Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/3062 E. 2008/6262 K. 24.04.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3062
KARAR NO : 2008/6262
KARAR TARİHİ : 24.04.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, … Köyü, … mevkii 106 ada 22 parsel sayılı 979,85 m², yüzölçümündeki taşınmaz, aynı köy Köy İçi mevkii 109 ada 32 parsel sayılı 544,03 m² yüzölçümündeki taşınmaz ve … mevkii 116 ada 7 parsel sayılı 77,24 m², yüzölçümündeki taşınmazlar imam evi ve arsa, cami ve arsası, kooperatif arsası niteliğiyle belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı köy tüzel kişiliği adına, aynı köy … mevkii 106 ada 23 parsel sayılı 203,79 m² yüzölçümündeki taşınmaz arsa niteliğiyle belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Mercan Hatısaru adına tespit edilmişlerdir. Davacı Hazine, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerden olduğu ve davalı yönünden zilyetlik koşullarının gerçekleşmediği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece zilyetlik koşullarının oluşması ve Hazine tarafından sunulan vergi kaydının zemine uygulanamaması gerekçesiyle davanın reddine ve dava konusu taşınmazların davalı köy tüzel kişiliği adına tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
1- Dava konusu 106 ada 23 nolu parsel kadastro sırasında dava dışı Mercan Hatısaru adına tespit edilmiş, Hazine ise köy tüzel kişiliğini davalı göstererek dava açmıştır. Tutanak malikleri davalı gösterilmediğinden … yönünden husumet nedeniyle red kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek köy tüzel kişiliği adına tescile karar verilmesi bozmayı gerektirir.
2- Dava konusu diğer taşınmazların temyizi yönünden ise;
Hazine taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanılamayacağı iddiasıyla dava açtığına ve taşınmazların bitişiğinde de orman vasfıyla Hazine adına tespit edilen 105 ada 1 parsel ve 106 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar bulunduğuna göre, taşınmazların orman olup olmadığı ve hukuki durumu öncesi itibariyle araştırılmalıdır. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulamaz.
Dosya içeriğinden, çekişmeli taşınmazların bulunduğu bölgede daha önce orman tahdidi yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece, bu hususta araştırma yapılmamıştır. Tahdit yapılmışsa; kural olarak, bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak, bu sınırlandırmada 4785 Sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Zira, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup; bu yasaya göre, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, öncelikle orman sınırlandırılması 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınarak yapılmış ise, haritası uygulanmak suretiyle; sınırlandırma, 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmış ve taşınmaz, tahdit sınırları dışında kalıyor ise veya sınırlandırma hiç yapılmamışsa, memleket haritası, eski hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip; halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli yer ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, bu belgelerde taşınmazın ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24/04/2008 günü oybirliği ile karar verildi.