlerdir.
1) Davacı gerçek kişilerin 1 nolu taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden :
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli 1 nolu 2300.69 m2’lik taşınmazın (A) harfli 1071.39 m2’lk bölümünün resmi belgelerde yeşil ormanlık alanda kaldığı,toprağının orman toprağı olduğu, orman kadastro çalışmasında ormanlık alan içine alındığı ve orman sayılan yerlerden olduğu, (B) harfli 1229.30 m2’lik bölümün ise resmi belgelerde açık alanda kaldığı ve orman kadastro çalışmasında orman sınırları dışında bırakıldığı anlaşılmakla mahkemece (A) harfli bölüme ilişkin olarak açılan davanın esastan, (B) harfli bölüme yönelik olarak açılan davanın ise hukuki yarar bulunmadığından reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacıların temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davalı Bakanlık ve Hazinenin 2 nolu taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Uzman orman bilirkişileri tarafından çekişmeli 2 nolu 1199.73 m2’lik taşınmazın resmi belgelerde açık alanda kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmış ise de bu taşınmazın aynı bilirkişilerce yapılan uygulama sonucunda tüm yönlerden orman olarak sınırlandırılan ormanlık alan ile çevrili olduğu, herhangi bir mülkiyet belgesinin bulunmadığı, 6831 Sayılı Yasanın 17/2 maddesi gereğince orman içi açıklık olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakta olup, kaldı ki gerek 1986 tarihli gerekse 15.07.2004 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a fıkrasında orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitkiler veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağının öngörüldüğü göz önüne alınarak mahkemece bu taşınmaza yönelik olarak açılan davanın da reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşünceler ile bu taşınmaz yönünden davanın kabulü yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:1) Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenler ile davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının reddi ile 1 nolu taşınmaza ilişkin olarak kurulan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine,
2) 2. bentte açıklanan nedenler ile davalı Bakanlık ile Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile 2 nolu taşınmaza ilişkin olarak kurulan hükmün BOZULMASINA 01/05/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.